seni,
bende çağrış'ını,
benzime yansıyan taraflarını
ve adımladığın dünyayı
ben diye tanıdım.
Memleketsiz kılmaya ruhumu ant içişim,
ve zamansız gidişlerim benim!
Sahi kaçıncı ruhani yangın o tepelerindeki,
Kaçıncı çaldığın kapı ruhumdan?
Sabahın incisi sen ve zeytin!
Susturamaz oldu içimdeki tahtı deviren devi
Kavi kavi yanan o kaygan zemin!
Belki bundandır;
Tabiatın tarihine şahitlik eden Pavlus
ve tarihin tabiatını yazan İsa'dan dahi
daha tanrısal gelirdi yersiz gülüşlerin.
Ey verilen her sözü erkek kılan hayat!
Temsil edilmeyen her zikre sağırlık,
Tartılmayan her günaha insaf kat!
Çünkü mürekkep çıkmaz bir sokaktayım,
Çünkü şahitliğimiz bayat!
memleketsiz kılmaya ruhumu çünkü ant içişim
ve yersiz söylenmiş türküm benim!
Bir ben bilirim göğsünden sızan kanın tadını,
en hakiki besteyi yazmaksa yeminim!
çünkü toprak senin de terine kanacak,
güneşi içtiğim çanak da senin toprağından!
karalığımıza bir suç ortağı bulmakla var olduysak,
hakikat süsü verilmiş bu cinayete ben de kefilim!
Ey işlenmiş her cevheri çakıl kılan kadın!
Bir idrak meselesi değilse beyazımda kan,
Nedendir, sesime bürünmüş her talakta adın?
Ne deresi, ne tepesi ne de eteği bir dağın,
Kara kılıyorsa ay vurunca çehreni dayan da,
Hin yokuşlar sonrası gelen güneşe yakın!
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 01:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!