Kaybettiği anı hatırladığında,
kalbi önce durdu sandı.
Sonra acı geldi.
Yavaş değil…
bir anda.
Göğsüne çöken ağır bir taş gibi.
Nefes alırken ciğerleri sızladı,
sanki her nefes
onu biraz daha parçaladı.
Ağlamak istedi.
Ama gözyaşı hemen gelmedi.
İşte en kötüsü buydu.
Acı vardı ama gözyaşı yoktu.
Boğazı yandı,
çenesi titredi,
elleri buz kesti.
İnsan bazen ağlayamadığında
daha çok acır.
Sonra geldi gözyaşı.
Sıcak…
Tuzlu…
Yanaktan süzülürken izi kaldı.
Bir damla,
sonra bir damla daha…
Her damla,
“Artık yok” demenin başka bir şekliydi.
Kalbi acıdı.
Gerçekten acıdı.
Sanki biri içerden sıkıyor,
bırakmıyordu.
Öyle bir acıydı ki,
ne konuşarak geçiyordu
ne susarak.
Sadece durup
içini kemiriyordu.
Geceleri uykudan uyandı.
Kalbi hızla atıyordu.
Eli boşluğa gitti.
Kimse yoktu.
İşte o an
acıyı iliklerine kadar hissetti.
Kaybetmek,
bir boşluğa dokunmaktı.
Ve o boşluk
buz gibiydi.
Hıçkırarak ağladı.
Sessiz olmaya çalıştı ama olmadı.
Omuzları sarsıldı,
nefesi kesildi.
Gözyaşı yastığı ıslattı.
Ama acı dinmedi.
Çünkü bu gözyaşı
rahatlatan cinsten değildi.
Bu,
yakan gözyaşıydı.
“Keşke” dedi,
ama sesi titredi.
O kelime ağzından çıktığı anda
kalbi bir kez daha kırıldı.
Pişmanlık,
acıdan sonra gelen ikinci darbeydi.
Daha sessiz ama
daha derindi.
Günler geçti.
Acı geçmedi.
Sadece şekil değiştirdi.
Bazen göğüste bir baskı oldu,
bazen boğazda bir düğüm,
bazen durduk yere dolan gözler…
İnsan gülerken bile
içten içe ağlayabiliyormuş,
onu öğrendi.
Bir gün durdu,
ellerini yüzüne kapattı
ve içinden fısıldadı:
“Ben seni gerçekten kaybettim…”
İşte o cümle
canını en çok yakan oldu.
Çünkü kabul etmek,
acının en keskin hâliydi.
Bu hikâyede
acı anlatılmaz.
Bu hikâyede
acı hissedilir.
Göğüste,
boğazda,
uykusuz gecelerde
ve durup dururken dolan gözlerde…
Çünkü bazı kayıplar
insanın içinden geçer.
Ve o acı acıı..
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 01:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!