Ben Ahmet Sercan Kahriman. Sözün yüküne talip, gönlün sesine kulak veren bir şiir emekçisiyim. Kalemim kimi zaman nasihat, kimi zaman sitem, kimi zaman da muhabbet söyler. İnsan değişse de dertlerin, sevdaların ve hakikat arayışının aynı kaldığına inanırım. Yazdığım her dörtlük, gönül defterime düşülmüş bir nottur.
Nedir bu ayrımın zarı,
Felekten beter insanın harı,
Bölücülük mü, sorgu mudur zarı?
Nedir Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı?
Nedir bu ahvalin yergisi?
Beşerim şaşar hâline
Bendedir eksiklik, yokluk virane
Odur kelâmımda, dilimde
Kapımda kürküm de şahane
Doğru sözü dilden saçar
Kırk makam kırk niyaz
Talibine olur avaz
Pir kapısında her niyaz
Yürüdüğümüz yol bizimdir
Ulu divan Muhammed Ali'dir
Kara gözlerinin mahşeri
Yıktı beni, zâr eyledi
Gül cemalin gizli hançeri
Yaktı beni, kor eyledi
Sercaniyem deli sevdası
Kalemin kara bahtı kaderi
Silinmezki cevri cefa kederim
Ümitsizler ülkesinde seferi
Yalan dünyanın kör Kervanı
Dert yükünü vurmuş garip sineme
Dünya fanidir, güzelleştiren Şah’tır
Beşer divanında dönen bir semah’tır
Galip olan Hüdâ’dır, sözüm niyazdır
Sadece Hakk’tan isterim
Erenler demine “hü” deyip varılır
Kahrimanın mahzun gülüşü,
Asrı seyre dalan irfan dönüşü;
Hikmet misali son dökümü,
Kıran kırana asır öyküsü.
Kahrimanın hasıl ihtimali,
Masumiyetin yergisi harı
Beşerliğin arzu nefsi narı
Arınmaz ki yağmuruyla zarı
Kötülüğün nefsi kumaşı
Kelam döker balı harlı dili
Mahmut Kahriman’ım, neyler gönül yetim,
Alamadım muradı, yüküm çetin.
Kimsesizler ülkesinde varım yokum,
Neyleyim ben viran dünyayı.
Mahmut Kahriman’ım, sızım dinmez,
Ne edebi var ne ar'ı var
Sanki türlü türlü hüneri var
Fitnesi var şerri belası var
Acap kime ne dermanı var
Ne mütevazi ne nazik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!