Senden kalan tüm kırıntıları ve yüreğimdeki senli sesleri, dipsiz kuyulara salıyorum artık. Evet bu kez oldu işte, gözümün feri olan seni, karanlıklara kardeş ediyorum. Ne kadar senli olan hatıralarım gözümün önüne gelsede, bu kez bitti diyorum.
Of be of hayalin bile kulağıma haykırmakta
..
Ben;
Dünya nüfusunun atıklarını taşıyan enkaz torbası.
Mekanik bir toplumun çöplüğünü karıştıran 4 ayaklı hayvan.
Teknolojiye yenik düşmüş bir milletin, teknolojiden mahrum kalmış cahili.
Modernleşmeyi kabul etmeyen bir yobaz...
Acı çeksin diye çarmığa gerilmiş bir İsa.
Cesedi yakılmış bir canlı.
..
Senden kalan tüm kırıntıları ve yüreğimdeki senli sesleri, dipsiz kuyulara salıyorum artık. Evet bu kez oldu işte, gözümün feri olan seni, karanlıklara kardeş ediyorum. Ne kadar senli olan hatıralarım gözümün önüne gelsede, bu kez bitti diyorum.
Of be of hayalin bile kulağıma haykırmakta
..
Turna sürülerine katılıp
Himalayaları aşmak isterdim,
Tibet kartallarına yem olacağımı bile bile.
Oysa bir turna bile değilim,
Nerede Everest’in zirvesinde beni koruyacak tüylerim,
Nerede hırçın rüzgarı yaracak dev kanatlarım.
..
Uyandığın uykuda
Bir gerçek vardı
Rüya diye gördüğün
Hani o gitar çalan
Beyaz eldivenli
Gözleri olmayan gitarcı
Ve duvardaki afrika maskları
..
Toprağımın her zerresinde
Binlerce yıl uğruna dökülmüş şehitimin kanı.
Gölgesinde şanlı bir tarih bayrağımın.
Gölgesinde barınan hainler;
Gün gelecek barutumuz ateşli,
..
Senin derdin insanlık değil paradır para
Senin yüzüne bakılmaz karadan da kara
Keyfince atıyorsun garibanlara nara
Eğer tanrı varsa düşürür seni de dara
Asya afrika orta doğu hepsi bahane
Dünya ellinde olmuş mahkumhane
..
Yani diyorum ki
yine öyle parlak kırmızı r/Ugan
da
şimdi en azından haritada yerini biliyorum
bu da az şey mi
acıtmıyor mu nasırların ayaklarının evini
..
Sana Yalnız Sana
seni gözlüyorum Sevgilim
doğacak günlerimin neşvesi olarak
güneşin kızıllığı yüzüme yansıyarak
seni arıyorum Sevgilim seni arıyorum
..
bak yoksun...
şimdi ben
az önce
bütün geceyi lime lime etmişim senin adına
senin adına parçalamışsam karanlığı
ve aklım uçmuşsa sonsuzluğa
..
Aslında doğa, kendi karşısındaki insana dönerek; insanlar istediklerini yapıyorlar mı? Yapmıyorlar mı? İradiler mi? Değiller m? gibi bir sorunu hiç ele almaz. Böyle bir sorun doğanın umurunda bile değildir. Doğa, karşısındaki insana özgür mü? Özgür değiller mi? İnsanlar özgür iradelerini kullanıyorlar mı? Kullanmıyorlar mı? Anlamalara karşı doğa bunlara hiç bakmaz.
Yani doğa ağılda doğan oğlağa göre ırmak kenarında ot bitmiyordu. Aksine doğumlar, ırmak kenarında biten ota göre ya ayakta kalıyor ya da hayatta kalmıyordular. Doğa sizin açlığınıza hiç bakmıyordu. Bilakis sizin açlığınız doğada olup bitene göre olmakla denk gelmeydi.
Elma size göre inkişaf etmiyordu (gelişmiyordu). Hem yüzde 30 oranında aynı genetik kök üzerinde geliyorduk. Hem de bizim ağız tadımız, sindirim sistemimiz elmaya göre inşa oluyordu. Bu nedenle elmanın tadı tam bize göreydi!
