Vasiyetim şudur deyin anama:
Baba ocağında soysunlar beni.
Duyup işitenler desin imama:
Çılçıl’ın suyuyla yuysunlar beni.
Adetler değişir, devran bir başka.
İki bin yirmi bir on dört Ekim’de,
Kara bulutları yaydın ey felek.
Aslan yelelimi aldın elimden;
Kucağıma ateş koydun ey felek.
Acı haber dalga dalga yayıldı,
Kızım İkra Betül’e…
YASEMİN ÇİÇEĞİ
Sen ki beni yıllardır peşinden sürükleyen,
Aklımı baştan alan ateşi körükleyen.
Destanları yazan adam,
Tuzakları bozan adam.
Delikanlı gezen adam,
Yiğit adam Ozan Arif.
Bayrak, ezan, Kur’an dedi,
Kurgular yazgımı baştan karsa da,
Kadirsiz kıymetsiz özüm yok benim.
Tarifler (!) arife tuzak kursa da,
Kısmetten başkada gözüm yok benim.
Ressamlar şahsımı portre çizse de,
Beşerin dah’linde payem var benim,
Yıkık viraneye konanlardanım.
Sadakat ehlinde gayem var benim,
Pervane misali yananlardanım.
Ay yıldızın gölgesinde yoğruldum,
Geçti yaz aylarım geldi sonbahar,
Divane gönlümü kandıramadım.
Bir değil beş değil onlarca yıldır,
Yâre özlemimi dindiremedim.
Türküler söyledim maniler dizdim,
Tılsımın bozulmuş büyün bozulmuş,
Okunmuş suyundan tatmam Ziyaret.
Şemalın değişmiş huyun değişmiş,
Gölgende oturup yatmam Ziyaret.
Uymuşsun modaya giymişsin yeni,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!