Adalet,tebdil i kıyafetle geziniyordu..
Gittiği her kapıdan kovuluyordu.
Nedenini oda merak etmişti.
Geçte olsa öğrenmişti...
Çünkü,adaleti kimse tanımıyordu....
..
Devleti adına yaparken işi
Memurda dürüstlük, namus olmalı
Kanundan, nizamdan sapsa bir kişi
Adalet önünde makus olmalı
Millet kesesinden alıp maaşı
Millet karşısında çatmasın kaşı
..
Beşeri adalette adalet arama,
İnsanlığını kaybedende adalet ne arar?
Onun adaleti ancak işine geldiği kadardır.
Arayacaksan adaleti yüce adalette ara,
Yüce adalet vicdanda bulunur.
..
Haklı Olan Güçlüdür
“Güç” neyi ifade diyor? Güç “Hak” ifade eder aslen! “Allah güçlüdür! ” neden güçlüdür? Haktır, mutlak adildir! İnsanlar neden gücü önemser? Zayıf ve zavallı bir “İlah”, insanlık tarihinde görülmemiş! Bu konuya kafa yormadan olmaz! İnsanların vicdani dengesi de bozulunca bu anlaşılmıyor! Yani bazıları gücü, zulmetmek için arzuluyor ama asla bunu bulamıyor; sefalete düşünce de yakınır ve zayıf olana yapılanı, “Haksızlık” olarak düşünür ve yakınmaya ya da sadece laf üreterek güçlenmeye çalışır! Nafile! “Seçilmiş ırk, vaat edilmiş toprak ve fethi övülen yer! ” türü gerekçeler ile güçlenmek isteyenlerin hazin halleri tarih sayfalarında yerini alır! “Seçilmiş ırk” iddiasında olanların tarihin belirli dönemlerinde “Soy kırıma” uğramaları tesadüf müdür? Güç savaşlarında dengesizlikler yaşanmasının nedeni aslen “Hak” olmaksızın “Güç” elde etmek çabalarıdır ve sadece “Kaos” çıkar!
"Güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür! " Bakın bu çok önemli, bir yerde güçlüler var ise demek ki haklı oldukları için güçlü olmuşlar; zayıflar da haklı olsalardı güçlü olacaklardı! Bunun anlaşılması insanı daha gerçekçi bakmaya ve davranmaya yarar! Yoksa haksız oldukları için zayıf düşenler yakınır durur!
Gözden kaçan şu; haklı imiş ki güçlenmiş ve diğeri haksız imiş ki zayıf düşmüş! Güçlüler, haksız duruma düştüklerinde güçlerini de kaybeder ve haklı olanlar, güçlenmeye başlar! Evrensel sisteme dikkat! İlahi sistemde, “Mutlak adalet” işliyor. İyi bir gözlemci, bunu görebilir zaten gördüğü şudur; “Allah güçlüdür! ” bunu görecek!
..
Duygular Ve Algılar
Duygular mı algıları belirliyor, algılar mı duyguları?
Eylemleri duygular mı belirliyor, algılar mı; duyguları mı algıları mı öne çıkarmalı; yoksa her ikisini de yerli yerinde mi kullanmalı?
Duygu: Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim!
..
Demek ki vicdan yokmuş, Hakk’ı öğretememiş,
Adalet kavramından, merhamet verememiş…
Can almaya değer mi, çorak toprak parçası?
Evlatları hainmiş, bencilmiş açıkçası…
(2012)
..
Ah! Devleti Aliye hükmeyle di cihana
Gittiği her yerlere bak adalet götürdü
Ülkeleri döndürdü hem dünyada cinana
Bak şimdi hükmedenler ne ocaklar söndürdü
22.03.2008
..
Neredeysen çık!
İşlediğin suç
Zaman aşımına uğradı …
Kırk mahkeme
Kırk dereden su getirdi
Adalet Allaha kaldı …
..
Güven vermiyor Adalet,
Milletteymiş hâkimiyet!
Sanki devri cahiliyet,
Yavaş yavaş sızar koku.
Terazi yanlış tartıyor,
Tutuklu on yıl yatıyor,
..
Biliyoruz niçin, niye
Evet “evet” diyeceğiz.
Ülke bütünlüğü diye
Evet “evet” diyeceğiz,
Fikrimizde yoktur fire
Adalet erkine göre
..
İki dudak arası
apışır kalır amme hizmetinde amele.
Ve
tazmin eder yaşatmamayı
lanet olsun idrak-ı zarurete.
geçiken adalet;
..
Hak, hukuk ve adalet
Olunca bir beldede
O zaman yetişirler
Büyük ibni sinalar
Düzeni ters çevirseniz
Kaplar ortalığı ibni zinalar.
..
İzin vermiyor hafızam,
Serbest bırakmıyor mısralarımı,
Bugün yazamıyorum duygularımı.
Kelimeler firar etse de,
Haykırsam şu beyaz kağıda
Adalet den dem vurup, keser misali yaşayanlara
..
Şaşarsa adalet terazisinin dili,
sarsılır tâ derinden mülkün temeli.
