Su susar, su da suya susar,
Er meydanında avlanmayan yiğidi,
Namertçe düşürürler pusuya.
Ateş üşür, su susar, kar yanar...
Kanla dolan denizi kenara bırak,
İsterse olsun dört yanın kurak,
Gerekirse eğer gemileri yakarak,
Geri dönülmez duraktan yana ol.
Su deyipte geçme berraktan yana ol,
Çekilen bir deniz gibi çekilse dilimden kelimeler bir bir,
Lügatler silinse, tek bir kelime kalsa geriye; Tekbir.
Meyveyi dal tutar,
Yolcuyu yol tutar,
Şurada garip düşse,
İnanan bir kul tutar.
Varmak istersen eğer menzile,
Söylemesi kolay olsa da bile,
İzahatı mı belki yalnız iki kelime,
Binlerce meşakkat binlerce çile.
Doğudan batıya çınar gibi uzanan kolumuz var,
Yorulmak yok bize daha gidecek yolumuz var.
Yolun ötesinde Sırattan geçmek var,
Geçebilene Kevser’den içmek var,
Öyle bir imtihan dünyası ki bu,
Karayı karadan akı aktan seçmek var.
Ozan derdini tele yükler,
Yolcu çilesini yola yükler,
Gönül öyle arzu eder ki;
Mukaddes ola bu yükler.
Geçtiğin yollar beste olur yürümene bak,
Ardında hiç dinmeyen bir şarkı bırak,
Nasılsa çıkar karşına bir gün son durak,
Sular aksın, rüzgârlar essin söylesin.
Toprak yeşile dönsün dersen,
Bulutlardan yağmur sağmalı,
Eğer eser vermek istersen,
Bir güne bir ömür sığmalı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!