Hasretinde susarım,
çatlar kurur topraklarım.
olmaz bir türlü,yağmaz beklenen vuslat
yağmurlarım....
Her yer koyu sarı gül rengi kırmızı.
Dağlar sökülüp,hallaç gibi atıldığında
Denizler tutuşturulup,kor yakıldığında
Gök kubbe ortadan açılıp,yırtıldığında
Halimiz nice olur,Halikimiz Zülcelal
Semanın ziyneti,yıldızlar döküldüğünde
Ne söylesem yare derdim dinlemez
Ellere ayandır halim,yar bilmez
Gül dermek isterim elim deydirmez
Kahırdan kahıra, gezdir beni
Dertlerin hamalı oldum taşırım
Kurşun sıksan cana tenime geçmez
Bir bakışın vurdu öldürdü beni
Yağlı urgan taksan sıkıp öldürmez
Bir bakışın vurdu öldürdü beni
Kirpikte asıldım canım zındanda
Karşı dağdan yollar gecer
Gözler ağlar damla düşer
El elinde kefen biçer
Bu can şundan nasıl geçer
Ne oldu yar uzanmışsın
Nefesin çıkmasın diye buyursan
Uğrunda ölerek toprak olurum
Canımı adadım dönmem yolumdan
Aşkını bilmişim beni nesandın
Sadakat kitabı bende yzılmış
Yüreğim titrerken dudaklarında
Öpüyor sanmıştım meğer dalmışım
Ardından koşarken sevda çölünde
Gördüğüm serapmış esas sanmışım
Ağlayan yüreğim kanlar içinde
Ben bu gece paramparça dağıldım
Bu akşam bu saatte sevdiğimden ayrıldım
Gönül dertli,kalbib kırık,boynum bükük
Ben bu gece sevdiğimden ayrıldım.
İsyanım,sitemim vefa bilmeyen sevgiliye
Dağılmış ipek saçları
Eğrilmiş hilal kaşları
Derin dalgın bakışları
Bu kadın kime benziyor
Dertler bende kaldı,yaredir meylim
Aşkım,vebal oldu sende neyleyim
Delik deşik siğnem yar; yanar içim
Dert pazarında,sefa`yı neyleyim
Oluklardan soğuk sular içerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!