AFRİKA ŞİİRLERİ

AFRİKA ŞİİRLERİ

Celik Senator

Asırların Başkenti

Peygamberin Müjdelediği,
Evliyaların çok sevdiği,
Her taşında bir tarihin izleri,
Kutsal bir Kent’sin sen İstanbul.

..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Kınamaya ek olarak: Avrupa televizyonlarında ne kadar bilgisi az Türk veya aslı Türk vatandaşımız varsa, onları Kürt-Türk, İslam-ılımlı din vs. gibi sorulara düşüncelerini sormaya yaygınlaşmalarını, tanıtımın bu halini iyi bulmuyorum… Kınamaya ek olarak: Avrupa televizyonlarında ne kadar bilgisi az Türk veya aslı Türk vatandaşımız varsa, onları Kürt-Türk, İslam-ılımlı din vs. gibi sorulara düşüncelerini sormaya yaygınlaşmalarını, tanıtımın bu halini iyi bulmuyorum… Onlar, halkını böyle yanıltmayı üstlenebilir, ama Türk milletine dürüst haber (acısı, tatlısı, iyisi, kötüsüyle) vicdan borcudur.

Avrupa ülkelerinde bu kirlilik sürerken, Türkiye’de Başabakan da, bu milletten ne çalarsan o kârdır, savaşmaya başlayana kadar yeter de artar der gibi: ‘bu millet çok dertler gördü, buna da katlanacaktır’ gibi sözleri sarf etmeye çekinmiyor bile… tuhaf olan, söylerken gizden bir tebessüm yayılması, toplanmış olan halka hakaretin dozajı… Senin davarlığınla, ben daha çoook gelirim insanlık yüceliği hakkından, deyişin dozajı… Firavun onları küçümsüyor, onlar alkışlıyor… Şu dilencilerin, o ülke bu emirlik gezip dileniyorlar bir tv kanalı ihalesini ödemek içindir galiba, demokrasi örtüsüyle hukuk horozluğu örtünen soyguncuların dilenci sadakası dağıtması, ilginç… sanılmasın ki, taviz aldıkça dayatıyor AB. Sadece bir anlaşmalarıdır diye bir düşünceyi önemsemeyi tercih ediyorum…

Taviz tavizi doğuracaktır elbette. İki kıskaç arasına girmeyi üstlenen AKP, yoruldum deme haklarından kendilerini soyutlamış olduklarıyla, baskı ve tehdit baş vurusuna da hakları kalmamıştır böylece. Bu ancak diktatörlük olur, demokrasi değil… Demokrasi lafları, suçlarını örtmez, kadın başını örtmekle İslam olma şartlandırması gibi. Zira, dinimiz yumuşak, sevecen saygıyla merhamet dinidir.

Tek millet, tek vatan, tek yürek, tek düşünce olmanın zorunluluğuna öncelikle AKP kusursuzca uymalı, diğer partiler muhalefet olarak bir başarı koruyabilir bu şartlarda… Gazeteci, gözlemci yetiştirilip, korunmalı. Vatanın her yöresinde her yenilik, yabancı tavsiyesi hislerini bildiren bir millet bilincine desteklenmeli. Yörelerin yaşamı yerlilerin yürek sağlığında dayanıklılık seyrettirebilir. Vicdani tutumlar sıkı kontrol gerektiriyor. Zira, vatan toprağının yüreğine kazı işleri çoktan başladı. Kişisel çıkar histerisi vatan ve millet çıkarını yıpratmaya ahlak sızlatacak bir fırsatçılık eşiğidir. Bu hükümet bunu, dış ülkelerle ortaklaşarak dayatıyor millete… yerli işçi bile hayal daha hâlâ…
..

Devamını Oku
Ömer Dalman

Şair’in kafası; “Beyoğlu”,
İstanbul...
O, en lüks, sık girilemeyen restorantlar...

Bazen en marjinal barlar
girilemeyen arka sokaklar
ağıza alınamayacak kelimeler
..

