AĞUSTOS ŞİİRLERİ

AĞUSTOS ŞİİRLERİ

Tuğrul Pekel

Ağustos sıcağında

Sokak lambaları sönük bir caddenin,
Ne başındayım ne de sonunda.
Takılıp kalmışım korkularımla beraber.
Ta ortasında. Yağan yağmur mu?
Yoksa gözlerimden akan yaşlar.
..

Devamını Oku
Burcu Gürol

(10.08.2003)

Anlat ağustos böceği
Dök içini bu gece
Ya da söyle şarkını doyasıya
Korkma yalnız değilsin,
Sana eşlik eden bir yürek var yanında.
..

Devamını Oku
Yüksel Nimet Apel

İçimi bir sevinç kapladı
Ağustosta geleceğim demiştin
hadi şimdi bir Ağustos ver bana
içinde ne hasret olsun
ne bekleyiş
hasret çiçeği soluk olur
dönmesin Eylüle
..

Devamını Oku
Durdu Şahin

Mondros Mütarekesine,
Sevr Anlaşmasına,
Küfrün karşımızda birleşmesine karşı,
Umudun bittiği yerde umutla,
Sabırla, gayretle, inatla,
Liderine, komutanına itaatle
İzzetle, iffetle, bütün bir milletle
..

Devamını Oku
Hüseyin Atıcı

Deniz gözlüm,kumsal saçlım,seni düşlüyorum; kimsin,nesin,neredesin acep şu anda. Kömür gözlüm,şelale saçlım merak ediyorum; kader denen alçak seni,ben ile,ne zaman buluşturacak. Buram buram aşk kokan bir ilkbahar günündemi,ağustos böceklerinin sevda türküleri söylediği bir yaz günündemi,herşeyin sararıp solduğu hiç durmadan hüzün yağan ıslak bir son bahar günündemi,yoksa lapa lapa masumuyet yağan beyaz bir kış günündemi. Ne zaman buluşacağım seninle. Kadife tenli eline,bulutların takılıp kaldığı ipeksi saçlarına dokunacağım anı hasretle bekliyorum.Tanrıçam,alev gözlü aşkım; sende beni,benim seni düşlediğim gibi düşlüyormusun. Kimbilir şarap misali yudum yudum akıp giden rüyalarda buluşuyorsundur belki benimle. Çocuklarımın anası,şafak yüzlü kadınım; senden dört çocuk istiyorum.İsimleri yüreğime işli...Var oluş nedenim,yağmur gözlü sevgilim; ranzama uzanmış düşlerken bunları,kirpiklerinin kirpiklerime değeceği anı sabırsızlıkla bekliyorum. Her neredeysen şuan,lütfen kendine iyi bak. Senin Yarin.....
..

Devamını Oku
Nilüfer İnan

Otuz yılı sığdıramadın ey gönül bir hatıranın içine
Bin hatırayı sığdırdın bir ağustos gecesine
..

Devamını Oku
Melis Morsallı

Yaşım ilerdi benim.Büyüdüm artık.Ya da ‘’sanırım’’ demem mi gerek bilmiyorum.Senden sonra çok şey öğrendim ben.Olgun olmayı mesela.Özlemlerimi frenlemeyi.Öyle istediğin her zaman aranmazları.Vaktim yok, vakit bulamadım demeleri.Çok yoğunum demeleri.Öğrendim sonunda.Sonra yüreğimi yakan duygunun ne olduğunu buldum.Bir akşam üzeri havanın gri bir hava olduğu zaman.Sırtına bir hırka yada dokunan bir sıcak el aradığımda fark ettim.Yüzümü hafiften kemiren rüzgarı hissedince anladım.Elimi senin elinle değil kendi elimle birleştirince anladım.Yüreğimi yakan duygunun sensizlik olduğunu.Sırtımı buz gibi balkon duvarına yaslayınca senin sıcak göğsünü nasıl özlediğimi anladım.Aldığım nefesin yaşamak için mi yoksa nefes almak için mi diye düşünmeye başladığım zaman öğrendim.

Ağustos 2005
..

Devamını Oku
Aynur Baydar

Sana cır cır böceği demesinler
Kafa şişirici, cır cır
Sen ağustos böceğisin
En güzel aşkların, şahidisin.
Sürt kanatlarını birbirine
Yakamozlara alkış tut
Yorulmadan, durmadan
..

