Bir gün bana sordular:
"Adalet nedir?"
Bir mahkeme salonunu göstermedim.
Bir kanun kitabını da...
Çünkü adalet,
Mürekkebin yazdığı değil,
Vicdanın silemediği hükümdür.
İnsan önce kendini yargılamayı öğrenmeli.
Kendi gecelerini...
Kendi sessizliklerini...
Kendi korkularını...
Başkalarını tartan eller,
Bir gün mutlaka
Kendi ağırlığını da hisseder.
Ben gördüm.
Paranın satın aldığı alkışları...
Makamın büyüttüğü kibri...
Korkunun susturduğu kalabalıkları...
Ama hiçbirinin ömrü,
Gerçeğin sabrı kadar uzun değildi.
Çünkü hakikat,
Geç kalır.
Ama kaybolmaz.
Bir çocuğun gözyaşında yaşar bazen.
Bir annenin duasında...
Bir yaşlının titreyen ellerinde...
Ve en çok da,
Haksızlığa uğrayanın
Sessiz bakışlarında.
Adalet...
Kılıç değildir.
Önce terazidir.
Teraziyi kıranlar,
Bir gün kılıçtan da kaçamaz.
Ben hiçbir zaman
İntikam istemedim.
İntikam,
Yarayı derinleştirir.
Ben hesap istedim.
Çünkü hesap verilmediğinde
Kötülük cesaret kazanır.
Bugün susanlar,
Yarın konuşacak yüz bulamaz.
Bugün eğilenler,
Yarın doğrulacak omuz bulamaz.
Ben biliyorum;
Bir milleti ayakta tutan
Ordular değildir yalnız.
Mahkemeleri de değildir.
Asıl güç,
Çocuğuna
"Doğru ol." diyebilen babalarda,
Haksız kazancı reddeden annelerde,
Ve tek başına kalsa bile
Gerçeğin yanında duran insanlardadır.
Bir gün
Hepimiz çıkacağız
En büyük mahkemenin önüne.
Orada unvan sorulmayacak.
Servet de...
Orada yalnızca
Vicdan konuşacak.
Ve ben,
O gün geldiğinde,
Boynumu eğmeden,
Şunu söylemek isterim:
"Yanılmış olabilirim.
Ama bile bile
Adaletsiz olmadım."
İşte benim bütün savunmam budur.
Sabit Süreyya SirerKayıt Tarihi : 18.07.2026 12:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!