Afrika dan estirilen şu rüzgar,
Haklar mı, getirdi Düş mü getirdi.
Baharı geç; Güze bile razıyken,
Bombalarla yağan kışmı getirdi.
Ölüm yağıyorken, havadan yerden,
Kimler geçti, Kimler geçmedi serden,
..
Bir şarkı söyleyelim hep bir ağızdan
İnsanlıktan, sevgiden, barıştan yana
Yeter bu acı, gözyaşları bitsin!
Bitsin bu sonu gelmeyen kavgalar
Bitsin bu korkular, bu tasalar bitsin!
Bir şarkı söyleyelim hep bir ağızdan
Çınlasın yeryüzü, denizler, gökler
..
Çimene bir gülüş düştü.
Doldurulamaz yeri!
Ve nasıl yitirecek kendilerini
Gece dansları? Matematikte mi?
Nasıl da saf sıçrayışlar ve sarmallar -
..
sevda sevgiliye önce kolay göründü
sonra müşkülleri savurdu umutlara
bitmeyen iki tarafı çiçek yollarımızdı
kuş yürek kedere teslim oldu
kısa zamanda olsa-mevsiminde
yol -sevgili düşkünleri yolun uzağında
sevgiliye giden güzergahlarda istarahat olur mu!
..
Bu seferki şiirimin adı, not olacak
Ne mektup yazacağım sana,
Ne bakacağım fotoğraflarına,
Yarın bu şehirden ayrılacağım....
Beni boşuna hiçbir yerde arama
Anahtarları üst kattaki,komşuya bırakacağım.
Söyleyecek sözümüz kalmadı birbirimize
..
Bu millet, ne yiğitler, yetiştirdi çağlarca,
Gel sayalım dünyayı yarısı bile değil,
İnanmazsan ey gafil, tarihim var dağlarca,
Liderim diyenlerin hepsi birisi değil...
Gemileri dağlardan birer birer aşırtan,
İki yüz bin düşmanı yirmi binle şaşırtan,
..
Kırmıtlı İlköğretim Okulu
Sabahları müdür yakar sobayı,
Öğretmenler süpürüyor odayı
Siliyorlar sıralarla masayı
Bizim okul böylesine bir okul.
*
..
İŞ T E D Ü N Y A - İ Ş T E İ N S A N
(YAŞAM DESTANI)
1
Adem ile Havva’dan geldik fani dünyaya.
..
Yediden yetmişe
Yaşıyoruz ama nasıl?
Hepimizin bir sorunu var
Oysa sorunsuz bir hayat düşlemiştik.
Kimimizin umutları vardı
Sınırsız düşleri...
Prangalandık
..
MELBOURNE’A GELİNİR
GİDLMEZ MELBOURNE’DAN
Melbourne Britanyadır
işgal birlikleriyle kabuslarında kanayan
yerli toplulukların,
Kraliyet hapsaneleridir gemiler dolusu
..
çeşit çeşit palmiyenin gövdesinde gözlerin kurumuş
cansız yaprakların fıskiyesinde güneşler tutuşmuş
sarhoş etmeye görsün kokusu yanarken amber amber
suratıma tokat gibi yapışmış bir şiir, sanki makber
damlalar birikmiş göz pınarımda, akabilselerdi
..
Dünün yarisiydi,
bugünün sonrasi.
Bir günün soytarisiydim,
cok günün efendisi.
Agladigim dilde varsaydim kendimi
konustugum dilde yok.
Dur duraksiz bir haziran trenindeydim
..
Edirne den Kars’a her yer vatanım
Türkmen’i Avşar’ı Laz, ı Çerkez, i
Çoktur içlerinde şehit yatanım
Ali, veli, hasan, birde Mehmet’im.
……….Kur’an, vatan, bayrak, namustur ülküm
……….Ben ezelden beri Türk oğlu Türk’üm
..