Devamını Oku
Esin Ege

İnsanlık tarihi kadar eski dememden kasıt sömürgecilik döneminde Afrika kıtasından Amerika ve Avrupa ya köle ticareti adı altında başlayan göç bu gün sadece şekli ve içeriği değişmiş olsa da göç yüzyıllar da geçse özde anlamını yitirmemiş ve göçmenleri göç ettikleri ülkelerde yabancı bir anlamda da sığınmacı tiplemesinden uzaklaştıramamıştır.
Önce emek sonra beyin göçü veren ülkelerin ekonomilerine kısaca her alanda gelişmişlik düzeylerine bakacak olursak gelişmeleri göç alan ülkelerin ekonomilerinden geride kalmıştır. Durum böyle iken beyin ve emek gücüne dur diyememişlerdir. Emek göçünün büyük dalgalar halinde yaşandığı altmışlı yılları bizzat yaşamadığım büyüklerimizden ve yazılı kaynaklardan incelediğim üzere bir furya halinde başlayan emek göçü kendi yağınla kavrulan Türk toplumun tam ortasına öyle bir düşmüş ki belki önüne geçilmek istense de dev dalgalar halinde büyümüş ve kar topunun yuvarlanması ile dev bir çığa dönüşmesi şeklinde olmuştur. O dönemde her kez için göç tek çare olmuş ve hızla büyük yığınlara ulaşarak kısa zamanda Türkiye ‘ nin tüm illerine yayılmıştır.
İlk giden kitleler yabancı ülkelerde en zor ve en çetin şartları olan hatta o ülkenin insanlarının yapmasına razı olunmayan işleri yapmışlardır. Yapmak zorunda bırakılmışlardır çünkü bir kere ev köy mal mülk satılmış ve yaban ellere gidilmiş dönülmek olmaz dönülürse köyde ki eş dost akrabaya alay konusu olmak vardı bu şartlarda başa gelen her şeye boyun eğildi ve göçün acımasız şartları ve getirileri sineye çekilerek yabanda yeni hayatlar kuruldu. İlk giden gruplar kendi örf ve adetleriyle uzun yıllar yaşadılar bir kısım kesin dönüş yaptılar halen kalanlar ve halen hayatta olanlarda yine kendi örf ve adetlerini devam ettiriyorlar ama ilk günlerdeki yaşadıkları da hatırlamak bile istemiyorlar. Onlardan ve yabanda doğan ilk yeni kuşak ebeveynleri gibi örf ve adetlere bağlı olamadılar ama tam olarak da dışlayamadılar. Çünkü bambaşka bir dünyada bambaşka bir örf ve adetin içinde sadece anlatılarak bir şeyler verilmek istendi.
Bu ilk yabanda doğan nesil belki en zorunu yaşadı. Çünkü sadece evde anne babadan anlatılanları dinlediler; adetleri, gelenekleri, dinlerini hep ebeveynler anlattı ve onlardan sadece böyle olunması istendi. O dönemlerde kitle iletişim araçlarından en etkilisi olan tv uydu yayınları yoktu. Bu çocuklar evlerde hep bunları dinlediler oysa sokağa çıktıklarında gördükleri hayatlar adetler gelenekler ve din bambaşkaydı,sonuç da iki toplum iki kültür iki din iki millet iki vatan arasına sıkışıp kaldılar.
Ben bu grubu göç den en kötü etkilenen grup diyorum çünkü doğru yada yanlış insanın bir taraf da olması farklıdır doğru yada yanlışın tam ortasında olması bambaşkadır.
İşin en entresan tarafı birinci kuşak doğan Türkler, Avrupa ülkelerinin hiçbir zaman hedefi olmadı. O dönemlerde Türk milletini tam olarak algılamayan Avrupa bizlere sadece emekçi gözüyle baktı,ne tam sahip çıktı ne tam ilgisiz kaldı onların amacı ilk doğan grubun çocukları yani ikinci kuşak gurbetçiler olarak tayin edildi. Çünkü sonuçta bu grup bir şekilde Türk kültür ve tarihine dinine çok da uzak değildi, içtiği suda, yediği ekmekte,ruhunun derinliklerinde Türk topraklarının parçaları vardı ve bu grubu asimile etmek zor olacaktı. Bırakın bildikleri gibi yaşasınlar mantığını güttüler ve yakın tarih de gelecek olan ikinci kuşağa kucaklarını sonuna kadar açtılar,sebep ise iki toplum arasında sıkışmış insanlar bu çocuklara hiçbir şey veremeyecek ve bu çocuklar Avrupa ruhuna çok daha çabuk asimile edilecekti. Uzan vadeye yayılmış ama kalıcı ve etkili bir yöntemdi bu.
Şimdi Avrupa ülkelerinin caddelerinde gezerken karşılaştığımız gençlerden başlarında örtüleri olmaz ise kaç tane kızımızı gerçek bir Avrupalı kızlardan ayırt edebiliyoruz.
..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Eş, dost selam bekliyor dedim babama
Hangi konuyu daha nasıl işlesem hangi amaca?
Kahvaltı ikramıydı, imar dedi sohbetin adına
Su, yağmur ormanı, Afrika, ceza, vefa
Olay yaratıklandıkça insanlık kazandı hep aşkıyla
Yaş 80’i bitiriyor, diz dermanı diyorken varlığı
Ağır yürek yarası, seçkin daha gönül aydınlığı...
..