Ey idareciler! Adil davranmazsanız eğer,
nızdadır mahşerde Allah'ın eli.
Adalet yoluydu Ömer'in yolu,
Zayî olmazdı devletin bir pulu.
..
,,UYANIN,UYANIN,UYANIN KADINLAR! ...
Bu ne biçim bir İslami anlayış,
Bu ne biçim bir, vicdan, ne biçim bir ahlak
Ne biçim bir, fazilet anlayışı,
İnanın anlayamıyorum
Bakınız, bakınız fotoğrafıma
..
-*- O Güneşin Işığı (Sosyal Adalet) -*-
Sosyal adalet denen o gerçek,
Bir gün gerçekleşecek.
Bir ay gibi doğacak karanlıkların ardından,
Dağıtıp, parçalayacak, kara bulutları.
… Ve de karanlıkları tek, tek
*
..
Hak arayışı için, çaldık bunca kapılar
Suçumuzu söyleyin, hakkımız elbet bilmek
Adalet için kurun, hem yeniden yapılar
Boğazımıza geçti, haksız bir elden ilmek
21.07.2011
..
ABD soykırım dedi. Atalarımı Ermenileri katletmekle suçladı. Ah adalet güçlünün elinde bir sopa mısın? Yalın ayak yürürken Türkiye ileri daha ileri gitmek için çabalarken tabanlarına indirilen değnekler reva mıdır? Türkiye'm memleketim... Kimler seni bu hale getirdi? Kimler seni falakaya çektirdi? Dünyadaki hakim güçler fakir ve zayıf ülkeleri hizaya getirmek için bazen asker tıraşı yaparken bazen de kafa derilerini yüzmektedir. Geri kalmış ülkelerin yöneticileri ise saçlarını rüzgara salıvererek halkının önünde pozlar vermeye devam ederken halkın alnından kanlar akmaktadır. Ah Türkiye'm senin için kararlar alanlar var. Türk halkını kendileri gibi düşünmediği için aptal sayanlar şimdi de katliamcı saymaktadır. Niçin mi böyle? Hiç kuşkusuz kendini yönetemeyenleri başkaları yönetir. Türkiye kendini yönetemedi; sürekli borçlandırılıp tüketildi. Ayakları üzerinde durmasına izin verilmedi. Sürekli falakaya çektirildi. Üretmesine ve emek ülkesi olmasına izin verilmedi. Ne kendi fikrini ortaya koyabildi- illa batılı gibi düşündürüldü- ne de kendi silahını üretibildi. Başkasının ellerine kendi istikbalini yerleştirdi. ABD de eline geçen bu kozla kirli parmağını Türkiye'nin en mahrem yerine sokabildi. Türkiye'yi parmağıyla oynatıverdi. Üzülmek kar etmez..Ağlamak yüzdeki utanç kırmızısını silip atabilir mi? Türkiye'nin bölünmesine mani olabilir mi? Atatürk'ün cumhuriyeti teslim ettiği gençlik duyarsızlaştırıldı. Uyuşturucu, fuhuş, alkol ve zamparalık batağına çekildi. Şimdi kime güveneyim? Kim kurtaracak Türkiye'yi? Hangi akıl ve irade güçlü ve payıdar kılacak ülkemin istikbalini? Bütün akıllar kurşun gibi eritilirken gerek kalmadı kafalara silah sıkmaya. Türk insanı yarı ölü yarı baygın bir halde yaşatılmaya çalışılırken saçlarını ABD'ye okşatanlar en akıl almaz oyunlarını Türkiye'de oynadılar. Evet bunlar Deccal'dı. Halka ateşi su olarak gösterdiler ve sonra ülkeyi cehenneme çevirdiler. Hangi ülke 24 yıl teröre dayanabilir ve bu kadar özverili olabilir. Hangi ülke yıllarca terörle yaşayabilir. Tabi ki Türkiye...Bin bir zahmetle yetiştirdiği evladını vatanına kim verebilir. Her şeyi sineye çeken halkıma kim bu kadar zulmedebilir. Tabi ki Deccaller...Halkının acısını görmeyen ruhu kör vicdanı kör gözü kör şeytanlar zulmedebilir. Artık elimize sapanları almanın zamanıdır. Kör vicdanlara taş atmanın zamanıdır. Türkiye'yedeki melek suretlileri göğe yükseltmenin zamanıdır. Atatürk'ün gök mavisi gözlerinde Türk bayrağını dalgalandırmanın onu gözlerinden öpmenin tam anıdır.
..
Çalış ki üretesin
Üret ki karşılığını bulsun emeğin
Bak ceddine ibret için.
Adalet,ilim ve tevazu olsun düsturun.
Gayrıyla didişmeyi bırak
Cehlin sana en büyük düşmanın..'
..
O bütün işlerini denk, yerli yerinde yapandır
Her iki cihanda da en mutlu kul ona tapandır
Hep adalet sahibidir asla zulmetmez kimseye
Dikkat et bu yalan dünya binbir tuzaklı kapandır
(7 Nisan 2008/ İstanbul)
..



