Dünyalı arkadaşlarla,
Ay istikametinden,
Mars yönüne gidiyoruz,
Kafileler halinde.
Eskittik mavi dünyayı,
Giderken masa üstünde bıraktım
Resmini,
Gülüyordun Yamasoti.
Yalnız bıraktım, belki üzüldün.
Ağlamışsın, gözyaşın gördüm Yamasoti.
Dünya elinizde kapitaller.
Güzel pazarlıyorsunuz insancıkları.
Hiçe saydıgınız, bilim insanlarının emegini,
Ölüm, ve sömürü diye formüle ettiniz,
Dünyayı anlaşılmaz Modern matematik,
Dili ters, içinde fitne Anlaşılmaz ajan dili,
Ah güneş beynimi öyle kızdırdınki,
Nerdeyse kaynayacak.
Bari birazda su katta,
yemek olsun, akşama yeriz birlikte…
Bir türlü beceremedim, şapka takmayı
Daha iki gün önce kaybettim, sonuncusunu
aslında bir başka
bambaşkasın sen.
“dünya gülü,
ayın ışığı”,
güneşin şavkısın sen.
İzin verme,
Yılların geçip gitmesine.
O geçip gitsede,
Sen ondan daha hızlı koş.,
Yılların önüne geçmeye bak.
Onun eski huyudur
Sol omuz yakasında kartı
Çiğ köfteci Mehmet Emin
Dostmuş gibi gülümser herkese
En derin saygılarını sunar masalara
Ne kadar isterdiniz, efendim
Bende saygılarımı sunarım, bu kibar çiğ köfteciye
Evet işin aslı bu,
Meger ben bir korkakmışım.
adını koyamadığım bir tür tuzakta,
çok uzun zaman yaşamışım.
Ders çalışmaktan, arkadaş edinmekten,
Alıp başını bir yere gitmekten korkmuşum.
aslında bir başka
bambaşkasın sen.
dünya gülü,
ayın ışığı,
güneşin şavkısın sen.
Yarayı,
İlaç iyileştirir,
ilaç ver yaraya dediler.
İlaç verdim o yüzden.
Dinmedi acım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!