Ahmak ıslatan yağmurlar
Yüzlerce fersah uzakta
Düşler ülkesinden duygular
Bilinmez bir düzen, kara mizah kurgular
Üç bacaklı sehpa önlerinde sorgular
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Neden bahaneler sürülür namluya
Nedenler niçinleri doğurur
Sebepler niçinler de boğulur
Sırf birileri geçsin diye, karanlık
Elde gaz lambaları az mı bekledik
Az mı erketeye yattılar,
Arnavut kaldırımı sokak başlarında
______ Bahanelerle avutur insan kendini , bin bir kelime türetir ve örter üzerini ..bahaneler durağında iner rahatlar
bu güzel anlamlı şiirinizi ve sizi içtenlikle kutluyorum Bülent hocam kaleminiz tükenmesin nicelerine ..Ant10
Saygılar
' Neden bahaneler sürülür namluya
Nedenler niçinleri doğurur
Sebepler niçinler de boğulur
Sırf birileri geçsin diye, karanlık
Elde gaz lambaları az mı bekledik
Az mı erketeye yattılar,
Arnavut kaldırımı sokak başlarında '
Harika dizeler. Müthiş bir özet, geçmişe, sorgulara dair..
Çok beğendim.. Yüreğinize sağlık Bülent bey..
Sebepler, nedenler, bahaneler ve bu üçgende kalmış şaşırmış duygular... Çok hoş bir şiir, derin manalar içeriyor.. Kaleminiz hiç susmasın...
Mısraların her biri ayrı bir başlık gibi.. Her birinin üzerinden şiirler yazılabileceği gibi derin tahliller de yapılabilecek nitelikte sunulmuş algımıza…
Şiire çok farklı anlamlar yüklenebilir; mesela bir şahsa veya şiire cevaben yazılmış olabileceği de akla gelmekte, yani “anlayan anlar” dercesine biraz örtülü yazılmış, gibi sanki…
*
Hayat; yaşatarak öğretir iyiyi/fenayı, doğruyu/yanlışı; umulmadık/beklenmedik “sürprizlere” direnmeyi.. Önemsiz veya küçük zannedilen olaylar öyle tesir eder, öyle sarsar ki; Ahmak Islatan Yağmurlar gibi sırılsıklam bırakır.. Ve öyle ders alınır ki…
Hangi alanda olursa olsun gerek iş hayatı, gerek sosyal ilişkilerde hülâsa her durum ve konumda, kendimize bir hedef belirlemiş isek o hedefe erişme gücü mevcuttur rezervimizde; eğer belirlenen hedeflere erişilemiyor, maksat hâsıl olmuyorsa, sebep güçsüzlüğümüz değil; sığındığımız mazeretler/bahanelerdir niyeti ve azmi engelleyip hedefe vardırmayan…
SAYGILAR / M.YAZICI
Mısraların her biri ayrı bir başlık gibi.. Her birinin üzerinden şiirler yazılabileceği gibi derin tahliller de yapılabilecek nitelikte sunulmuş algımıza…
Şiire çok farklı anlamlar yüklenebilir; mesela bir şahsa veya şiire cevaben yazılmış olabileceği de akla gelmekte, yani “anlayan anlar” dercesine biraz örtülü yazılmış, gibi bir sanki…
*
Hayat; yaşatarak öğretir iyiyi/fenayı, doğruyu/yanlışı; umulmadık/beklenmedik “sürprizlere” direnmeyi.. Önemsiz veya küçük zannedilen olaylar öyle tesir eder, öyle sarsar ki; Ahmak Islatan Yağmurlar gibi sırılsıklam bırakır.. Ve öyle ders alınır ki…
Hangi alanda olursa olsun gerek iş hayatı, gerek sosyal ilişkilerde hülâsa her durum ve konumda, kendimize bir hedef belirlemiş isek o hedefe erişme gücü mevcuttur rezervimizde; eğer belirlenen hedeflere erişilemiyor, maksat hâsıl olmuyorsa, sebep güçsüzlüğümüz değil; sığındığımız mazeretler/bahanelerdir, niyeti ve azmi engelleyip hedefe vardırmayan…
SAYGILAR / M.YAZICI
Gözlerin yine yaşlı
ey kara bulut
ve ızdırap dolu rüzgar
güneş unutulurmu avar
bak yine aydınlık saçıyor
ahkam kesenlere inat... Adnan Çatalbaş
SAYGILARIMLA SEVGİLİ DOST
Gözlerin yine yaşlı
ey kara bulut
ve ızdırap dolu rüzgar
ahkam kesenlere inat...
Bu yağmurlar, o kadar çok ıslattı ki, memleketim halden hale büründü...Güneş açsın artık. Yağmura sebep veren bulutlar dağılsın! Buna çok çok ihtiyacımız var! Yurdumun ışık elçileri her daim olacak elbet...
Mükemmel şiirinizi ve yüreğinizi kutlarım, gönülden...Tebriklerimle...
o yağmurlarda ıslanmak da güzeldi,şiir de.
Şair vurdumduymaz değildir , Duyarsız hiç değildir Toplumun dertleri ile dertlenir v e meramını bu şekilde anlatır.Duyarlı yüreğinizi kutlarım.
Bu şiir ile ilgili 43 tane yorum bulunmakta