Ölüm bizi bulduğunda;
Bir yıldız mı sönecek
Aynı anda gözümüze çarpan?
Dünyamın sonu mu gelecek
Uzayıp uzayıp düşen?
Kirpiklerin dökülse,
Bir akşamüstü;
Hava karışık, biraz bulutlu.
Bahçede oturuyorum.
Sokaklar sessiz, sokaklar kuşkulu.
Kapı açılıyor.
Kaç yıl oldu bilinmez.
Gözlerimde ışığın eksik.
Kayboldu silüetin çoktan.
Tek hatırladığım iskambil kâğıtları...
Kimi vakit ismin gelir.
Saplar temreni
Mürekkebim akar.
Dökülür dizeler.
Kimi vakit hatıran gelir
İmrenirim.
Bir masadan kahkahalar yükseliyor.
Bir erkek, iki kız...
Bahar gibisiniz; neşeli ve ılık.
Kızın parfümü sol kokuyor.
Biliyorum, bu seni etkilemiyor.
Sen, masadan uzak,
Ne nakit oldu duman solumadın
İyiden iyiye kayboldu denizin rengi
Maviden bozma, nemli
Sonbaharın şevki mi kırılmış
Böyle miydi dokunmadan önce
İştahsız, ölü,
İçimde felaketin nefesi
Karanlıkla bezenmiş, sisli.
Geçtim sahilden defalarca.
Ne tozuna rastladım
Ne de sürebildim izini.
Bu şehir artık ölü bir şehir
Bir başka dünyaya göç etmeli
"Vurgun ve bela"
Birkaç aldatmaca
Yeniden, soğuk
Düşünebildiğim tek kelime.
Her gün ayak izlerine basıyorum.
Rüzgâr saçlarına karışmış,
Havada asılı kalmış kokun.
Bir köşebaşından çıkıveriyorsun.
Korkuyorum.
Kalbim tekliyor.
19.30 da bir çivi saplandı göğsüme
Ateş aradım biçare sıçradım
Dumansız hayat solumadım
Kapılar kapalı
Pencereden atladım
Yürüdükçe çınlıyor kulaklarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!