Bitkiler olmazsa soluyamayız, koyunlar beslenemez. Ot ile beslenen koyun olmazsa onu yiyen kurt ve insan da olmazdı diye kurgulanan hayat; baştan sona yanılgı ve yanlıştır. Organik hayat ot yiyerek, tavşanla beslenerek, oksijeni soluyarak; bugünkü halimizle yola çıkmamıştı. Tüm perspektif hataları burada ortaya çıkıyordu.
..
Ey Türkoğlu; hakir görme Türkçeyi
Türkçe dünyanın en eski dilidir.
Türk olarak bilmelisin gerçeği
Dilimize dil uzatan delidir.
Türkmence ve Azerice, lehçendir
Taşkent, Semerkant, Buhara ilçendir
..
İki sevdalının kavgası düşer aklıma
Ne zaman yağmur yağsa
Uzakta yoksun bir çocuğun bisiklete özlemi gelir
Buruverir içimi
Bir annenin evladından kopuşu
yaş olur gözlerimde
..
Memduh Atalay
Türk Olmak Budur İşte!
Yetimler kardeşi, emin yetimin kardeşi
Kalbine cıva döken bu karanlık vadide
..
Türkler tarih boyunca kadına erkekle aynı değeri vermiş; mirasta, hukukta ve sosyal alanlarda hatta devlet yönetiminde kadınla erkeği bir tutmuştur. Börte Hatun, Tomris Kağan, Suyun Bike, Begüm Sultan gibi kadın hakanlar, destanlarda ve masallarda Umay Ana gibi mitolojik kişilikler vardır.
Kadınlara karşı şiddet, tecavüz ve her türlü saldırı en ağır şekilde cezalandırılırdı. Kadınlara şiddet kullanmak Türk töresinde asla yer almamış; Dede Korkut hikayelerinde, Türk destanlarında ve masallarında bu konu işlenerek belirtilmiştir. Kadınlar da savaş zamanlarında erkekle birlikte yerini alır; ok atmayı, kılıç kullanmayı ve ata binmeyi bilirlerdi. Mülk edinme ve ticaret yapma hakları vardı, her türlü sanatla uğraşır, erkeklerin yaptıkları her işi yaparlardı.
Hakanın eşi Hatun veya Katun ünvanı ile Kurultaylarda ve önemli resmi toplantılarda Hakanın yanında yer alırdı. Hakan savaşa katıldığında ülkeyi yönetir, tüm yetkilerini kullanırdı.
Cengiz Han bir Kurultay’da halka ve diğer üst düzey yöneticilere hitaben: “Ben sizin Hanınızım, bu da benim Hanım’dır” diyerek eşi Börte Hatun’u işaret etmiş, kendisine gösterilen saygı ve itibardan daha fazlasının eşine gösterilmesini istemiştir. “Hanım” sözcüğünün bu nedenle dilimize girdiği söylenir.
..
Kehribar sarısı zahter* yalnızlığı bu kent
Neden apansız bastırıyor karanlık
Sokaklar öksüz adamlar, yosma kadınlar oluyor
Teğet geçti yaşamdan uluorta bir saksı
Gölgem isyanda, sabrım ayazdayken
düşük aşklarına ağlıyor bu kent
..
Düştü, kırıldı
Ağrı yok, acı yok
ağırlık var sadece
Odda yanmaz, suda batmaz
Taşıyorum...
İçimde Sibiryanın beyazlığı
Dışımda Afrika savannası
..
gün erkenden terk etti haince, ihanete inat
gece de almıyor içeri, lütfumu teptin diye
zamanın unutulmuş, izbe köşelerindeyim şimdi
ne serin bir gölge kaldı sığınacak, ne de sıcak bir sine
İbrahim’in ateşinde kavrulmuş o koca yüreğin
fısıltılarına saklanmış amansız terk edişlerdeyim
..
Hiçbir ressama konu olmamış
Hiçbir şiirde bahsi geçmemiş
Kara gözlerimin içine bir bak.
En kötü halimle sev beni.
Bulabileceksen eğer bir ışık
Kirpiklerimden yakala beni.
Rüzgar değmemiş saçlarımla
..
'Adalet' denen kavram; dünyada var olsaydı
Güçlüler, zayıfların rızkını yiyemezdi.
Koskoca develerde biraz akıl olsaydı
Kervanın en önünde 'eşek' yürüyemezdi.
Toplumlarda cehalet, aymazlık olmasaydı
..