Devamını Oku
Serap Taylan

sana Ağustos ’ ta üşüdüğümü yazıyorum.
Ağustos soğuk ay sen gittiginden beri
Mevsimlere döndürdün kendini
Ne zaman geleceğim desen
Bahar salıverir ilk güneşini
Bahar uzak ta ne zamandan beri
Sana Ağustos’ta üşüdüğümü yazıyorum.
..

Devamını Oku
Demet Akkoyun

30 ağustos zafer bayramını yıldönümü çoskuyla kutladık
Türk milleti elinde bayragı törene koştu
Türk ordusu türk askeri yükrekten selamladı
Türk askeri gurur verir bize

Askeri görünce duygulanırım atatürkümü özlerim
Atatürk zafer bayramını bizlere hediye etti
..

Devamını Oku
Hatice Türkmen Yurtseven

"teşhis intak şiir örneği"

Suya düşmüş bir karınca
Bağırıyor avazınca
“hey gidi günler hey”
Ağustos böceği koştu imdada
Kavradı çıtır kollarıyla
..

Devamını Oku
Özgür Doğan 2

Karınca Kararınca

Hic bir karınca, bilmiyor duvalarının olduğunu
Hic bir karınca asmıyor, duvarına duvasını
Hic bir karınca kılmıyor, kaza namazını
Hic biri, hic birilerine karışmıyor solucanlar,solyangozlar, ağustos böcekleri
Ağustos böceği ve karınca yürümeyi yeni öğrenen
..

Devamını Oku
Ali Cemal Ağırman

17 AĞUSTOS DÜZCE DEPREMİ




17 AĞUSTOS 1999 DÜZCE DEPREMİ
FERYAT FİGANIN ACININ ARŞA YÜKSELDİĞİ KARA GÜN
..

Devamını Oku
Yusuf Bulut 2

Yıllar gelmiş ve yıllar geçmiş, kaybolmuş cisim;
Mazide bırakmış sadece, silinmez isim.

19 Ağustos 1996 Pazar
..

Devamını Oku
Şifa Şeyda Dinler

Aslında yazmak istediğim o kadar çok şey var ki korkuyorum nazar edecekler diye sana...mesela gözlerinde cennet var desem herkes oraya göç eder..saçların tuğba dallar gibi desem millet merak edip bakar ve nazar olur..korkuyorum ey yar sana şiir yazmaktan, seni yazmaktan korkuyorum onun için sadece susuyorum ve seviyorum..

// 6 Ağustos 2013 //
..

Devamını Oku
Tevfik Pekel

Gümüş rengi sabahlara açtım,
Maviye hasret gözlerimi.
Sürekli işbaşındaydı,
Haylaz yağmur kuşları.
Biçareydi kanat çırpmaları...
Çifte kavrulmuştu çünkü,
Gönül tarlalarım kuraktı.!
..

Devamını Oku
Yasemin Göksel

Sus ve dinle;
Bu gece ağustos böcekleri
Seni bana,beni sana anlatacaklar
Utanma,eğilmesin başın öne
Zira
Ben orada olmayacağım

..

Devamını Oku
Ahmet Aksoy

Karınca çalışmış bütün yaz
Ağustos böceği çalmış saz
Yaz bitmiş kış gelmiş
Kapanmış evine karınca
Ağustos böceği dayanamamış
Açlığa soğuğa
Gitmiş karıncaya
..

Devamını Oku
Münevver Erilmez




Trenler Trenler, ahh trenler, her gün gelip geçersiniz. Kiminiz kara kiminiz ak. Trenleri gördükçe, arkadaşım Hacer Hanımın hikâyesini hatırlarım. l7 Ağustos depreminden önce tanımıştım Hacer Hanım’ı Karasu’da. Sanki yıllardan beri tanıyormuşçasına, sarıldık birbirimize, 17 Ağustos gecesi kumlarda yatışımız, evlerinde kalan aşımızı suyumuzu paylaşmamızı hiç unutamam. Ada pazarındaki evlerine giderken, çocukların bayram sevinciyle dolan yürekleri gibi olurdum. Sanki 5–6 yaşlarında çok sevdiğim anneanneme gidiyorum, elini öpüp bayram harçlığı alacağım, elbisesinin iç cebinden çıkaracağı akide şekeri veya cevizle ne kadar mutlu olursanız o kadar mutlu olurdum, Hacer Hanımların Adapazarı’ndaki tek katlı, bahçeli, etrafı şimşir ağaççıklarıyla çevrili şirin evlerinde. Bahçe kapısından içeri girdiğimde şimşirlerin ilâhi kokusuyla mest olurdum. Radyodan devamlı' kara tren 'türküsünü istek yapmasını merak eder dururdum. Yüreğindeki küllenmiş yarasının kor olarak kalmasıydı, trenler.

