Yıkılsın devranı, değirmeni
Civan yürek pusat olsa da
Dönen çarka, kâr etmez zamana
Seyret ki bir vakit gök yüzünü
Yıldızların, ay ve güneşin meskeni
Zeytin laciverti fatihalarınla
Ol leylasın kadın
Şaşmadık bir lahza.
Anıtsal sarayların
Barbar sultanlarına şehzadeler doğuran
Gün gelir zulüm; zalimine cellat olur.
Omuzunda nazar boncuğu, muskalar
Gözlerinde inci dizisi, yaşlar
Bahar fışkırıyor sanki gamzelerinden
Yaralı, biçare, kan içinde
Suskunsun
Yanardağ uykusu / suskunluğu
Aşktan mı bunca yorgun olduğun
Suskunsun
Korkunçtur suskunluğu
Buluttan çıkmış ak köpükler içinde
Bir küheylan soluyor tıknefes
Savurmamış çocukluğum yapışık yelesine
Hala koşuyor beni soluksuz binefes
Koyulduk birbirimizi aramaya
Öyle aşikar
Öyle belli ki
Belge istemez
Gözlerinin rengine
Islandıkça
Acının yüzü
Kirmenle eğirdiğin yünmü
Bir ucu bulutlarda sevgimi
Sevginin renkleri varmı
Üşürmü ipleri anne?
Al yeşile boya ellerimi.
Ağla
Ey sevdam ağla
Bu gün boşal
Ağlamakta lazım adamlığa
Çık buluttan
Kurtul ağırlığından
Ve beklenen cemre düştü toprağa.
Sen toprakta tohumsun, suskun,
Tutsağı olma karanlığın, güneşe yürü;
Sabrınla kar umudunu,
Aşkınla kar özlemlerini,
Her köşe başında çıkarıp kokladığım, mendil,
Göğsümde bir sır gibi sakladığım, resim,
Sevdam, sabrım,
Sevda dediysem sen; dağdan kopma,
Sabır dediysem ben; kayadan kırılma,
Eşiğine, sana geldim, kapına, aşkımla...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!