Terk-i didar eyledim, geçtim heva-yı yardan
İnkisar etti gönül, el çektim istmiradan
Nice dem bağlandım ümid iplerine sabr ile
Akıbet düştüm yere, kurtulmadım girdabdan
Kökbörüyle yıkarız, Tengri kutsar elini
Kan akar ovadan, taşır kılıç hevesi
Ölüm namı beklemez, iniler narası
Söyle bu yabancıya, burası Türk diyarı
Balbal olur düşmana, her vuruşun hatırası
Didarına nail oldum nefeste
Firkatle yoğruldum her bir kalemde
Lal eyledi beni aşkın elemde
Unutmaz imiş yarim bir o zata
Ben sandım revadır aşk-ı sergerdan
Bilmeden gönlümü fetheyledin sen
Bir buhur gibi süzüldün içimden
Adınla yanarken gecelerden ben
Bilmemen ne hüzün ey yare-i ten
Bir bilsen vücut bulmuş bu sevda
Yüküm düştü, sessizlikle hafifledim
Söndü içimde iz bırakan o film
Bir hayaldi artık yerini bulmaz
Yüreğim sakin, kimse yük olmaz
Yürüdüm ardımda kaldı gölgem
Saçların gece gümüşle örülü
Dudakların aşk sesiyle bürülü
Gözlerin bana ferahlık bütünü
Sende benim anlamım sevda özü
Gel içimde baştan dünya kuralım
Sevmesen de olur, ben seni sevmeyi sevdim
Gözlerinde kaybolmayı, seninle durmayı sevdim
Gülüşünle aydınlanan dünyayı, nameni fısıldayan rüzgarı
Ve en çok da, sen bilmeden sevmeyi sevdim
Bir gün olur da hani aklına ben düşerim
Bir sokak lambası söndü,
Bir adım attım geri.
Elin elimde değilken,
Üşüdü şehrin yeri.
Dudaklarımda bir sızı,
İçtim, sustum gözlerimde,
Bir şehirden kalma iz var.
Kadehlerde kırık düşler,
Dilimde adını giz var.
Yangın değil bu içimde,
Her gece çıkıyorum ölümün merdivenlerini
Tozlu aynada görüyorum celladın gözlerini
İlmeğini geçirmesini bekliyorum Azrail'in
Ama içimden gelen rüzgarda senin suretin
Beni ölümden alıp kalemime götürüyorsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!