Bir komşu evi, demirden basamaklı,
Bir çocuk var camında,
Pasaklı mı, pasaklı!
Bir çocuk,
Yaşlı gözleri çapaklı,
Evden çıkma yasaklı.
Balkondayım,
Gülümsüyorum gökyüzüne bakarak.
Üzerimde incecik bir hırka,
Bir karton parçası üzerinde yalın ayak…
Yağmura tutuyorum avuçlarımı.
Hiç bu kadar sıcak olmamıştı ıslanmak.
Bizim bir isme ihtiyacımız yok,
Kime “aşk” desen gösterir yerimizi.
Çok eskiden senin gibiydik biz de…
Zamanın sularında kaybettik teknemizi.
Alev aldık yandık, alev olduk yaktık yerine göre.
Beni bekle.
Henüz erken.
Bir deniz fenerinde yakalandım,
Sana şarkılar çalarken.
Hayaller biriktirdim yanaklarımda,
Çiçekçi kız bağırır,
“Güneş dolu sepetim! ”,
Ardında gölge gibi,
Beş yaşında bir yetim.
Görmeyen kardeşine,
Adam zengindi, kadın yoksul.
“Sana mutlu bir hayat sunacağım.” dedi adam,
“Seninle hayatımı paylaşacağım.” dedi kadın.
Evlendiler.
Kadın yalnızdı, adam yoğun.
Uyandım
Ve açtım gözlerimi.
Onun gözlerini hayal ederken buldum kendimi.
Güzel bir bahar sabahıydı,
Çocuktum henüz.
Katıksız sevgiye mahkûm azılı bir âşık gibi…
Yaka paça sevdana itildim uçurumlarımdan.
İdam edildim ömrüne.
Şimdiyse hüzün kokuyorsun gözlerimde.
Tuhaf, anlamsız ve gerçek…
Değildir her gök kuşağı rengârenk.
Kiminde yer yer gölgeler vardır.
Kimi karanlıklar içinde.
Kimi de bembeyazdır.
Kiminin azdır ömrü.
Bir müzik yankılanır,
Dört kulak sağır olur.
İki yürek irkilerek,
Müziğe odaklanır.
Her bir notasında aşk…
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!