Ben Ahmet Sercan Kahriman. Sözün yüküne talip, gönlün sesine kulak veren bir şiir emekçisiyim. Kalemim kimi zaman nasihat, kimi zaman sitem, kimi zaman da muhabbet söyler. İnsan değişse de dertlerin, sevdaların ve hakikat arayışının aynı kaldığına inanırım. Yazdığım her dörtlük, gönül defterime düşülmüş bir nottur.
Karanlık hayatımın ay ışığısın,
Nedir cemalindeki o kırgınlık?
Söyle, düş mü bu yoksa hakikat mi,
Nefesin, nefesimde tutkuya karışırken.
Yalancı baharımın gerçek çiçeğisin,
Kerem ile Aslı gibi âhuzârdâyım,
Gönül derde düşmüş, ne hâldeyim.
Ferhat ile Şirin gibi dardayım,
Yüreğime kor düşmüş, ne hâldeyim.
Mecnun ile Leyla gibi sevdadayım,
Hayat yolunda bir yolcudur insan,
İzleri geçmişten kalan bir zaman.
Her adımında saklı bir hikâye,
Her bakışında eski bir hatıra.
Nedir bu ayrımın zarı,
Felekten beter insanın harı,
Bölücülük müdür, sorgu mudur yarı?
Nedir Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı?
Nedir bu devranın yergisi?
Ben Anadolu'yum
Doğumda koparken isyan ateşi
Batımda solarken akşam güneşi
Kuzeyimde nefes kesen Karadeniz'im
İçten içe isyan doluyum
Kaderimin kılavuzunda bicareyim
Değme bana ben viraneyim
Vefasızların dünyasında avareyim
Sorma bana ben ne haldeyim
Yazgı defterimin yırtık, satırı kan
Beşerim şaşar hâline
Bendedir eksiklik, yokluk virane
Odur kelâmımda, dilimde
Kapımda kürküm de şahane
Doğru sözü dilden saçar
Can yoksulu gönül göç eder mi hiç
Özlem yeli bağrımı deşerken
Solmuş ümidin dalı biter mi hiç
Yürek sızısı dem bağlarken
Gözlerimde yaşar hep hatıraların,
Zaman silse de derin izlerini sevdanın.
Yolumun sonu belki sana çıkar,
Sana mı varır, bana mı döner bilinmez yarın.
Gözlerin derin kuyu, ben suya hasret,
Elin değse, sır bilmez gönlüme.
Yağmur yağsa da, kurak gözlerime
Sensin içimde, sönmeyen bir hasret
Bir ses duyarım, geceyi seherden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!