Düzüldü haysiyetli güzellemeler bu aşk’a;
Taptım, bu-aşk’a!
Taptım ben sana, taptım ben sana;
Taptım ben aşk’a, taptım ben aşk’a!
Devasa asma bulutsusu yüzümüzü ördü, patlayıcı burjuva süpernovaların makus gelecekleri. Bitki labirenti, az küçük olsa güneşimiz, az büyük olsa kara deliklerimiz.
Oysa geviş getiren karabatak’lık kaçın kurası, düşse burada çıkacağı yer orası.
Çardak ebemkuşağında bir küçük kız,
Emzikli ve harekette emekliyeberi.
Its a strange day
Garip bir gün
No colours or shapes
Renkler yok şekiller de
No sound in my head
Kafamda hiçbir ses
Delinin rüzgarıçok öncesi tutuştu,raporlar ötesi çağda.Van Gogh'tan öncekıvrık resimler yapmayabaşlamış olmalı Dali; tepeden bir saat yuvarladı.Döndü dolaştı duvarın yassı saati.Eridi, büküldü, akmaya başladı.Sonra Gogh'tan ağaçlar, selviler...Şimdiyse artık dallar mı kaldı? cennet mekanı düz etmek için; ila da ama, işte, yapraklar! ! dallarında yerleriniher şeyden önce almış olmalılar.
*
Karavana umutgeçici halüsinasyon esrimeleri; nektardan bir damla kazıklı voyvoda,çok şey demek olur mağranın devamlar havanı’na.-çünkü ne kadar aldığın önemli, ‘alsak fazla aspirin morttuk’ denli; dikkati, özellikle bu noktalarda, yoğunlaştırmalı. -Geri gelen takat:oy! ! o her zaman orda bulunmuş; yerini benimsemiş bir muzaffer, heyhat.
*
1.
Kardan çatılanmış evlerin açık yeşile dönen
örgüsü birleşiyor geceyle:biri ışıklı,
diğeri içeriden ışık sızdırmayan bu evlerden
ve hemen karşılarında kardan bir tepecik;
Grup yazım ön versiyonu:
Neler gördü bu oda
Neler,
dışarısı kadar;
Görecek olduklarını da
Dönülmez akşamın ufkundayız,
Neden politikalar üretir dururuz.
Akşamların hepse sabahlara çıkışlarındayız
Neden paraya tapınır kalkınırız
Varlar seğirtiyor seni göklere
Ve orda gerçekleşen bir şeyi
Buluyorsun biliyorsun sadece.
Gün’ün farkındalığı Güneş’le kaçıyor;
gece, aydınlıkla birleşiyor
Kucakladığında çocukları,
Gururu ve kini hatırla:
Onları seversin, değil mi?
Onlardan bir şey beklemezsin …
Onlar seni sever çünkü bilirsin.
Ve bilirsin böyle ben severim seni …
Bacağını seğirerek geldi Nadine. Yanı başından yükselen kale içindeki kule
yükseliyor en yükseklere. Bulutları delip geçiyor artık …
Bilemezdi bunu.
Ana kapıdaki tek görevliye sordu, şatoyu bekleyen:




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...