aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Abdullah Yüce'nin tüm şiirleri çok güzel bence.
Fakat ikinci, üçüncü okumada daha bir seviyor insan. Mesela Nilüfer şiiri.
İlk okuduğumda beni pek ilgilendirmeyen, ama çok ustaca anlatılmış bir aşk hikayesi sandım. Tekrarında, bunun platonik bir aşk olduğunu düşündüm. Artık, aradığı aşkı bulamayanların kafasındaki, muhtelif kurguları özetlediğini hissediyorum bu şiirin. Nerdedir bilinmeyen, asla vaz geçilmeyen sevgilinin, sevmeye doyamadığımız, yerine kimseyi koyamadığımız aşkımızın, bir çiçekle sembolize edilmesi... Çok hoş ve çok akıcı buldum doğrusu
Tebrikler Abdullah Yüce