Sukutun o denizine
Pir giren abdal olur
Zulüm ile ölenlere
Yâren olur gark olur
Susup sustukça ziyanı
Gördüm malına kıyanı
tahta çitlerim var benim
üstünde çamurdan damım
her gece yıldız toplarım
erişilmez ufkum benim
saatim yok horoz vaktim
Dün beni aramış abim
Ben yine bende değilim
Sen İstanbul fukarası
Bense kayıp Medine'yim
Mekke mi olmuş Almanya
dalgalara sordum rüzgardır dedi
rüzgarlara sordum dağlardır dedi
eski bir masalı dinlermiş gibi
son demi insanın dün bugün yarın
güneşe bak bakılmıyor baksana
Dün Şili'de bir melek seviniyordu
Bir kuş gibi uçarcasına
Melek gibi kanat çırparcasına
Bir yoksulun elini tutarcasına
Seveceksin öylece sevineceksin
Dün şili'de bir melek seviniyordu
Tahtası yok taşı yok
Yağmuru var yaşı yok
Ne dilersen sen osun
Demiri var pası yok
Karanlık sen ışık sen
Bulutları okşadm ıslandı elim
Dokundum rüzgara ürperdi tenim
Sonsuz şu alemde an'da gözlerim
Güneş batıp ay doğdu bir gecedeyim
Sabahın erken vakti
Kaldırımlarda yorgun
Yürüyor yalnız adam
Bir banka oturuyor
Bir iş ve bir umutla
Yüz simit sırtlanıyor
Nasılda ışık saçar
Bu karanlık dünyaya
Yeminli ruhlar sanki
Garip gönüle konmaya
Hani meleklerin
Kanadı vardı hani




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!