Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

Şiir Okuruna Notlar:

5
Raks Şiiri Üzerine


Devamını Oku
Ahmet Kemal

‘SESSİZ YIĞINLARIN SESİ’ 1


Bu ifade Sabık Başbakan Mesut Yılmaz’a ait, ama ‘Onu hiç mi hiç ifade etmeyen bir deyim. O’na en çok yabancı, en çok ondan uzak bir tabir. Aslında O’nun şuuraltının ifadesi bu, en çok olmak istediği ama asla olmadığı, olamayacağı bir ideal, varamayacağı bir ütopya. Bu sessiz yığınlar zaman zaman dillenmiş, yıllardır yapılan zulümlere ses çıkarmadığı, hiçbir şey bilmiyor, anlamıyor, göbeğini kaşıyıp duruyor, dendiği, aptal çoğunluk, bidon kafalı diye adlandırıldığı halde; hiç umulmadık zamanda, beklenmedik bir tepki gösteriyor, öldü zannedilen bir hastanın ölmediği birdenbire dirildiği, koadan çıktığı anlaşılınca yeniden öldürülmek için tüm yolların denendiği halk bu.
Sürekli aldatılan, sürekli aşağılan bu sessiz yığınlar onları hiçe sayan, onlara hakaret eden bu azgın azınlığı tanıyor, bu ‘Beyaz Türkler’i tanıyor, onun aşağılık yapısını biliyor, onun entrikalarını seziyor ve ilk fırsatta doğrulup ona Osmanlı tokadını yapıştırıyor. Kendisine sürekli zenci muamelesi yapan bu diktacı, aşağılık ruhlu yalancı dolandırıcı, iki yüzlü -hatta bin bir yüzlü- ucube mahluka düşman bile olmuyor, acıyor ona, düzelmesi için dua ediyor, onun yalancı dindarlık gösterilerine inanmış görüyor, onun riyakalıklarını ortaya çıkarmaya tenezzül bile etmeden, hüsn-ü zanla muamele ediyor.
Bu sessiz yığınlar çok önemli tarihsel olaylarda hep kendini gösterdi. Hiç bir zaman zalim olmadı, mazlum oldu. Osmanlı’da kazan kaldıran Yeniçeri’ye ses çıkarmadı. Taht kavgalarına karışmadı. Savaşlara gitti, gazi oldu, şehit oldu. Ama hiçbir hak iddia etmedi, her şeyi Allah’tan bekledi, başına gelen her şeyi –iyi, kötü- O’ndan bildi. Kendini hatalı buldu af diledi, nimetleri gördü şükür etti.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YAHUDİLER



Dünyanın en alçak, en aşağılık milletidir Yahudiler. Bu sözümle beni anti-semitist ilan edebilirler, etsinler. Kur’an-ı Kerim’de en çok bahsedilen kavim onar. Bundan bile kendilerine pay çıkarırlar. Yakup (a.s.) ’ın oğulları olmakla övünürler, ama ona layık hiçbir işleri yoktur. İki kıskançlığın ürünüdürler. Önce Hacer’i kıskanan Sare hatunun, sonra Yusuf’u kıskanan Yakup oğullarıdır onlar. Yusuf’u kuyuya atan onlardır. Hacer’i küçücük oğluyla diyarı gurbete gönderen soya çekmişlerdir. Yakup (a.s.) a evlat acısı çektiren onlardır.
Babil’de fitne çıkaran onlardır. Firavun esaretine düşüp onları kurtaran Musa (a.s.) ’a ihanet eden onlardır. Tek tanrıya iman ettikten sonra puta tapmaya dönen onlardır. Gökten helva yağarken mercimek isteyen onlardır. Peygamberlerine ‘Git Tanrınla beraber savaş, biz gelmeyiz.’ diyen onlardır. Bir sürü nimete nankörlük eden onlardır. Bıldırcın etini beğenmeyip, soğan, sarımsak isteyen onlardır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EĞİTİMİN AMACI


Eğitimde yıllardır bitmeyen sorun amaç sorunudur aslında. Eğitimde amaç konusunda fikir birliğine varmak gerek. Her ne kadar kanunlarla belirlenmiş bir amaç varsa bile toplum olarak bu amacı ne kadar kabullenmişiz bunu sorgulayalım.
Bu amaç kime nasıl sorularak hazırlandı bu pek belli değil. Bu amacı kim belirledi ve neye göre belirledi. Aslında bu amacın belirlenmesinden çok eğitimin insan yapısına ne kadar uygun, toplumsal değerlerimize ne kadar yakın bunun öncelikle soruşturulması, sorgulanması gerek.
Küçük bir azınlığın tek parti diktasından beri sürdürdüğü bürokratik yapının halka hemen hiç sormadan onun değerlerini kaale almadan dayattığı bir amaçtır ve toplum yapısı ile doku uyuşmazlığı barındırmaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ABDURRAHMAN DAYIM YAHUT HAFIZ ZİYA


Uzun yıllar Almanya''da çalıştı. Biz hep O''nu ‘Almanya''daki Dayım'' diye anardık. Dönmüştü, kesin dönüş yapmıştı. Derince''de ev yapmış oraya yerleşmişti.
Babasının evine bile pek gelmiyordu. Yengemi daha fazla görüyorduk. Oldukça resmiydi. Şaka falan yapmazdı. Bizi de pek fazla sevdiğini sanmıyorum. İnsanlara karşı soğuktu. Bu soğukluğun nedenini o zamanlar keşfedememiştim. Yıllar sonra öğrendiğim bir olay bana bu davranış stilinin nedenini açıklamıştı.
Dedem köyde oturuyordu. Dayımı hafız olsun diye kente amcasının yanına göndermişti. Amcasının evinde hem hafızlık yapıyor hem de kalıyordu. Yengem onunla birlikte evinde kalan birkaç komşu çocuğunu daha bakıyor, hatta anlatıldığına göre onları leğende yıkıyordu. Leğende yıkamak tabiri banyo yaptırmak anlamına geliyor çünkü o zamanlar çocuklar kışın üşütmesinler diye leğende yıkanırdı.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSMAİL KARAOSMANOĞLU NAM-I DİĞER AHMET KEMAL

