bir ceylan yavrusu gezer kırlarda
tatlı soğuk sular içer pınarda
bir avcı katletti onu hunharca
dağlar bile isyan etti duyunca
zalım avcı vurma sen o yavruyu
bir koyu karanlık ay ortada yok
yolum dolabaçlı hemde çamur çok
bir silah patladı hiç sebebi yok
vuruldum geceye düştüm be gardaş
sabra sığındım sırrımı demiyorum hiç kimseye
derde düştüm dermanını sormuyorum hiç kimseye
vurgun yedim şu felekten vuruyorum hep bağrıma
kavuşurum belki bir gün ceylan gözlü o yarime
günler değil yıllar boyu
hem bekledim hem ağladım
üç yüz altmış beş gün her yıl
yas tuttum kara bağladım
yılda bulunan dört mevsim
sanma sevdayı aşkı bir avuntu masalı
davranıpta hal tavırda çocuksu
sana bağlı sonsuz mutluluğun kendisi
sanma bitmiş tükenmiş önceden yoktur sonrası
yakışmıyor sana aşkı hayalde bir düş sanması
yaklaşımın olsun yakın
sakın ha sakın olmasın sakın
biraz düşün biraz bakın
olmaz bende kirli çıkın
yalan dolu sahte sözler
bir zamanlar kapak resmi olan aşkımız
vurgun yedi rafta tozlu albüme döndü
sen sılada elde ben gurbette şaşkınız
gönül yürek ruhlarımız yandı ha yandı
hayaller kurardık türlü biz çok mutluyduk
muhabbetsiz sevgi mehtapsız gece
gibi sıkıcıdır huzur bulunmaz
bülbül gonca güle mecnun leylaya
muhabbet duymazsa aşkla dolamaz
gecemin mehtabı mecnunum leyla
derdim bir değil de bine ulaşsa
hasret özlem çile cana doluşsa
ömrüm hazanlara dönüp dökülse
vazgeçemem senden bil ki sevdiğim
sensiz tüm kainat kafes
alıp versem bile nefes
sana olan sevdam heves
değildir bil sen prenses
sen sultanlar sultanısın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!