Ahmet Karanfil küçük yaşlarından beri bilim tutkusu ile yanıp tutuşan bir bilim insanıdır. Yıllar boyu bilim yolunda yaptığı çalışmalarla hayatını geçirir. Günün birinde hayatını değiştirecek olan bir kadınla karşılaşır. Şair bu kadını Kamelya çiçeğine benzetmektedir. Kamelya kadar güçlü ve güzel bulduğu bu kadın için şiirler yazmaya başlar
İki devr-i sene doldu, gönül hâlâ pür-enver,
Yirmi dört ayın nûruyla, aşkımız oldu muzaffer.
On dört aydan bu yana, nice menziller aştık,
Seninle her nefeste, biz ezelden tanıştık.
Sekiz mevsim devretti, hepsi bahâr-ı gülşen,
Gel ey sevdiğim, düş gözlü cananım,
Sensiz her günüm katlanır hicranım,
Aşkınla tutuşur bu can, bu tenim,
Bu hasrete katlanacak zaman mı?
Geceler boyu adını sayarken,
Bugün dahi ayın on dört, dildârım,
Vuslatınla on dört ayı bulduk.
Bir kevser bakışınla gönlüm mamur,
Sana her dem meftun olduk.
Ser-hoş oldum, aşkınla ben mestane,
Uykusuz dîdeme bilmem ne füsûn etti sesin,
Gamımı dindirdi, uykumu füzûn etti sesin.
Zihnimin devleri pençe-i kahrımdan olurken lerzan,
Beni bir lâtif nağmeyle zebun etti sesin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!