Annem buğday hasadı zamanında doğduğumu söyler. Babamın memuriyete girişi dolayısıyla doğar doğmaz nüfusa kayıt olan tek evlat benim. Benden 2 yaş büyük abim benimle ikiz yazıldı. Benden iki yaş küçük erkek kardeşim ise 2 yıl gecikmeli kaydoldu. Bu yönden şanslı biriyim yani.
Adımı bebekliğinde ölmüş benden iki büyük ağabeyimden aldım. Ebem bana Ahmet adını koydu. Ben ona büyük şair Yahya Kemal’den ilhamla Kemal’i ekledim.(Ebem annemin babaannesiydi. Allah rahmet etsin. Pek mübarek bir kadındı. Bir sürü yetimi büyüttü.)
27 Mayıs İlkokulunu bitirdim. Sınıfın en küçüğüydüm. Benimle birlikte en önde oturan Kuzu soyadlı Mehmet’le bana problem soran öğretmenim Bedia Çelik’in isim takmasıyla tavşan lakabını aldım. Orta ve Liseyi İmam Hatip Okulunda tamamladım. 7 yıllık imam hatip okulu bende büyük tesir bıraktı.
Nihat Erim hükümetinin okulun Lise kısmını açmaması yüzünden Lise 1. Sınıfı Adapazarı’nda okudum. İlk gurbet hayatım böyle başladı. Erzurum Üniversitesi İslami İlimler fakültesini kazandım. 1980 öğrenci hareketlerinde yaralandım. Edebiyat ilgim ve bu yaralanma olayı dolayısıyla fakülteyi 3. Sınıf 2 kez tekrar ettiğim halde bitiremedim.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EMİNE NİNEM YAHUT NAMI DİĞER ANNANEM

KOCASI Hafız Salih Hulusi Efendinin hanımı. Ağa kızı. Poyrazlardan. Rize’de Ağa konağında uyurken haminnesinin sırtında verildi O’na. Bilime çok önem veren bu kadının genleri Anneme kadar aktarılır.
Kocasının kaprislerine katlanmıştır. Güzel olmamasına karşın zenginliği ve ilim adamına değer veren haminnesi yüzünden bu yakışıklı adama verilmiştir. Bu adam fakirdir. Cami hocalığı yaparak evini geçindirmeye çalışmaktadır. Bu yüzden sık sık evden uzakta kalmaktadır. O kadın başına biraz bahçe biraz tarla velhasıl çiftçilikle evi geçindirir. Kocasının katkısı nedir bunu bilmiyoruz.
O fazla güzel olmayan ama aksine evine ve çocuklarına bağlı kadın evin direğidir ve adamın gözü arkada kalmamıştır. Ama adamın gözü açtır güzellere karşı.
Önce Batum’a sonra Balıkesir’e gurbete gitmiş birinde O’na kuma bile yapmıştır. Karısını psikolojik olarak hazırlamak isteyince paparayı yemiş, onun bu ağır tepkisinden korkarak ikinci kadını memleketine getirmekten vazgeçmiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Ailem ve Ben

ABİM veya DİĞER ADIYLA İMAM

Bu adam benimle birlikte yaşamaya mahkum, Ben de Onunla. Babam onun doğumunu epey es geçti. O’nu kayıt ettirmek için benim doğmam gerekti. Benim doğumum mutlu bir olaya denk geliyor Babamın memuriyete başlamasına. Bu yüzden nüfusa günü gününe kayıt olmuşum Annem öyle der. Annem ayrıca Ağustos sıcağında doğduğumu da ilave eder.
Resmi kayıtlara göre ikizim, aslında benden iki yaş büyük. Onun yüzünden iki yıl önce okula başladım. Okula başlama yaşı 7. Ben 5. Yaşımda başladım okula. Bu yüzden hep ezik büyüdüm.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

RAMAZAN VE İNSAN


Ramazan her yıl insana armağanlarla gelir. Bu armağanlar insanı aslına döndüren, onu ebedi mutluluklar verecek olan kurtuluş armağanlarıdır. Bu armağanlar insanı düştüğü umutsuzluk sularından kurtarır.
Ramazan her yıl muştularla gelir, umutlarla gelir, armağanlar getirir. Büyük küçük, sayrı, sağlıklı herkese ayrı ayrı sunar armağanlarını. Bu armağanlar namaz armağanı, oruç armağanı, Kur’an armağanı, zikir armağanı, tefekkür armağanı, sadaka armağanı, zekat armağanı, sıla-i rahim armağanı, ihsan, izzet ve ikram etme armağanı, sohbet ve söyleşme armağanı. İşte daha sayamadığımız binlerce armağanla gelir Ramazan ve hepsini bırakarak gider.
Ramazan bizim dostumuzdur. Bize bizden daha fazla dosttur ramazan. Bu dostluk o kadar güçlüdür ki ta çocukluğumuzdan başlar, gençliğimizde elimizden tutar bizim dünya kargaşasında kaybolmamız için, ihtiyarlığımızda yalnızlığımızı giderir ve son demimizde bizi ahirete el sallayarak uğurlar.

Devamını Oku