Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.
Kalbimde vardı 'Byron'u bedbaht eden melâl
Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl...
Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,
Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,
Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...
Sevdanın ateşi eğer
Her an yanıbaşımda yatmasaydı
Ben bu yükü taşıyamazdım
Sevinçlerime biraz hüzün katan odur
En çaresiz anımda
Issız bir dere kenarını
Devamını Oku
Her an yanıbaşımda yatmasaydı
Ben bu yükü taşıyamazdım
Sevinçlerime biraz hüzün katan odur
En çaresiz anımda
Issız bir dere kenarını
şiirimizin çınarlarından....söz haddimize değil
Trafo nedir? Trafo elektirik akımını hem toplayıp hem dağıtan bir aygıttır.Yahya Kemal ile ilgili kaleme alınan bir makalede onun bir trafoya benzetildiğini okumuştum.Yani eski ile yeni, geçmiş ile gelecek, doğu ile batı gibi zıt kutupları birleştirici özelliği ile Türk şiirinin merkezinde yer aldığına ilişkin bir saptama.
Kuşkusuz bunun Yahya Kemal’in dil, şekil, söyleniş gibi divan şiirindeki malzemeyi alıp günümüze taşıması ile ilgisi olduğu kadar; yaşadığı dönemde ülkemizin ve ulusumuzun içinden geçtiği serencamın, büyük değişim ve devrimin de rolü vardır.
Şiir araştırmacıları son ikiyüzyıllık serüveninde Türk şiirinin iki ana damar üzerinden geliştiğini ve günümüze geldiğini kabul ederler.Birincisi Şeyh Galip, Ahmet Haşim, Behçet Necatigil, Necip Fazıl, Asaf Halet Çelebi ve günümüzde Hilmi Yavuz’a kadar gelen içe dönük ve kapalı kendini kolay kolay ele vermeyen ekol; ikincisi Nedim , Yahya Kemal, Nazım Hikmet,Fazıl Hüsnü Dağlarca, Atilla İlhan gibi şairlerle müşahhas dış dünyaya dönük, kısmen baskın ve hedonist şiir.
Kişisel kanaatimce o bilgili, görgülü, iyi eğitim almış bir aristokrattır.Şiirlerinde manzara resmeder gibi bir üslubu var.Osmanlı Türk toplumu Avrupa gibi eski ve köklü bir aristokrat sınıfa sahip değildir.Egemenlik ve paylaşım bütünüyle saray çevresinde geliştiği için sanat ve edebiyatta çoğunlukla bu çevrede gelişmiş, Anadoluda ancak yerleşik düzenle barışık bir halk edebiyatı gelişebilmiştir.Osmanlı’nın yıkılması ve cumhuriyetin kurulması ile genç kalemler garipçiler vesaire edebiyatımızda da bir sıçrama, bir inkişaf gerçekleşmiştir.İşte Yahya Kemal bu geçiş döneminde bir nevi geçmişle köprü işlevi görmüştür.Bu yönden trafo benzetmesi isabetlidir.
Kendisi her ne kadar çağdaşı Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Yakup Kadri, Halit Ziya, Oktay Rıfat gibi şair ve edebiyatçıları beğenmekte imtina etse de bendenize göre ilk üçü kendisinden çok daha büyük şairlerdir.
Açık deniz şiiri de klasik Yahya Kemal şiiri özelliklerini taşıyan bir güzellikle arz-ı endam etmektedir.Son dönem Osmanlı’nın kadük aristokrasisinin parlayan yıldızıydı ruhu şad olsun
Bir şiir yazıp okuyucusu ile paylaşmak çok güzel bir duygu. Rahmetli yazarın AÇIK DENİZ şiiri bir yerden bir yere yolluğu çok çok şahane anlatıyor Beyitleri o kadar çok uyumlu ve şiir bir bütünlük içindeki ritmiyle çok anlamlı.Böyle değerli bir şiiri okumak okuyucusunu vesveseden kurtarır ve halis duygular sahibi yapar. Beğenerek okudum. Saygılarımla.
Yahya Kemal'in şiir söyleyişte takip ettiği lisan anlayışını tek makalede ifade etmek mümkün değildir.Şu bir kaç madde kendisinin Türkçesini meydana getiren anlayışın hülasası sayılabilir.
1.Şiirde yaşayan Türkçeye girmemiş hiç bir yabancı kelime kullanmamak.
2.Yaşayan Türkçeye girmiş arapça ve farsça kelimeleri bizim verdiğimiz ses ve mana içinde Türkçe kabul etmek.
3.Türkçede cümleye verilen mimariye sadık kalmak.
4. Şiirde ritmin lisan haline gelmesi demek olan halis mısrayı bulmak ve böyle mısralardan oluşan manzumeyi ilk mısradan son mısraya kadar yekpare bir ritm halinde terennüm etmek.Böylelikle şiiri nesre zıt bir tarz haline getirmek
5.Sonuç olarak yahya Kemal'in şiirinde göze çarpan şey ' Türkçe duyuş' ve bu duyuşu Türkçe deyiş halinde kalbetmektir.
ve buna kendisinin verdiği örnek mısralar ;
' Çok sürse ayrılık aradan geçse çok sene
Biz sende olmasak bile sen bizdesin yine'
- Kaybolan Şehir
' Lakin az sonra leziz uyku bir encama varır
Hilkatin gördüğü rüya biter,etraf ağarır
Som gümüşten sular üstünde giderken ileri
Ta uzaktan şafak bir bir açar perdeleri'
- Deniz Türküsü
' Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde'
- Rindlerin Ölümü
Mülakat : Nihat Sami BANARLI -Türkçenin Sırları
Dindirmez anladım bunu hiç bir güzel kıyı;
Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.
Hüzün her zaman vardı anlaşılan hiç terketmedi insanları.Çok güzel şiir.
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır
1948 İnönü Sanat Armağanı Ödülünü almıştır.
RUHUN ŞAD OLSUN ÜSTADIM....
yüreğin yangıları gibi deniz ve özlem şairi saygı ile anıyorum.
Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.
Yahya Kemal BEYATLI
Ruhun şad olsun Usta.
Hem duygusal, hem mantıklı bir şiir..Mantıklı çünkü bulunduğu dönem ve ülkede çok büyük hayaller kurulamaz..Duygusal çünkü, herşeye karşın ülkesinin ilerleyebileceğini düşünüyor..Osmanlıca'ya ve sonra da Türkçe'ye ne kadar hakim olduğunu da bu kısa şiirde göstermiş..
benim bildiği kadarıyla elli yılı geçen eserlerin telif hakkı kalkıyor. Bu yayın evleri Yahya Kemal Beyatlı gibi şairlere veya ailerine, varislerine herhangi bir ödeme yapıyorlar mı ki telif hakkı olsun. Sayın ilgilinin dikkatine
Bu şiir ile ilgili 23 tane yorum bulunmakta