Nice garip masumların
Gözlerinde yaş anılar
Nice bağrı yanıkların
Sinesinde taş anılar
Her birisi birer ibret
O gördüğüm bir çift gözdü
Kördüğümdüm beni çözdü
Tespih yapıp tane dizdi
Çekiyorum ganî ganî
Buldum yârin izzetini
Aşk bu ferman dinlemez bilirsin
Bir kere dil yarasına tutulmaya gör
Dermanı yok, çaresi yok bu derdin
Uğruna ateşlerde hele bir yanmaya gör
Riya ölür, kibir ölür, ruhun çilelerle barışır
Rüya, hayal, gerçek hep birbirine karışır
(Abdullah BEKTAŞ’ a)
Bir öykü anlat bana
Zaman susmak üzereyken
Tuttuğun ölüm adına
Henüz yaşanmamış geceleri
Hüzün gurbetin en iyi huyu, hasret Kenan’da bir kuyu
Köle pazarında satlığa çıkardım en derin uykuyu
Gurbetin zindanında saati yeniden keşfederken
Zihnim firar planında yoruluyordu her sabah erken
Umut, nûr’u istikbalim ve ekmeğim ve aşım
Ne zaman düşeyazsam elimden tutan arkadaşım.
08.02.13 Yozgat
—Onlar kendini bilir-
Bir mihenktir kara günler sır dolu taştan
Sana dostunu öğretir daha en baştan
Hakikatlisi yüksünmez akacak yaştan
Göz yaş içre zar gününde ağlayıp gelir
Dünya denen sahnede
Dekor, kavanoz dibi
Ortası sonu nerde
Şaşırdım Sıtkı gibi
Bu kırk beşinci perde
Kül yüzlü gündüzler, aldanırken eğreti emellere
Güneşi gece gördüğüm sırlı bir rüyadır gözlerin
İhanet bulaşırken art niyet kuşanan amellere
Yalanın giremediği arı bir dünyadır gözlerin
Değil birkaç saat olsa da müebbet
Bu vatan toprağında ibadettir nöbet
Sürse aylar yıllar kopsa da kıyamet
Din-i Mübîn yolunda icabettir nöbet
Yurdumun ufkunda güneş batarken
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!