Ah Sen, Ne Tuhaf Bir Gençliktin.

Behzat Atıf Sakarya
17

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ah Sen, Ne Tuhaf Bir Gençliktin.

Gözlerine ramak kala başımı çıkardığımda sudan
Çehremi yağmur kurşunlarına mesken ettiğinden beri
İki muhal arasında mahdud nefesimi pervasızca kullanmaya mecbur kılındım
Sırtıma, ağrılı ve yanık sırtıma şimdi gözlerin gerek
Ölmek için bile kirpiklerin, gözlerime son mesken
Çehremde kömür karası, ellerim titrek ve estağfirullah çekiyor dilim
Zavirada müebbet bir rutubet, hücremde çelik parmaklık ve neynevada aşkları bileyen hararetli kum taneleri iken tenim
Beni kutup başlarında mı üşüteceksin ?
Dağ başı yalnızlığını kuşanmış bir uçurum mu daha derin?
Harfleri düşürmeden ve değiştirmeden yazmanın verdiği hürriyeti hissetmeliyim
Kendi uçurumlarımı kendi lisanımla derinleştirmek serbestiyeti de hamakatı da bende
Ürüyor kelimeler dilimde
Evet ürüyor
Ben doğuruyorum en derin sancılarla şiirlerime yakışacak en elim kelimeleri
Zaten elimde hep kılıç darbeleri
Saçların hiç merhem olmadı
Rüzgarı elbisende hapseden mavi eteklerin bin kıştan daha beter
Bin kışırdan soydum kendimi ve kalbimi göremeyen sarhoş bir sersem
Ah sen
Ne tuhaf bir gençliktin
Henüz daha on yedi yaşındayken
Beni kaldırımlarda bıraktığında uykusuz
Gözlerime ümit tohumları ektin de yağmur dahi yağmadı
Baştan sebebi olmayan bazı sevmekler mecbur kılındı bana
Sana vereceğim hiçbir cevabım yok
Gözlerim vardı bir, anlayacağın
Sen ki okuma bilmezdin, kelimelerden ne anlardın?
Binlerce kelime, tuzlu ve kırk derece mürekkep
Kum ve ateş kestiğinde bileklerimi
Fışkıran hayretim, yazılan sekiz asır şiir
Ah ki bir harf dahi kudretinde olmayan bu bende
Kalemini kan ile yıkayıp beyaz sahifeleri kirletti
Kan ile ten kavuştuğunda, şafak vakti fecr sökene kadar yandı kâğıtlar
Kirpiklerim de yandı bir de göz kapaklarım
Yandım
Fakat harfleri düşürmeden ve değiştirmeden yazmanın acı hürriyetini hak ettim
Çalmadan, en muhteris duygularımla biriktirdiğim en saf kelimeleri işte zihnimden bıçaklarla oyup koydum ortaya
Gözlerindeki tuzlar, parmak uçlarıma karıştığında
Dağlar kadar yükseldim acıdan
Kalemler, bin hicretin ve bir cihadın keskin kılıçları kadar mecbur kılındı ellerime
Asırlar kanlı bir kargaşaya rast geldiğinde henüz taptaze idi ruhum
Ben yirmi birinci asrın tam başında sıyrılamadım mehparenin gözlerinden
İkinci dünya harbinde kılıçların ve müsellahların namlularından dökülen takribi dört yüz milyon litre kan
Ve; bu payıma düşen asırda benim tahribi kılıçlardan keskin kandan bin derece hararetli asude harbim
Başımı kaldırdığımda, tenimde rengi yanmış bir haziran
Kızıl Asuman, gece çöktükçe yükselen iftirak ateşi
Ah ki resmî kayıtlara geçmedi
Halbuki en kanlı ve işkenceli harplerin şahikasıdır benim göğsüm
Silahlar, tayyareler, tahtelbahirlerin kanda yüzen koca gövdeleri
Hepsi demirden
Aşk çerağı, Leyla ve canıma susayan şiirlerin kanlı gölgeleri
Hepsi kelimelerden
Izdıraplı ve manalı kelimelerden yağmurlar yağıyor üzerime
Demirleri hatta çelikleri büken kırk derece yağmurlar
Ve göğsüm ki bu yağmurları büyüttü, gövdem ki pek mağrur ve hep ayakta
Eğer bir âh edersem ağzımda dillerim yanar hatta
Ben başımı çıkardığımda sudan, mavi semada tek nefes bile düşmemişken payıma
Aldım
Ve; kaburgalarımı sıyıran bütün kelimeleri şiirlerime ezberlettim
Gözleri kör, duymaz hiç kulakları ve söylemez tek bir kelam
İşte rengini kaybetmiş bu dünyaya ait şiirlerimin
Hatta bir kadına yazılmak da günahı değil
Toprak ve ten kavuştuğunda bütün şiirlerimde satırlar yeniden yazılacak
Fehmedildiğinde, zihninin pas tutmuş bütün yalan sevda kelimeleri arasında yarin
Ben, ellerim ve yedibin senelik, göğsümdeki bu hançerlerle mühürlenmiş kaburgalarım
Kitabımda yazılmış, sarhoşçasına, gözlerine kemiklerimi kırarcasına çarpan o ilk ve yalnız bakışlarımı arayacağız.

[ 00.28.11 / 17 Şubat 2026 Salı - Adapazarı ]

Behzat Atıf Sakarya
Kayıt Tarihi : 21.3.2026 20:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!