Yaş yetmiş, yine bir bir yapraklar dökülüyor,
Çürümüş ağaçlar yine bir bir sökülüyor.
Ömür, kimine bir ay değil, kimine bin ay,
Bu rengarenk dünyayı, kısa bir imtihan say.
Ömür dediğin, altmış yetmiş sene, sanaldır,
Zevk-ü sefa sürmeye, ben aldırmam sen aldır.
Yirmi otuz senesi eğitimle geçiyor,
Çalışıp işe yararken, meslekler seçiyor.
Bırak malı, uğraşma, iki kapı bir hanla,
Nizamı kur, ey yiğit, yüreğinde imanla!
Nice Eren’ler doğar, şu mübarek ezanla,
Kahramanlar yetişir, damarlarda bu kanla.
Hatırla şu toprakta, şehit olup yatanı,
Fedakarlık yapacak cesaret yoksa, sevme,
Sevgi fedakarlıktır, sonra dizini dövme.
Fedakarlık yapmadan 'seviyorum' diyene,
İnanma söz verene, hatta yemin içene.
Vatan için, barışta, seveni çok oluyor,
Bağrım yandı, gördüm Afganistan toprağını,
Bu memleketin tar-ü mar dağını, bağını.
Uyan, yırt artık, düşmanların casus ağını,
Afrika, Avrasya, başlat özgürlük çağını.
‘Çile çekmeyen bilmez’, derler, hikmetli sözdür,
Bağrım yandı, gördüm Afganistan toprağını,
Bu memleketin tar-ü mar edilmiş bağını.
Uyan, yırt artık, düşmanların casus ağını,
Nefsini köreltirsen, yeter, bir çul bir kilim,
Ancak, esir olursun, özentiyse eğilim.
Vatan bölünmez dedik, denizlerim, sahilim,
Şehadet gönüllülerine, ben de dahilim.
Cihadım, son nefese kadar varken mecalim,
Yardan, serden geçmeden kahraman olunmazmış,
Zira, düşman çevrende gezer, kudurmuş, azmış.
Canana söz geçirmemek, kahreden arazmış,
Bilinmez, kaderimizde Yaratan ne yazmış.
Şehidin, alimin, hafızın naaş ’ını toprak yemez,
Peygamberlerin de naaş’ ına mümin, ‘ölüdür’ demez.
Rüyanda, yeşil hicaplı, beyaz elbiseli gelir,
Bir gece cennete davet ederse, sevinçten delir.
Zerreden küreye adalet gerek,
Ol nizam ile hidayete erek.
Nas ile yol belle, salaha eriş,
Besmele ile asan olur, her iş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!