AFRİKA ŞİİRLERİ

AFRİKA ŞİİRLERİ

Hatice Parlatıcı

Gözüm de;
O kadar büyüdünüz ki;
Sevda oldunuz ağırlığınızca....
Ömürler nasıl vermem
Nasıl erimem yolunuza.!
Karlı dağlarınızda kardelen,
Susuz,yolsuz köylerinize
..

Devamını Oku
Çağdaş Öztürk

Boş ve beyaz olmak
Olsa olsa
Bir sayfa için “temiz” olmaktır.

İnsanın boş ve beyaz olanı:
Ya işsizdir ve güneş görmemiştir,
Ya aptaldır ve kirece düşmüştür,
..

Devamını Oku
Aura

yeşil bir vadiden
sisleri yararak gelen
sıcacık bir güneş gibisin
dünyamı aydınlatan
kanımı ısıtan

yanık bir Afrika şarkısında
..

Devamını Oku
Metin Doğan

Bana aşkı anlat dediler;
Baktığım her yüzde sen vardın
Ve duyduğum her seste...
Dudaklarımda ismin
Kollarımda hasretin
Seni arıyordu boşlukta ellerim
Gözyaşlarım kalbimin üstüne,
..

Devamını Oku
Necla Nefesoglu

İnsanlık için kimyasına karıştık evrenin.
Kuşandık tuzunu,terini emeğin
Anlatsam kitaplara sığmaz hikayesi
Ömür ve yaşamla ölçülür endazesi.
Dönüştürürken genlerini doğacak bebeğin
Açtır kocaman karnı dünyanın.
Istakoza,havyara hevesi mutluluğun
..

Devamını Oku
Burak Yaka

sevmek
duygular içinde bana en yakın duranı
sevdim
yazıyı
sahhafları
yeşil soğanları
fulu
..

Devamını Oku
Yunus Küçük



Sen ki
Kadim kültürlerden beslendin
Sen ki
güzeliklerle süslendin
Şimdi bu kör taasuba nasıl teslim oldun
..

Devamını Oku
Hasan Görgü

Ekinler yetişir bilirdim sadece
Uçsuz bucaksız
Yemyeşil tarlalarında ovaların
Bilemezdim başkalarının da olduğunu
Çıkarları için emperyalist batının ve doğunun
Silah ve mayın tarlaları kurduklarını
Milyonlarca masumu vurduklarını
..

Devamını Oku
Salih Yıldız

Gülistana girdim kokmuyor güller
Diken bir hoş olmuş bülbül yastadır.
Kurumuş ırmaklar denizler göller
Lale boynu bükük sümbül hastadır.

Sarmış her tarafı ayrık otları
Kurtçuklar paylaşmış enfes dutları
..

Devamını Oku
Hakan Tokak

Tam gün mesaiye başlayamadan,
Yol gözükmüş, Kenya Yolcusu’na,
Gönlünce bizleri taşlayamadan,
Yol gözükmüş, Kenya Yolcusu’na.

Düşünürken iyi olur hem de yakın,
Hayalen oturmuşken Konya’daki tahtına,
..

Devamını Oku
İbrahim Yaylalı

Anlatılan deniz ve dağ ülkesinin çocuklarının hikayesidir …



Karanliklar seni yıldırmamalı
Üstüne gelebilir sinsi kara bulutlar
Bilmelisin ki aydınlık zifiri karanlığın ardından gelir
..

Devamını Oku
Mertcan Arslan

Sarhoşluğumuzun ikindi vakti,
Rollerin değişildiği yeni bir sabaha daha uyandığımızda,
Bizim evin arkasındaki,
Harabe olmuş kömürlüğe bakardı gözlerimizin penceresi.
Meyhane pilavı eşliğinde dibine vurduğumuz bir büyüğün,
Hatırı sayılır bir meblağ da bıraktığı bir ton acı.
Kalbin çiğ kalmış hamurunu yoğururdu sancı.
..

Devamını Oku
Hasan Özbek

Pencereme konmuş bir saka kuşu,
Cik cik edip durur her seher…

Anladım, baharı müjdeliyorsun güzel kuş,
Ne olur gitme…
Ne olur gitme,
Ülkeme gelsin bahar…
..

Devamını Oku
Bülent Özbek

söz söyle arkadaşım, isyan edilecek an değil
dizlerini görsem, tarif edilir an değil
bizimkisi meşk aşk değil, geçmişiz kapıdan
geri dönülür sanma
bunun adı isyandır ama
söz söyle arkadaşım, isyan edilecek an değil
görmeseydim çıplak ayakları
..

Devamını Oku
Şenol Özcan

YARA

...yiğidin sırtına saplanan ihanettir,
sevdalıların yüreklerindeki yangın;
mahpuslukta söylenen türkü, çalınan saz,
dört duvar ve demir parmaklıktır yara.

..

Devamını Oku
İbrahim Halil Karabacak

yağmurda yağar...

inançlardır şimdi yitirilmiş olan,


benim içimde,herşeyin dışında kalan...

..

Devamını Oku
Zeki Nurçin

Atlas Okyanusu ya da diğer adıyla Atlantik.Büyük Okyanus’tan sonra en büyük ikinci okyanus.Bir zamanlar tek parça olan ata kıtanın bölünmesiyle oluşmuş aynı zamanda Avrupa ve Afrika kıtasını da Amerika kıtasından ayırmıştır.Akdeniz,Kuzey Denizi ve Baltık Denizi ile birlikte 106.2 mil kilometre kare alana sahip devasa bir düş gibi.Yeryüzünün beşte birini kapsar.3314 metre ortalama derinliği vardır ve en derin noktası Porto Riko Çukuru’dur.

