Senden gayrı kelimeler geçmez gönülden...
Dilde yüklü kelimeler de ya fettah ya rezzak...
Ne hazmış mutluluğa esir umuda köle olmak...
Yürek mangal göz kara elde tespih dilde fettah...
Kabeyi gören gözlerde çığlıklar ürpertir yüreğimi...
La ilahe illallah Muhammedun Resülullah.
Aklımdan...
Gönlümden...
Ömrümden....
Geçip gidiyorsun...
Ağırlığı belli olmayan..
Yalan dünya....
Yıllar ömründen geçip gidiyor
Yeryüzünde bıraktığım izler gibi
Gecmişim beliriyor yorgun yüzmde
Bir anlık portreye düşüyor gölgem
Ruhum sonbaharın ellerinde
{ Siyah beyaz }
Belkide siyah beyazdı her şey
Aldın hayatımın tüm renklerini
Bir gün o gün karanlığın olmadığı
Bir yerde buluşaçağız elbette
Ah gönlüm dile getirme çok laf etme
Taşbaş dağı duyar feryadimizi sus
bekleyişin umut edişi olsun sevdiğinin
Bana susmak sanada anlamak düşer taşbaş dağı
Bu feryad acısı mejnunun acısından
Gözlerimi yumduğumda
Duyarım o sesi tın tın tın
Tenin ürperişi aslında
Dalar giderim maziye
Huzura dalar gibi
Yıllar ömründen kayarcasına geçip gidiyor.
Yeryüzünde bıraktığım izler beliriyor yorgun yüzmde.
Bir anlık maziye düşüyor gölgem.
Ruhum sonbaharın ellerinde
Savrulan bir yaprak misali
Sus gönlüm çok dile getirme
Sus yüreğin kazanmıyor sus
Yüreğinin değerini bilmediğini
Anlar tez uyanırsın uykudan
Her kes yitiğini arar çok dile getirme Kendi ihtiyacını ortaya koyar....
Her şey yok olup gidiyor...
Zamana tutsak ömür..
Ateşe atılan kömür..
Dudaktan çıkan söz..
Yolunu bulan su..
Ferini yitiren göz..
Bir yer vardı hayalimde gezinen.
Eski bir Antep evi...Eskilerden.
Zamanın vurduğu ağaç gölgeleri.
Yıkılmış bir yedi veren asma bağı.
Esaret kokuyor sokak lambası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!