Dost bildiklerim de beni terk etti.
Kendi elleriyle ateşe itti.
Başkasına yardım edeyim derken.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
Birer birer eksilir yapraklı takvim.
Ömrümden azalır tükenir vaktim.
Değişmez kimseye diyordum fikrim.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
Dertlerim çoğaldı bulamam çare.
Pusula sız kaldım varamam yâre.
Bir garip kuşum konamam yere.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
Yaşlanıp yoruldum kalmadı takat.
Ne yapsam bir kere gülmedi hayat.
Onca yıl geçirdim etmedim rahat.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
Aylar yıllar geçer değişir çağlar.
Gençliğini senden çalmıştır yıllar.
Zamanla yerinden sallanır taşlar.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
Akınca yaşlarım sönerken köz'üm.
Dünyada bir şeyde kalmadı gözüm.
İlyas'ım bu size son olsun sözüm.
Hayatım ne çabuk aktıda gitti.
İlyas Söylemez 2
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 07:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Giden gençliğim




bak sana biraz imla belleteyim;
Efsun
ki muhabbet demlerinde,
nice mücerred hatıralarda gördük ki,
bizi biz bile ayıramayız; bizi biz bile…,
yakınlarından izinsiz nakli yasal
morgdaki ölü gözlerinde,
kornea ile retina gibi…,
yeri göğe katan bir doğal afet misal,
geçtin başımıza ey aşk…,
ve mest olmuş /kanıyoruz/
dünyanın gözyaşlarıyla,
hayat sürme narkozu altında…,
ne panik ne de şaşkınlık içindeydik,
sanki saatlerimizi kurmuş,
bekliyor gibiydik olacakları,
kalplerimiz ve sadrımız genişti
ve dayanma güçlüğü çekmiyorduk
olanlara ki,
gariptir; içinde bulunduğu yerde bile,
yitiği de olabiliyor insan kendi yüreğinin,
ve ah termal,
kayaaltı dilek çeşmesinden akmamıştır
senden aktığı kadar,
şifa suları,
dut pekmeziyle tahinin
birbirine karışmasıdır aşk ki,
yeniden ayrı ayrı
dile damağa konmayan…,
ki gerekmiyor bir çuval
keçiboynuzunu çiğnemek de seninle,
bir damla bal/şeker tadı için,
ve senin gül bahçesine sinen kokun,
hazan sesli nefesin de yetiyor
doymak ve doydukça acıkmak için…,
ışıltıların yıldız yıldız sarıyor dört bir yanı,
ve göz gözü görmüyor,
gönül gönüle baktıkça…,
al çift kutupluluğumu ver migrenini;
canına sahip çıkmak asıl,
muhibana canını vermektir…,
ki aşk can vermek değil,
aşk; can içinde can olabilmek,
tek can kalabilmek ve
kaybedip kaybedip sayısızca
bulabilmektir yitirdiğini…,
âdem ve havvanın yasak meyvaya uzanırken,
aşkın ellerinden tuttuğu o an,
bir kadir gecesine denk gelmiş olabilir mi…,
ki hatırlıyorum, bu soruyla secdedeydim,
ve kıble ne yönde deseler bilmiyordum,
ki yönüm bir siy/ah güle bakıyordu,
üstünden gözümü hiç ayıramadığım,
ve o secdeye kapanışta toprağını öptüğüm,
o siy/ah güledir meftunluğum…,
ah;
TÜM YORUMLAR (1)