Aslında atlas okyanusunu anlatmak için cümlelerin karşı konulmaz bir isyanı gerekir.Okyanus görünmez bir güç tarafından cezalandırılır gibi uçsuz bucaksız ve alabildiğince ürküten bir sessizliğe sahiptir.Gözleri telaşa sürükleyen bir esrarı vardır her zaman.Yolu ordan geçen her denizci bu psikolojiyi bilir.İnsanın belleğindeki düş ve hayalleri kırılma noktasına getiren gerçek ile rüya arasında bir yerdir.Burdan geçenler sonsuz bir evren içinde ne yana gideceğini bilmeyen bir soruya dönüşür çok geçmeden.Hayat ile kavgasına tam anlamıyla bu okyanusun üzerinde tutuşur.İnsanın,insan okyanusunda hangi fırtınalarla karşı karşıya olduğunu en iyi o dalgaların üzerindeyken görebilir.İnsanın kendisine tanıklık ettiği gizemli sulardır.Mavi rengini cömertçe çaldığı gökyüzünden alırda biz suyun kendisini mavi sanarız.Tıpkı bir düşü gerçek saymak gibi.Ya da bir şiirdeki hayali kadına aşık olmak gibi.

İnsanoğlunun kendisiyle hesaplaştığı dahası barış için savaştığı bir gün okyanusun üzerinde bir çığlık kopmaya başladı...Milyonlarca kuş havada daireler çiziyor,sarhoşmuşlarcasına uçuşup duruyorlardı.Attıkları o garip çığlıkları o devasa Atlantik Okyanusu’nun karnını yarıyordu...Sular yarılıyordu.Okyanusun gşkyüzünden çalığı mavisi yarılıp titriyordu.Girdaplar oluşuyor,azgın dalgalar kahkaha basıyordu sanki.Kuşlar öyle yüksek bir sesle çığlıklar atıyordu ki sesten etkilenen küçük bulut adacıkları hızla sürükleniyordu gökyüzünde.Kendi çığlıklarının ağırlığına ve onca kattedilen yolun verdiği yorgunluğa dayanamayan kuşlar kendilerini okyanusun tanımlanmaz bir canavarın ağzı gibi acık o dev dalgaları arasına atıyorlardı.Cesaret bu anlaşılması zor doğa olayını anlatmaya yetecek anlama sahip değildi...Kuşlar son bir hamle ile yaşamlarını bir bilinmezliğe kurban eder gibi okyanusun azgın ve korkunç dalgalarına çaresizlikle teslim ediyorlardı.İntahar edip ölüyorlardı.

Bu olaya uzak yakın bir çok denizci insanı tanıklık ediyordu.Bu tanıklık anlam verilmeksizin yıllarca devam etti.Kuşların bu cesur intaharlarının nasıl bir anlamı vardı? Birbirini katletmeyi,birbirine sorun yaratmayı aklının marifeti sayan insanoğlu bir şey yapamıyordu.Olayın en yakın tanıkları balıkçılarsa bu gördüklerine tek bir anlam veremiyorlardı.
..

Devamını Oku
Serdal Sözer

Bir erkeğin hayatı 2 ye ayrılır derler. Askerden öncesi ve askerlik sonrası diye.
Öyle olmadığını anlarsın, içinde yaşayınca askeri darbe tadındaki ihaneti..

Ve sonra başlar yaşama zorunluluğu en zoruda budur işte.. Bilinmez yaşamak için aldığın her nefesin, içinde kasırgalar yarattığını ve ne varsa kaydedeğer herşeyi acımasızca söküp parçaladığını. O nefes, nazi kampına giren ama cesedi dahi çıkmayan ölüm mahkumları gibidir, beklersin söktüklerini çıkartsın diye, sorarsın sabun bile olmadı mı?

Geçmişi düşünüp durursun.. Nasıl yapar bunu bana (lar) yoğunlaşır, iç kulak intihabı olacak kadar.Ve hiçbir ilaç temizlemez o intihabı, kezzap bile gelir akla temizlemek için ama ne fayda.. Sonra hatırlarsın darbe öncesi günleri.
Afrika köleleri tadında bir hitap düşmüş yuvana gelirken görürsün onu, karıncalara ikiz kuleler gibi ürkütücü gelen topuklu ayakkabılarıyla geçmesini. Cadde üzerine kurulmuş asvalt Enstrümanı ile batı ritimleri çıkar yürüyüşünde.
..

Devamını Oku
Emre Saçma

Gözlerinin ayasında ışığı gördüm
Gözbebeklerindeki bam teline vuruldum.
Saçlarının taranışı bir başkaydı.
Beni uzak diyarlara götüren,
Latin Amerika ve Afrika dahil.

Taşralardan kentlere uçan martılardı sigaramın dumanı.
..

Devamını Oku
Ersin Karaca

Usul usul birikir en kuytumuzda
Köhne duyumların beslediği
Kemer kemer sularla akan günahlar
Buyrukla inince dolu beyaz giysiler
Irmak ırmak güneşe varmak ister
Takatsiz kalır da sade bir deniz olur
Rüzgarın yüzü bu kadar mı bet
..

Devamını Oku