mehmet oğlum
çocuklar üstüne
insanların kendi diliyle konuşmaya başladığında
titriyor, boğuklaşıyor sesim
ve orada bombalanan okullardan
yıkılan hastanelerden, yerle bir edilen
vicdanın yıkıntıları arasından yükselen
seslere karışıyor
haklı sesini çıkarmakta zorlanıyor
yüreğim
çıkarsa da, tutturamıyor rengini, tınısını
bir ucu insana,
öteki Mevla’ya varan o sesimin
tuttursa da, duyurmakta zorlanıyorum onu
yeryüzünün öteki çocuklarına
onlar
yiyecek yardımı istiyorlar
küçücük bebeler var
günlerdir aç susuz
yiyecek istiyorlar
bir lokma ekmek
bir yudum su istiyorlar
madlen gemisi orada
koca koca devletler nerede
gaflet uykusunda değil mi
Mehmet…
affet bizi Gazze
affet bizi Allah’ım
elimizden bir şey gelmiyor
Allahım sen gazzeyi koru
Allahım ne olur yardım et onlara
ne olur …
senden başka kimseleri yok
senden başka gidecek kapıları yok
yetiş ya Rabb
gazzelilerin yardımına
yetiş…
mehmet oğlum
kan, barut ve gözyaşı değil
kin, öfke ve intikam hissi de değil bu
hayır…
yanlış anlama
tepeden tırnağa yakup
tepeden tırnağa yusuf
tepeden tırnağa musa, isa
ve muhammedin cesetleriyle dolup taşıyor
yıllarca
duygularımız
düşüncelerimiz
mehmet oğlum
hangi oyunu oynuyoruz bu tiyatroda
hangi oyunu
böyle kan revan içinde
bu kadar bebek ölüsüyle
bu kadar çocuk ölüsüyle
bu kadar anne ölüsüyle
bu kadar seyirciyle
ve bu kadar sessizlikle…
mehmet oğlum
her gün
onlarca defa musayı
onlarca defa isayı
onlarca defa muhammedi
katlediyorlar
ve yakıyorlar ibrahimi
fosforlu bombalarla
yine aynı filistinde
her gün
mehmet oğlum
bir gün gelir
hazan çiçekleri büyür
bir gün gelir
meydanlara güller dökülür
bir gün gelir
madlen
yürür gazzeye
madlenin yükü insanlık onuru
içinde sadece sivilller var
ve onlar şimdi esir
madlen durduruldu
yakalandı barış elçileri
suçları ağır.
evleri başlarına yıkılan
açlıktan ölen mazlumlara
yiyecek ve ilaç götürürken
mehmet oğlum
onlar bizim başaramadığımız bir şey yaptı
sadece konuşmadı ve yola çıktılar
binlerce gemi çıksaydı yola
hangisini durduracaktı zalim israil
daha çok gemi
onlarca yüzlerce on binlerce gemi
gitmeli gazzeye
mehmet oğlum
çok acı çektin, önce sen çığır bu türküyü
avuçlarına yaslayıp kulağını
önce sen duyur,
bu yüceler yücesi ülküyü
bu en büyük vuruntusunu aklın ve kalbin
ve bir amentüye dönüştür
haykırışını
bütün evler de
dudaklarda ve yüreklerde kopan
sonra dalga dalga büyüyen, yayılan
ve tankları,
ve panzerleri önüne katıp götüren
o türküyü sen söyle
susma mehmet
ses ver ki
vicdanların sesi susmasın
aklın sesi
dilin sesi sussa da
vicdanların sesi dinmesin
merhametin önüne
kalın duvarlar örülmüş
kaçıyorlar
mazluma yardım etmekten
kol kanat germekten
masuma sevgi göstermekten
anlayıştan,
değer vermekten
kısacası
insanı insan yapan her şeyden kaçıyorlar
ancak vicdanlarından kaçamayacaklar
azap görecek ebediyen ruhları
ilahi adaletten kurtulamayacaklar
mehmet oğlum
ölümün, tanklarla, roketlerle
silahlı birliklerle talim yaptığı yerde
asıl hayattır, provasını yapan
daha geniş bir yol
daha uzak bir ufuk açmak için
haklıların önüne
daha dün gazze de katledilen
onbinlerce yusufu
unutma
unutturma
cezairde katledilen bir buçuk milyonu
ırakta hunharca katledilenleri
balkanlar da, vietnam da, çeçenistan da
hiroşima ve nagazakide olanları
küfür tek millet
oğlum mehmet
zalimleri unutma
unutturma hiç
mehmet oğlum
bu keder ve umut taşıyan rüzgar
zeytin ağacının
incir ağacının
portakal ağacının içinden geçip
sana getiriyor gazzelinin sesini
bu keder ve umut taşıyan rüzgar
gazzeli bebelerin ve annelerin
korkusuz, tasasız gezindiği
has bahçelerin içinden geçip
sana getiriyor
feryatlarını
avazını
haykırışlarını
utancın tarihi yazılıyor azze de
insanlık sessiz
insanlık onurunu kaybetmiş
kalbi olan herkes
uyansın bu ağır uykudan
yüz gemi
beş yüz gemi
bin gemi gazzeye yürüsün
vicdan gemisine ses olma zamanı
dünyayı sarsacak bir çığlığa
dönüşme zamanı mehmet
filistin özgür olsun
gazze özgür olsun
mehmet oğlum
açsam ağzımı
sözlerimi alıp götürüyor rüzgar
tanklardan, panzerlerden, zalimlerden uzak
çapuldan, siyonist endişesinden uzak
özgürce dolaştığı
ta ademle havva’nın
gökte değil
yeryüzünde dolaştığı
o bahtiyar günlere
ve cennete
tuba ağacının gölgesine
götürüyor kalbimin sesini
mehmet oğlum
hangi oyunu oynuyoruz bu tiyatroda
hangi oyunu
böyle kan revan içinde
bu kadar bebek ölüsüyle
bu kadar çocuk ölüsüyle
bu kadar anne ölüsüyle
bu kadar seyirciyle
ve bu kadar sessizlikle…
redfer
Kayıt Tarihi : 9.6.2025 18:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!