Ne zaman ülkemi düşünsem
Buzullar çözülür kutuplarda
İşgalciler uykusuz gecelere sığınır
Çığlar kopar zirvelerin başında
Bir off çeksem isyan düşülür kayıtlara
Bir deprem fırtınası eser
Newyorkta Pariste Moskovada
..
sonunda başladı gökyüzünden
özlemle beklenen,zengin
yine bir nisan yağmuru
günlerce penceremi yıkadı
mozaik kaldırımda duran
4x4 Kia sorent otomuzu
bahçemiz rengarenk
..
“Köleliğin 2003 yılında yasaklandığı Orta Afrika ülkelerinden Nijer'de, çocuklar küçük yaşlarda kaçırılıp köle olarak satılmasınlar diye, yüz derileri kızgın bıçaklarla kesilerek işaretleniyor.”
Köleliğin, 2003 yılında yasaklanması,
Bir çözüm olarak elbette yetmiyor ve yetmeyecekte!
..
İkinci olaraktan Arabistan'ın inançsal tanrıları da çok ve bir türden değildi. Bu açıkça merkezi yapılanmanın yokluğu demekti. Açıktır ki bu, toplumsal ekonomik üretiş gelişmişlik, yapısal seviyesinin konjonktürsel olmayışıdır. Bu devlet olma süreci merkezileşme; 4 halife dönemi sonunda belirecekti. Peygamberin ölümü ile yeni birçok reformcu peygamberler ortaya çıkmıştı. Ömer hem bunlarla uğraştı hem dikkati dışa Bizans ve Sasani üzerine fethe yönelterek karışıklıkları önleme başarısı gösterdi.
Kuran'ın dışına müracaat ve konjonktürün doğru okunması, laik akıl ilkelerinin işletilmesi, Halife Abdülmelik ile olacak ve sürecekti (685-705) . Esasen İslami yapılanış kısmen bu yolu açar yapı ile biat ve danışma (divan) ilkesi ile akli yapılaşmayı özün içine almıştı. Bu dönemden itibaren Yunan, Bizans ve Sasani’lerden etkilenme başlamıştı.
Aslında böyle bir düzen değişikliliği ortaya çıkmasa da, sırf siz, acıma ve insanlık namına! Köleleri serbest kılsanız ne yapmış olursunuz? Hiç. Sadece kölelerin bu kez ve toplu olarak aç işsiz ölmelerini sağlarsınız. Düzensizliği artırmış olmaktan maada. Hoş, düzende böyle bir özgür kılışa izin vermezdi ya. Sizin köleleri serbest kılar oluşunuz, merhameten filan değil, yeni üretim ilişkisinin ve üretim gücünün zorlaması sonucu yeninin nesnel yasaları iledir.
Yeni düzen, köleci düzenin ürettiği tıkanan köle emeğine göre, verimi daha da artırmak için hem köleyi güya özgür kılıyor, hem köleye ürünü kendinin olan biraz toprak veriyordu. Bu kölenin; şimdi de, yeni adı serf olanın, efendisi için çalışması ve kalan zamanı da kendi için çalışması demekti. Az şey miydi? Üstelik de verim, üretim; köleci düzene göre, kat be kat artmıştı. Yeni düzen buydu. Artık Tarihin tekerleği Musa'nın, Davut'un çağrısına dönemezdi
..
Kapılırız boyasına, süsüne,
Baştan bir doyumsuz mayi olurlar.
Sonradan başlarlar dert türküsüne,
Zehirli bir zakkum çayı olurlar.
Başlangıçta kanaatkar görünüp,
Ağır kadın pozlarına bürünüp,
..
eskiden aranirdi siirde emek
degisim sart idi hemde radikal
eger sayikliyor kurtardi demek
istemez yardimi tibbi medikal
beni oldurmedik siir bana guc verir
hararet basar bunye icerim erir
..
Aşkım!
Sen neleri aştın, bunlar nehrin önüne yığılan molozlar!
Sen ki barajlar yıktın şehirler aştın:
Elbet Deniz'e bakacak yarattığın duvar!
Aşkım!
Sen inanınca donup kalacak Afrika
..