Devamını Oku
Vahdet Mehmet Güneş

ölüm al ruhumu incitmeden
ilk doğduğum günahsız zaman gibi
mevlamızın emrisin insanoğluna
kaçınılmaz güçsün seni şerefle karşılamalı
haber ver sükünet muhafızken bahçemde
korkum insanoğlunun hercai vaadleri
etkileşimde onlarla günah havuzumun taşması
..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devrimcilik, milliyetçilik, devletçilik... Nurlu oklar bunlar.

Atatürk’ün ölümüyle, henüz alt yapıya oturtulamamış bu değerli yüksek anlayışı yıpratmaya, sürekli Partiler geliştirilmiş olduğuyla, halkı uyuşturan bu çalışmalar, Avrupa’da devam eden savaşın hakim olduğu, Hitler ve soykırım, bu savaşa girmemek için azami dikkat, örneğin gıda sorumluluğu, gelişmeyi dondurucu etkenli yıllara kürt ayaklanması ile süregelen maddi ve manevi sarsıntılar, yetim ve dul artılarıyla, özürlü gazilerimiz, maddi olarak sürekli geriletmeye dış güçler kaynaklı bir iç kargaşasına hiç ara verilmemiş, halkın soluk almasına şans bırakmadığı gibi, uyuşturulması, yani toplum dinamikliğinin öne çıkarılması başarıyla engellenmiştir… Bunlar, bugün bilinciyle henüz taze bir şans olabilir… bu karar, halkın egemenlik hakkını kullanmasına dayanan ilk başlangıç şansı olduğuna yönlenebilir…

Cumhur-başkanlarımız, neredeyse hepsi, hiç bir vizyon sunmaya en az bir emek vermediler deniliyor. Eleştiri abartıcılığına alıştırıla alıştırıla, düşünce şımarıklığı yayında ok gibi fırlatılıyor. Laf edepsizliğine karşı fikirle durabilmeye dayanıklı, sürekli, hızla organize olabilme düşüncesine şimdiden güçlenmeli…

Demokrasi, her ülkede, içinde bulunduğu o an haliyle, farklı kullanılmıştır. Parlamenter seçimle bir devlet başkanı tercih edişime neden olarak, halkın seçimiyle yarı parlamenter bir dönem başlayacağına endişemdir. Demokrasi, taşıyıcı gücü insani hissiyattır düşüncesiyle var olan birlik ve bütünlüğü şansıdır, kötüye de kullanılır iyiye de özendirir ve AK Parti topluluğu; tamamen dış destekli olduğuyla, Anayasayı tehlikeye sokmaya güç seçkini… halk bu yönetimle, çoklu bir devlet sistemine adım adım sürütülme başarısında hem zorlandırılmayacak. Çoklu bir federal süreci, belirsiz tehlikeyle bir yönetim olacaktır… her federal, tercihindeki her ülkeye, toprakları işletme hakkını tanımaya, keyfiyetini kullanacaktır…
..

Devamını Oku
Cihat Barış

Tenim esmer olsa da içim ap ak
Bekledim nice zaman
Benim için hiç doğmadı o parlak şafak
Ancak yaşamın kıyısında rol biçildi bana bu senaryoda
Hor görüldüm, itildim, azarlandım…
Üçüncü sınıf insandı vasfım
En amansız hastalıklar bende bulundu
..

Devamını Oku
İsmet Can

Turuncu kum savanda
Bol rüzgarlı havanda
Kuru tayın, katıksız
Duruyor, küflü sahanda

Bir kaç çadır savunmasız
Açlık zorluyor, avunmasız
..

Devamını Oku
Niyazi Sakar

İsterim Allah Peygamber bağışlasın beni
İstemeyerek utanıyorum Müslüman olduğumdan
İsterim Atatürk ulu önderim affetsin beni
İstemeyerek utanıyorum Türk olduğumdan


Yaşasaydım Afrika balta girmemiş ormanlarında
..

Devamını Oku
Recep Karagöl

Coğrafya

Coğrafya dersinde öğrenilir ülkeler doğal ve beşeri yönden
Türkiye coğrafyasında ülkemiz 7 bölgeye ayrılır ilk günden
Her bölge anlatılır, dağları, ovaları, iklimi ve nehirleriyle
Ormanları, madenleri, tarımı, sanayisi, nüfusu ve şehirleriyle

..

Devamını Oku
Osman Onuktav

Gelsin-2

Ta! ... Anadoludan Orta Asyaya
Balkan ‘dan uzansın Kafkasya’ya.
Dağına taşına tüm dünya’ya
Haykırıp koşacak lider gelsin..

..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Platform kürsüsünde konuşanlardan, tv haberinden sadece, alıntı olarak şu bölümü aldım düşünmeye, kendimce: ‘Batılının iflas etmesine faiz neden olmuştur, faiz sömürge olduğuyla ahlaksızdır. Batılı iflas eder diyen, daha çok bekler, çünkü Batılı çökmez’ denildi.

