Ayrılık değil bu,
Tenimin, teninden sökülmesi...
Dilimin ucunda küfür gibi vedalar,
Ne desem sonu ayrılık, ne yapsam bin pişman.
Tut hadi çek ceketimi omuzlarımdan,
Benim senin için yapabileceğim şeyler,
Kendim için yapabileceklerimden daha çoktu…
Senin ise benim için yapabileceğin,
Hiçbir şey yoktu!
(8 Kasım 2010 15.26)
Bu akşam efkârım derin,
Gitme kal ay ışığı,
Çayıma yansı.
Ne dem biter bu gece
Ne de su,
Burnumda buram, buram
Közlenen hatıralarıma kıvılcım bakışların,
Titreyen sesinle yetemediğin yarım kalmış cümleler,
Üşümüş ellerinle yaktığın yanaklarım,
Yüreğimdeki izi…
Ben mi gitmiştim sahi?
Hapseden onlar değil,
Yanıltan parmaklıklar…
Dışarıda sandım ben kendimi senelerce.
İçeride milyonlarca insan,
Her biri tutsak kendine…
Günümüzde,
Geciken ayrılıkların adı “aşk” oluyor.
Hepsi kısa mı sürüyor?
Belki hayır!
Fakat hepsi neticede son buluyor.
Nereye gittiğin midir?
Yoksa kiminle gittiğin midir önemli olan…
Kiminle gittiğin midir?
Yoksa kimden gittiğin midir gözlerine dolan.
Sen boş istasyonda, eski bir bankta.
Karlar yağdı cebime,
Düşman oldu ellerim ceplerime.
Bir savaş var,
Elleri ceplerimde.
Kanlar aktı ceplerimin kıyından,
Bakar bıkar baktırır,
Sever sevmez bıktırır,
Kazma kürek yaktırır,
Ateşten külkedisi.
Olsun bitsin fark etmez,
Benim adım asker.
“As-pas-kes” diyerek,
Yarına yürüyordum çocuk adımlarla.
Tek-tük ses duyuyorum şimdi dostlarımdan,
Hepsi uzakta.
Önüm arkam sağım solum boş.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!