Tanrım!
Bana bir yıldız vadettiğin tümü ile besbelli
Aniden oturuverdi, en koyu geceme.
Pasparlak gözümü kamaştırır, öylesine şehvetli
Öylesine neşeli ki, baksa gözüme hissederim ililiklerimde
Sevginin ne denli mühim olduğunu
Makber saklı gecede beyhude
Yakılır yüreğimde ki bahur
Ne etsem, ne eylesem nafile
Kalkmıyor ruhumdan ebedi kahır
Gelse dökse kırk yılın hatırı
Ne söz, ne eylem
Bana masal anlatma baba,
Bilir karanlıklar, içine hapsettiğini beni,
Koyu tonlarda yol gösteren,
Kum tanesi misali yıldızlar vardı yanımda
Sen bile yokken koyu semaların altında.
Hıçkıramadım bulut gibi çünkü güçlüydüm
Huzuruna sığındım, Yaradan!
Canımı al yer edineyim gökyüzünde
Yıldız'ım tanışsın yıldızıyla
Her semaya çevirdiğinde gökyüzünü
Görsün beni unutamasın,
Hatırlasın vardı sevdiği canı özüyle
Kaçtım zilyon kez buralardan,
Sevdiğim şarkılardan,
Sevdiğim şehirden, kitaplardan
Bir o yana bir bu yana
Yine de dar geldi bana dünya.
Hani ne söylesem kâfi,
Bilir misin sen nedir baharım?
Cennetim elbet ki sende saklı.
Ne vakit düşsem yere,
Ne zaman yaktı mı birileri canımı
"Hiç gözümü kırpmam,
Cehennem ederim, dünyayı yakarım." derdin.
Kim bilebilirdi ki, aşk rüzgarlarını?
Buram buram, derin nefeslerle içime çektiğimi.
Çektikçe içime, içime attığımı
Bilmezler ki, Atilla İlhan'ı
Gözlerinin gözlerime değince felaketim olduğunu.
Durdu zaman ansızın
Onca karmaşa ardında,
Yaslarız birimiz sırtımızı denize,
Diğerimiz gökyüzüne.
Geçen onca ayların ardı sıra
Hasret dolar ruhlarımız
Anlamadınız beni değil mi?
Bana ne krallık ,
ne kralın tacı yaraşır.
Tutturmuşum yüreğimde,
İkidir bir bülbül türküsü,
Garibanım ne çalım, ne çırpım
Isterdim alâsını,
Akan şu Fırat olsun
Şakısın bülbül şarkılarını,
Güle kanayan benim yaram olsun.
Doldur garson kadehi!
Doldur ki ona yazan, çizen şair
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!