Hayaller mi gerçek olur gerçekler mi hayal?
Dünya mı döner yoksa insan mı, bu alem de?
Konargöçer midir ruhlar bir ağaç gölgesinde?
Sermaye gerekmez mi ahiret seferinde?
Yollar mı uzar gider yolcumu kaybeder yolun?
Rehberin doğru ise uğramaz sana zülüm
..
bir aşk için yanarmı insan
yaktım gönlümü en derinden
hiçe saydım hayatı yıllarımı
bir aşk için geçtim kendimden
gözüme gelmedi dağlayan korlar
önüme gelmedi ağlayan anlar
..
dünya da bir başıma kalmış gibiyim
benim senden başka kimim var ki
sokaklarda ser sefil avare gezerim
ellerimden senden başka kim tutar ki
tükendim bitkin sensiz çaresizim
..
Istırap acıdan gönlüm bîçare
Delice vurulmuş bir zalim yare
Ölesiye sevsem anlar mı beni?
Ağlasam ne çare, gülsem ne çare?
O zalim güzeli sever sanmışım
Tatlı yalanlara nasıl kanmışım
..
Ahiret şiirleri kısa ve uzun olarak ünlü şairlerden Ahiret ile ilgili şiirler ve sözleri
En Yeni Ahiret Şiirleri
Pazar akşamı Yasemin Demir Hanımefendiyi dinlerken müthiş yüreğime işleyen bir cümle olmuştu ''Kalbimize Yüklediğimiz İyilikleri Diğer Aylara da Taşıyalım.'' Yasemin Turan Demir... Evet, evet her ne kadar mübarek Ramazan Onbir Ayın Sultanı olarak anılıyorsa da esas önemli konu Ramazan Ayında sevap adına, güzellikler adına ardına kadar açtığımız kapıları, Ramazandan sonra kapatmadan devam edebilecek miyiz?
İyilik yapan tabi ki iyilik bulacak eninde sonunda sabırlı olmak lazım. Bazılarının imtihanı gerçekten çok çetindir. Başlarına gelmedik kalmaz hem de peş peşe gelir olumsuzluklar, aksilikler. Yılmamak, direnmek, Rabbı bir an akıldan çıkartmamak lazım...
Bu gün ki dünyamızda savaşlardan, açlıktan, vahşetten geçilmiyor. Gün geçmiyor ki insanlar kıyıma uğramamış olsun. Neyi paylaşamıyoruz şu üç günlük dünyada neyi? Yarın bir gün sınırlı ve çok kısa olan ömrümüz son bulacak. Ahirette hesaba çekileceğiz, hem de çok çetin bir hesap bu hesap. O günün dehşetini ve şiddetini gözünüzün önün getirin bir kere...
..
Ölümden sonrasını anlamak mümkün müdür
Hayat mı ahiret mi hangisi bir ödüldür
Alnımıza kazınan kalû bela mührüdür
Hayat mı ahiret mi hangisi bir ödüldür.
Unutmak istesek de ecel kalpde yükümüz
..
Umutsuzluğa kapıldığında anla ki, bu sana şeytanın vesvesesinden başka bir şey değildir. Umutsuzluk; imansızlık boşluğuna atılan en tehlikeli adım olduğundan kötü sonun hazırlayıcısıdır, sakın ona teslim olma yanlışına düşme. Allâh'ın rahmetinden ümit kesmek; bir günahtan da öte kâfirlik alâmetidir. Çünkü; kâfirlerden başka hiç kimse Allâh'ın rahmetinden ümit kesmez. (Zumer 53). Unutma; İmanını ayakta tutan umudundur. Bu dünyada yediğin tüm darbelerin karşılığını alacağın bir ahiret var, unutma. Teslim ol, çünkü islamiyet; teslimiyet demektir. Çünkü, teslim olanlar kazanacak. Sen elinden geleni yaptıktan sonra gerisini Allâh'a bırak; tevekkül et. Olmuyorsa, olmuyordur. Belki senin için hayırlı olan budur. Sen olayları tüm yönleriyle göremezsin. Allâh ise; her yönüyle görür. Çünkü, sen acizsin, seni Yaratan ise sonsuz. Sen nefsinin mertebesi ve çizgisinde bakarsın, Basîr olan Allâh ise ebediyetiyle; tüm gizliyi görür. Belki, şer gibi gördüğün hayırdır. Bunu sen bilemeyebilirsin: ''Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allâh bilir, siz bilmezsiniz (Bakara 216).Umudunu kaybetme; onu başka serüvenler için vasıta yap. Aksi takdirde, umudu bir vasıta olmaktan çıkarırsan; uzun ve dikenli yollarda bineksiz kalır ve sonu meçhul karanlıklar içinde kaybolursun...
