Bir dost ki cemaat de, ismimizi söylermiş,
Gönül muhabbetiyle, derin hasret çekermiş,
Ufka bakan gözlerle, bizi görmek istermiş,
Bir dost ki ilk fırsat da, meşke davet edermiş.
Yüreğimiz geniştir, ferah bulur orada,
Zamanı düşünüyorum,
Geçse bir türlü güzel, dursa bir türlü,
Niçin dakikalarla mutluluğu buluyor,
Saatlerle üzüntüyü yaşıyorum,
Sağa dönüp, gülerken dostlarımla,
Sola dönüp, ne için ağlıyorum,
Yükseklerden dolu, dolu, yağan kar,
Karaları örtüyorsun değer mi?
Nasıl çanağında daneliyse nar,
Yıldız,yıldız eriyorsun değer mi?
Her yeri seversin, beyaz teninle,
Bir orman yolunda canım,
Seni gördüm dün gezerken,
Serap gibi kayboluverdin birden,
Hiç yokmuşçasına.
Bir deniz içinde ömrüm,
Seni gördüm dün yüzerken,
Bir endamın, meçhul heyecanını,
Hayal eder, benliğimde yaşarım,
Fevkine varınca, derin insicamını,
Pişman olur, gördüğüme şaşarım.
Bir gönülün, derin duygularını,
Aşk çölüne dökülen, küçük bir serap olur,
Ateşli yüreklerde, yanarak kaybolurum,
Sevda için yaşayan, basit bir mecnun olur,
Ateşli yüreklerde, kor olur kaybolurum.
Memleket kokusu, geliyor burnuma,
Ölecek insanlara, toprak koktuğu gibi,
Bir ferahlık çöküyor, o an ruhuma,
Tıpkı Huda’ya, teslim olan ruh gibi,
Memleket kokusu, geliyor burnuma,
Sevdalı gönüller,çileyle kardeş,
Günleri dağınık,yüreği serkeş,
Şu koca dağların,üstüne doğru,
Yaşlı gözler ile,doğuyor güneş.
Şimşek olur parlar,bir tokat çarpar,
Büyük hedef yolunda, koşarken tüm gücümle,
Engellerde yıpranır, yalınayak kalırım,
Bu nasıl aşktır diye, şaşırıyor bir cümle,
İstikamet doğrudur, yollarda aldanırım.
Sonsuz bir gayret ile, keşfederim çevreyi,
Tarife çok çalıştım, dilimin döndüğünce,
Şiirlere sığdırdım, aklımın erdiğince,
Resimlere anlattım, gözümün gördüğünce,
Varılır mı tasvirle, sendeki güzelliğe.
Kahramanı sen olan, hikayeler uydurdum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!