Babası Hasan Efendi Yunanistan’ın hatırı sayılı zenginlerindendi, komşuları da Rum idi ama ayrı gayri yoktu aralarında. Kardeş bilmişlerdi yıllar yılı birbirlerini, hatta kendi yaşıtı okul arkadaşı Eleni ile kan kardeşi olmuşlardı. Okulda da iyi bir öğrenciydi. Okullarında Osmanlıca, Rumca ve Kuran dersi mecburi idi. Oradaki evleri de güllerle bezeli idi, şimşirlerle bezeli bahçesinde, kirazlar merhaba derdi yaza ilk önce, sırayla armut, incir takip eder, hazanda da ayvayla kapatırlardı sezonu. Bütün mahalle meyveye doyardı. Cevizin dalında salıncak kurulmuştu, en küçük kardeşi Şükriye’yi sallamaktan büyük haz alırdı. Hacer evin büyüğü idi ağabeyi Ahmet olsa da annesinin yardımcısı küçük Hacer'di. Yıl 1958 birdenbire iki ülke arası gerginlik yaşanmaya başlandı. Türkiye’deki Rumlar 6–7 Eylül olayları nedeniyle Yunanistan’a göç etmeye başlayınca Yunanistan’daki Türk mahallelerinde de duvarlarda yazılar yazılmaya başlandı. Sabah kalktıklarında Türkleri keseceklerini, çuvallara dolduracaklarını belirten yazıları okuyan küçük Hacer’in babası iliklerine kadar ürperdi. Ellerinde paraları vardı ama aniden Hükümet tarafından paralar tedavülden kaldırılmış, çuvalla paralar ellerinde kalmıştı. Allah’tan biraz birikmiş altınları vardı, kara gün için sakladıkları. Hasan Efendiyi bir düşüncedir aldı, her gece korkuyla yatıp korkuyla kalkar olmuştu. Daha fazla dayanamadı, çocukları evlilik çağına gelmeden, Hasan efendinin tabiriyle (yorgan altından çıkmadan) aileyi Türkiye’ye atmalıydı. Bir sabah kalktığında, aileyi toplayıp kararını bildirdi. Çocuklar ağlamaya başladı, arkadaşlarından ayrılmak, doğup büyüdükleri evlerinden ayrılmak, çok zor gelmişti. Nereden esmişti bu ayrılık rüzgârları. Belki de bu yüzdendi, Hacer Hanımın sonbaharları sevmeyişi. Her hazanda, yüreğine bir hüzün çöker Yunanistan’daki evini hayal ederdi. Ayrılık vakti gelmişti, tüm mahalle evlerini öylece bırakıp göç etmeye başlamışlardı, Belediye uğurlamaya gelmişti onlarca vatandaşı.
Tüm komşuları ellerinde, tepsiler, börekler, çörekler, çikolatalarla gelmişti Herkes göz yaşlan içinde çok sevdikleri beraber gülüp, beraber ağladıkları, içtikleri suyun ayrı gitmediği, komşuları için karınca kararınca hediyeleriyle uğurlamışlardı, Trene bindiler kömürle çalışan kara trenler herkesin gözünde güneş gözlükleri, mecburen, zira trenden dışarı çıkarken kömürün çıkardığı isler rahatsız ediyordu, ilk defa anavatanlarına geliyorlardı onun için etrafı doyasıya seyretmek isterken küçük Hacerin gözündeki gözlük düşüvermişti. Elindeki kurabiye de düşmüştü. Ne kadar ağlamıştı onları düşürdüğüne. Zira onları çok sevdiği Marika ablaları vermişti onlara.
..

Devamını Oku
Fatih Çınar

düşümde gördüm
yine seni dün gece
ağustos gününde
düştü yüreğime zemheri
ağustos gününde
yüreğimde kar
uyandım divane bir sersemlikle
..

Devamını Oku