..
Bizim üniversiteye başladığımız 1982 Yılında sanıyorum yurdumuzda yirmidokuz ya da otuz üniversite vardı. Vakıf üniversiteleri yeni yeni hayatımıza girmeye başlıyordu. Şimdilerde ise özel üniversiteler ile birlikte üç yüze yaklaşıyor bu rakam bildiğim kadarı ile... Tabi bunların içinde dünya standartlarını yakalayıp da ileri düzey de eğitim ve öğretim verenlerin sayısı çok da fazla değil...
Sahip olduğu öğrenci sayısı bakımından üç büyük il Ankara, İstanbul ve İzmir'de ki üniversitelerin öğrenci sayıları hayli fazla. Bir de Açık Öğretim Fakültesi var, sanırım o uzaktan eğitim olduğu için en yüksek öğrenci sayısı da onda... Aslında ondaydı, şimdilerde onun tahtı kuvvetli bir şekilde sallanıyor, nasıl mı? Nasılı var mı arkadaş, bir de Hayat Üniversitesi varmış. Onu da yeni öğrendim ben. Face de bir sürü arkadaşım, profiline yazmış, mezun olduğu okulun bölümüne ''Hayat Üniversitesi'' diye... Eee boşa yazmıyor ya bunlar.
Bu Hayat Üniversitesi de öğrendiğime göre çok ilginç bir üniversite. Hatta dünyanın en ilginç üniversitesi de diyebilirsiniz. Herkes çok memnun halinden burada yazılı ve sözlüden not almak yok. Burada geçen notlar hep kanaat notu... Ama o kanaat notu o kadar önemli ki notunuz zayıf oldu mu, notunuz düştü mü, yandığınızın resmidir. İnsanlar sizin üzerinizde iyi kanaate varmadılar mı, işinizde iyi gitmiyor, aşınız da doğru dürüst pişmiyor, başınızda çok ağrıyor, karınız, çoluğunuz çocuğunuzda size bağırıyor...
..
Nasıl bir şey bu söz vermek. Söz namustur, bir de yerine getiremeyeceğin şeyler için söz verme derler. Dürüst insanlar verdikleri sözlerinde duranlardır diye de bilinir. Ha bir de söz ağızdan çıkar başka bir yerden çıkmaz diye de söylerler...
Bizim toplumumuzda en çok söz veren kesim sanırım siyasetçilerdir. Benim bu düşünceme bir çoklarınız katılırsınız büyük olasılıkla. Yalnız bir de şu gerçek var, en çok söz verdikleri halde, sözlerini de yerine en az getiren yine siyasetçilerdir... Toplumsal hafızamız gerçekten zayıf bizim Türk Milleti olarak, bu da geçmişten dersler çıkarmamıza çok fazla olanak sağlamıyor. Zaman zaman hataları tekrarlıyoruz... Bindokuzyüzellili yılları yaşayanlar bilirler siyaset meydanlarında ''Yeter Söz Milletindir.'' diye de bir slogan herkesin diline pelesenk olmuştu. Söz milletin cümlesi çoğu kere lafta kalıyor ve laf ile de ne kaşar peyniri gemisi, ne de beyaz peynir gemisi yürümüyor. Meclise gönderdiğimiz siyasetçilerimizin bazıları, her türlü yolsuzluk ve gayrı ciddi işlere girebiliyorlar, tabi burada dürüst olanları tenzih ederek konuşuyoruz, onlara bir lafımız yok...
..



