24.12.2003 Ankara/Altındağ
Âlem ü zevâl içinde, gam ü kederle sarılmış iken,
Görünür oldu bir nur, gecenin en kahr ü fecrinde.
Fakat o nur ki, âleme mâl olmuş her karanlıkta,
Gözler ona nâzır değil, kulaklar duymaya muhtaç idi.
Zamanın derin kuyularında kaybolmuştu insânlık,
Sırtlanlar, canîler, yeryüzünde tek söz sahibi.
Beşer ki, acz ile doğmuş, zulüm ile yoğrulmuştu,
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta