Uzun zaman sonra, ilk kez dertleştik seninle,
Yudumlanan çay ve sigara eşliğinde.
Tam dertleşme denemezdi aslında,
İçimde gizlenen acılarımı anlatamadım sana,
Üzülmeyesin diye.
Sadece üzülmeyesin diye mutlu görünmeye çalıştım,
Göz yaşlarım için için kalbime akarken,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kaleminize sağlık..... başarılar...
Affet Beni Anne
Uzun zaman sonra, ilk kez dertleştik seninle,
Yudumlanan çay ve sigara eşliğinde.
Tam dertleşme denemezdi aslında,
İçimde gizlenen acılarımı anlatamadım sana,
Üzülmeyesin diye.
Sadece üzülmeyesin diye mutlu görünmeye çalıştım,
Göz yaşlarım için için kalbime akarken,
Yüzümde yedi rengin çiçekleri açan bir gülümseme gördün.
Affet beni anne.
Yakıştıramazdın bana biliyorum,
Çünkü beni hiç böyle görmedin.
Ne sen,
Ne de başkaları yüzümdeki maskenin sahteliğini fark etmedi.
Ben sizin gözünüzde, yenilmezdim,
En kötü zamanlarımda bile yılmazdım,
İçimdeki kopan fırtınalara inat,
Her zaman durgun bir denizdim.
Sen de öyle sandın anne.
İçimde sakladığım onca mücadeleyi,
Bıkkınlığı, yılgınlığı görseydin eğer üzülecektin,
Biliyordum.
Sana anlatamadığım için,
Affet beni anne.
Başkalarının gözünde güçlü oldum daima,
Benim düşüncelerim doğru olandı,
İçimden inanmasam bile
Doğruluk adı konduğu için kendi doğrularım oldu.
Yaprakları dökülmüş bir çiçek gibi,
Bir damlaya hasret çöl gibi,
Umudunu kaybetmeyen kul gibi,
Her zaman içimde saklanan,
Kimselerin bilmediği, duymadığı,
İçinde benden öte, bir başka ben oldum..
Anlatamadığım için affet beni anne.
Şimdi alkış tutuyor bana eş, dost, akraba,
Sen her şeyin üstesinden gelirsin diyorlar bana.
Bilmiyorlar anne.
Bilmiyorlar.
Hayat en ağır cezayı bana kesti.
İçimdeki yalnızlığı kimse görmüyor anne.
Hayat sadece düş kırıklığı getirdi bana.
Affet beni anne.
***BENİ DE SEN AFFET ANNE ***
BENDE SANA HİÇBİR ZAMAN
ANLATAMAMIŞTIM DERDİMİ
SIKINTIMI VE BİRÇOK ŞEYİ ZATEN
DİNLEMEZDİN Kİ HİÇ BİR ZAMAN BENİ
ŞİMDİDE ANLATAMIYORUM SANA
KABRİNE GELDİGİMDE SANA ÇOK ŞEY
ANLATMAK İSTİYORUM AMA HİÇ BİR
DERDİMİ SIKINTIMI İSTESEMDE
DİNLEMEZSİN DİYE SÖYLÜYEMİYORUM ANNE
KABRİNE GELDİGİMDE BİR GÜN BENİ DİNLERMİSİN ANNE
ACABA BENİ GÖRÜYORMUSUN ANNE
SEN DİNLEMESENDE BENİ ÇOK SEVERDİM
BİLİRSİN BEN SENİ YATTIGIN YERDE SEN
RAHAT UYU ANNE***
KUTLARIM AYŞE MANAV GÜZEL ŞİİRİNİZ İÇİN SİZİ YÜREGİNE SAGLIK SAYGIMLA
Sevgili kardeşim : Ayşe Manav
İnsan gözünün dünyada görebildiği tek melek olan ANNE konulu şiir için teşekkürlerimi sunuyorum, lütfen kabul buyurunuz.
Konu kutsal olduğu için Annelere şiir yazarken duygu fırtınasına yakalanmamak elbette mümkün değildir. Bu yoğun his tufanı içinde sayısız şiirler yazıldı ve dünya durdukça yazılmaya devam edecektir. Ancak hepimizin ortak bir görüş etrafında bütünleştiren bir gerçek vardır: O da şudur:
O kusursuz meleği eksiksiz anlatabilecek bir şiiri, ne bizden öncekiler yazabildi, ne biz yazabiliyoruz, ne de bizden sonrakiler yazabilecekler... Bu gerçeği hepimiz biliyoruz. Bu gerçeği bile bile, bu kutsal konu için eline kalem alan her kardeşimi tebrik ediyor sonsuz başarılar dileklerim ile o kalemi elinize almanızı ve bu şiirin yazılmasını sağlayan annenizin (inşallah şu an hayatta ise) mübarek ellerinden sevgi ve saygı ile öpüyorum.
Hakk'ın rahmetine kavuşan annelerimizin elini ise şu anda bizim yerimize zaten melekler öpüyor.
Öncelikle böyle kutsal bir konuya ilgi çekmek için şiir yarışması düzenlediği için: http://www.antoloji.com sitemize ve Ümraniye Belediyesi Başkanlığına teşekkür ediyor ve şükranlarımı sunuyorum. Bu organizasyona emeği geçen bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Benim gönlümdeki duygu: Anneler üzerine yazılmış her şiir zaten birinciliği daha yazılırken kazanmış bir şiirdir.
Bu yarışmada görev alan jüri üyelerine başarılar diliyorum.
Ben bu organizasyondan, http://www.antoloji.com'un alnının akı ile çıkacağına, Jürideki sayın üyelerin bu konuda en titiz bir şekilde görev yapacakları inancını taşıyorum.
Birkaç konudaki düşüncelerimi belirttikten sonra bu şiiriniz için yorumum:
ANNE konusunda yazılan her şiir daha yazılırken birinciliği hakketmiştir.
Beğenerek ve saygı duyarak okuduğum bir şiir olmuş. Başarılarınız daim olsun.
Her şey sizin ve sevdiklerinizin gönlüne göre olması dileklerimi sayfanıza bırakıyorum..
İrfan Yılmaz. TEKİRDAĞ.
İçimde gizlenen acılarımı anlatamadım sana,
Üzülmeyesin diye..
Sadece üzülmeyesin diye mutlu görünmeye çalıştım,
Göz yaşlarım için için kalbime akarken,
Yüzümde yedi rengin çiçekleri açan bir gülümseme gördün....
Affet beni anne....
...........
'Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar'
Analar yanar evlada... şiirde pişmanlık var.. hüzün var... anne yüreğini üzmemek için derdini yüreğine akıtan bir yürekten güzel ama hüzünlü bir şiir.
Tebrikler
Saygımla
tebrikler...saygılarımla...
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta