Hilmi Emmi’nin kuzu otlatması
Kör Ahmet’in bal çalması
Taş kaldırımlar ahşap evler
Panayırda at yarışları
Kesime giden etlikler
Annemin köme bulaması
Molla efendi yanlış yapma
Biz de ALLAH'ın kuluyuz
Çok küfrettin dışladın
İmam Hüseyin soyuyuz
Cehenneme odun attın
Göçtük göçtük akın akın
Baba yolcu, anne yorgun.
Abla el olmuş
Çucukluğum,
Çocukluğum geldikçe aklıma
“Teller mi kırıldı çalmıyor sazlar
Nereye gitti vaatler sözler
Kayboldu Ata’nın yaptığı izler
Şikayeti bizler kime yapalım...”
Esnafım dardadır, işçim sokakta
Memura verilen maaş, ev kirası olmaz
Demişler iyi çalış, doğru git helal kazan
Kravatsız istemem, pantolon ütülü olsun
Memur der ki: “nedir bu çektiğimiz”
Konuşsan ihtar, eleştirirsen ceza:
Gece rüyamda gördüm;
Melekler arasında
Uzak durdun, yaklaşmadı
Her zamanki alımın çalımın
Güzelliğine renk katıyordu.
İşin hakkı
Baba hakkı ana hakkı
Yeme, içme, kul hakkı
Babam Rıza idi
Rızasız olmaz, kul hakkı derdi
Bin kişinin önünde iki binli yıllarda
İnsan dövülür mü öğretmenim
Derslerde iyiyim
Ekonomide geriyim
Neden hor görürsün öğretmenim
Şiir,
Sevgilinin göz yaşıdır,
Suyun karayı yalayışıdır.
Yağmurdur, kardır.
Kesilen yoldur, geçit vermeyen dağdır.
Düzenin aldatmasına esir düştük sevdalım
Söz verdik, yerine getirdik, yere düştük sevdalım
Senin üzülmene üzüldüm sevdalım
Bir zamanlar ağaç gibiydik
Orman gibi özgürdük
Göze geldik dize geldik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!