Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




GÖZYAŞIM
Ey Sevgili!
Hüzün çökmüş gönlümü,esen rüzgar siler mi?
Kahır kahır göz yaşım, akıp gitse biter mi?
Yine sensiz bu gönlüm, anlamını yitirmiş!
Nefes alsam ne olur, anlamsız alış-veriş.
Baktığım hiç bir yer, sensiz anlam vermiyor.
Her yere bahar gelse, şu gönlüme gelmiyor.
Ne kışlar atlatmıştım, buzlarını kırarak
Gözyaşımın tuzunda, akıpta ısıtarak.
Ne yaptın ki! Sen bana böylece perişanım,
Şimdi perişanlıkta, kendimle yarışanım.
Yağmurlarda gizlerim kendi gözyaşlarımı
Kaç yıl içinde ağarttın, simsiyah saçlarımı.
Adem ÖZEL (Sorgunlu)