yalnızlık koğuşlarına hapsederken yüreğimi sen,
ben gidiyorum bu şehirden.
ardımda yollar, soğuk kaldırım taşları ve yılgın rüzgarlar...
diğer yanımda umutlara katık ettiğim anılar.
eylül akşamlarına düşen yağmurlarda,
yol alıyorum rıhtımdan sensiz bir sonbahara.
seni geride bıraktığım şehrin ötesinde
senden arta kalan hazan mevsimlerindeyim
kiralık güneşlerde ıslanıyorum şimdi
ve sana mülteci akşamlarda yaşadığım yirmi dört ayar günbatımları
çünkü batmadan anlaşılmıyor kaybedilenlerin anlamı
yüreğimdeyse kaybedemediğim onlarca anı
bir acı feryat bu anne
yılların ardında
yürek yangınlarında
oğul diye sardığın bedene
yaktığın ağıt tadında
ve şimdi geriye dönüp her baktığında
iliştirip gözlerimi vuslatına
varlığına dair hayaller kuruyorum yokluğunda
uzanıp sensiz saatlerin namlusuna
hasret ayazlarında vuruyorum gecelerimi
duy beni ey sevgili,
sığındığım son limanı da kaybettim işte
tanrıdan dilenmiş bir dilek düşün
yalnızlığımın çaresizlikle anıldığı bir şehirde.
karartma gecelerine şehrimin
ay ışığından tek bir dilek.
yalnız masmavi umutlara dilenen.
bir dilek düşün ben mayın tarlalarında yürürken
şehirler geçiyorum,
ardımda yollar...
bir hasret türküsü dilimde
ayrılığa çalan gözlerimle
gidiyorum işte,
her nefeste geri dönsem de.
bulutları sil pencerenden
ve güneşin doğuşunu izle bu sabah
en koyu karanlığında yıktığını göreceksin geceyi
her şeyi yeniden nasıl da canlandıracak
uykudayken dağlar denizler
sen kalk ve hadi güneşin doğuşuna bak
yaşama dair atılmış adımlarıyla
hayat yolunda bir yolcuydu gönlüm
ve bir seyyah misali düştüğü yollarda
ufuk çizgilerinde geçmekteydi ömrüm
bilinmezliğin telaşıydı belki zaman
özlemek seni...
hasretin en koyu kuytularında.
bir firar gecesinde asıp bütün yalnızlıkları
uzanmak ellerinin sınır boylarına.
sevmek seni...
seni düşünüyorum sevgilim,
yokluğunun tutsağı bir gecede daha.
yüzümü çevirmiş gecenin karanlığına,
ismini veriyorum her bir yıldıza.
ılık nefesin gibi çarpıyor yüzüme poyraz.
ne kadar güzel...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!