Fikrin kendi içinde çelişkisini düşünmekten es geçeyim de, Batılı çökmez konusuyla ilgili olarak: kullanılmış, yani endüstri eskilerini, silah eskilerini satan Avrupa yenisi için yatırım kaynağını çöp satıcı olarak sağlarken, satın alan acaba ne konumdadır, bir düşünülmeli. Bir ülke çöksün de öbürü yükselsin diye bir sıralama değildir siyaset, olmamıştır tarihlerde de. Biri çökerse öteki yükselir diye mi beklenir acaba siyaset denilen kavramlarla? Bu ne mantığıdır diye bir düşünülmeli. Onları krize sürükleyen uygulamalarını niye öteki ülkeler de uygulamalı acaba, anlaşılması hoş bir mantık olmadığıyla veya bu gerekliliği bir düşünmeli. Batılı çöküntü tecrübelendiyse, bütün çare denemesiyle de başarısızlık göstergelediyse, o başarısızlığı yaratan uygulamaları, acaba niye köle muamelesi gibi başka ülkelere emirvarilik edilmeli ve bunu sistem diye üstlenecek ve uygulayacaksın diyerek üstelik?

13. maddede Türkiye’yi nükleer enerjiye teşvik kınanmalıdır. Bir İslam teşkilatı maddesi de vardı, açıklanmalı, tanıtılmalı içerik olarak anlamı. Bu çalışmaları kutluyorum, ancak: Orduyu çözmek demek ne demek? O ne biçim maddeydi öyle? Benim bir canım bir de Allah’ım var. Ordu bu canım işte ve Allah aşkı soluyan bu canım yine. Bütün kaleler zaptedilmedi demeye zorlandırılan ülkelerden resimler hoş değildir sanıyorum.

Gazeteciler gezgin mimar, mimarlar yapılayandır
..

Devamını Oku
Gürkan Süzer

Afrika
Art of Africa
Maskeler aldım
korkunç suratları var
Ahşaptan oymuşlar
içleri boş
Heykeller aldım ince uzun
..

Devamını Oku
Osman Çövüt

Alsam arkama en deli rüzgarı
Arasam seni insan eli değmemiş yerlerde
En derin vadileri en üksek dağları gezsem
engin sulara seni sorsam
deli gibi akan sularda arasam seni
YAğmur damlalarına baksam
Gecenin karanlığında yıldızlara sorsam seni
..

Devamını Oku
Bahar Yağmur

Hasretine dayanacak gücüm yok artık
Düşen son yaprak gibiyim daldan
Kapıldıkça kapılıyorum rüzgarın seline.

Titreyen kuş misali gönlüm
Yalnız, ürkek ve kararsız
Korkuyorum seni kaybetmekten.
..

Devamını Oku
Aliosman Vural

SU DAMLASI
aydınlık gece yarısında,
güneşin hiç batmadığı yerdeyim
bulutların üzerindeyim şu an..
düşüyorum yağmur olarak yer yüzüne,
Afrika çöllerinin göbeğine
suya hasret gönüllere düşüyorum
..

Devamını Oku
Nebi Ünler

TÜRKLER SOYKIRIM YAPSA

Türkler soykırım yaptı, diyen utanmaz deyyus
Neden sıfıra yakın, Kızılderili nüfus.

Aynaya bakarsanız, görünür gerçek katil
Gönülü bilmeyende, vicdan, merhamet tatil
..

Devamını Oku
Recep Akıl

Bilindiği gibi kahvenin günümüzde pek çok çeşidi var ve doğal olarak çeşit çeşit tadı...

Bir içecek olarak kahve, Osmanlı’nın Avrupa içlerine yapmış olduğu seferler sayesinde önce Avrupa’ya, onlar vasıtasıyla oradan da Amerika’ya yayılmıştır.

Doğu Afrika kökenli bir bitki olan kahve, geçmişte bir tür yiyecek olarak da kullanılmış olmasına rağmen artık günümüzde Dünya’nın pek çok ülkesinde güzel, hoş bir içecek olarak tüketilmektedir.

Bu yazıyla anlatılmaya çalışılacak olan kahvenin tarihçesi, nasıl yetiştirildiği, günümüzde kaç tür kahve olduğu, vs. falan değil elbette. Peki, ne öyleyse? O bir fincan kahvenin (Türk Kahvesi) ocakla tiryaki arasındaki yolculuğunun kısa öyküsü… İşte hepsi bu…
..

Devamını Oku
Fahrullah Arslan

Canıma can verecek
arayışlar içindeyim
Öylesine seyyahım ki, bu hususta
Kah Afrika çöllerinde,
kah Çin seddindeyim

Keşfedilmemiş aşkların,
..

Devamını Oku