Bak, sabah oldu yine.
Gece boyu,
Defalarca öldüm sessizce.
Son bir kez demiştim:
Baksam gözlerine,
Dışarıda gövdesiz kuş kanadı,
İçeride bir kadın saçlarını tarıyor.
Çöplükte aranan umudu
Üniformalı bir adam çalıyor.
Biraz ileride deniz kan kusuyor.
Limanda gemiler
Sen misin zihnimi karanlığa gömen,
Benliğime, yokluğunda bile, diz çöktüren?
Kalbime mi saplandı kaybettiğin hediyen,
Yoksa ben miyim yalnızca deliren?
Bir şey var bu sokakta çözemedim.
Çöp kutularında kediler değil.
Değil tren sesleri.
Gün ışığı şöyle dursun.
Binalar üzerime devriliyor.
Bir şey var bu sokakta çözemedim.
Turuncu yerini maviye bıraktığı zaman
Bir tatlı hüzündür yeryüzünü saran
İşte o zaman
İlhamını geceden alır, sanatla uğraşan.
Gün yine batıyor.
Ufukta kızıl bulutlar, acı içinde kıvranıyor.
Yıldızdan düşen gözlerinde, acının silueti var,
Çiçek açmış kollarına, küçük bir kelebek konar.
Kalbinde bana ayırdığın oda; biraz ince, biraz dar.
Biliyorum, yaratmanın temelinde yalnızlık var;
Onun için mi bıraktın beni; yalnız, tarumar?
Tek sebebi:
Hissedememense sevgimi
O halde kabul ediyorum yenilgiyi
Ama zihnimse eğer müsebbibi
O zaman bir şans ver,
Çünkü öğrendim artık bastırmayı,
Gece yarısı gözlerim bulutlu
Elimde ölüm, bekliyorum:
Bir umut kapı açılır,
Odayı leylak kokusu sarar,
İçeri yavaşça süzülürsün,
Vazgeçerim.
Bu mektup sana yalnızca sana
Bırakıp gittin beni yalnızlık limanına.
Bir tek hayalin kaldı yanımda
Üstümde bütün bir mevsimin ağırlığı
Ve farkındalıktan doğan düş kırıklığı...
Tuhaf akşamlardan geçtim.
Kaldırımda şarap kokusu.
Ağaçlar sonbaharı unutmuş,
Haftalar eksik ilerliyor.
Birkaç adım sonrası
Düşüp kalkıp ilerlesem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!