En güzel kendine baktın, kabul olmuş gibi tüm adakların. Geriye kalan hiçbir şey o akşam Kadıköy sokakları gibi değildi. Mazinin anlamı geçmiş değildi. Gelecekle birlikte andaydı artık o kabuk bağlayan yaralar. Ve patlamadı yıllarca. Adağım oldun, ödedim.
Ağlayarak şiir yazamıyorum. Hepsi bağırıyor hislerimin. Adağım gibi habersiz bekliyordu acılar. Geceleri bekliyor perilerim. Güzellerim. Güzel bildiklerinden bir zamanlar bebeklerim. Hiçbir kadeh kalkmamıştı o akşam Kadıköy sokaklarında. Öyle kuralsız, öyle serin.
Yıllar gibi yazdığım adaklarımı bir tek sen okuyamadın. Başka mahallelerdeyiz artık çünkü. Zor, uzak. Üzülme. İyi oldu. Öbür türlüsü ölüm. Sürgünler bitecek, süngüler düşecek, geriye bir mektup kalacak. Pencereden ve sessiz. O akşam Kadıköy sokaklarından uzak.
Sinsi sinsi sakladım kendimi senden. Korudum. Bekledi. Zamanı gelecekti. Rüzgarına atlayıp bir bulutun üstünde, bir seher, bir de gül saati. O Akmar Pasajı'ndan açılan, kapısından geçerken bakamadığımız barda otururken, seni bitireceğiz kadehimle. Bir sahur saati.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta