Ülkeler diye yeryüzünde yöresel coğrafyamız var
Kanunlar yöresel ihtiyaç doğumuyla zamansal önlemler
Tifus varsa, ayrı, kuduz gibi terör varsa ayrı özellikler
Ab kağıt yiyip kağıt mı dolanıyor? Ne yapar gözler?
Beyinde başlar bilgiler, yürekte doğaya ilişkiler…
İnsanlığa insinler, kendilerini aralarında coşmaları yeter!
Bir ayin etkisi gibi, kendi kendilerine büyüksenmeler…
Marazi huylarını tekrarlamakla insanlığı bunaltıyorlar!
Yahudi takmış kafaya İran’a, kapısının önünde ne var?
3000 yıl aynı masallar, aynı örnekler, marazi ayıplar!
AB bir gün desin ki, annem bana hep ders çalış derdi
Babam harçlık verir, sevgi mi bilmezdi, nedendi ki gibi
Bu yüzden ülke istemedim huy cinsliğimin değerini
Bir ülkeye adapte saldırılmaz olur olmaz her serseriliği
Ama demez ki…peki, ben diyeyim bu sevgimin çiçeğini
Vatan, ulus yücelmeye doğa sevgisi disipliniyle güzelliği
Ticaret için etnik zırvalığı türeyip sözdelik gürleyeni
Ne yapmalı bilmem ki? O ruh hali ısmarlanamıyor ki!
Kanun denilenin kesin noktası yoktur, virgülü de var
Kesin olan bilginin temizi, kirlisi iken dizilerce kuyruğu
Kuyruğun türlü piresi biti her coğrafya iklimi olmaz ki…
Milyarlarca insan, milyarlarca toprağın metre küpü
Bir tek kanun olmaz bir tek kağıda bir çağa, tantana niye?
Söyleyin edeplice şu bana bu sana seçtiğinizi
Her ülke söyler onun yaratacağı her haliyle felsefesini
Ha, sahi, kağıt, peki! Olsun hadi kağıt üzeri
Savaş edebiyatı utandırıyor diye susamam ki çirkinliğini…
Ne değişti peki? Kavgamız mı, sırası geldiği mi benzeşti?
Niye şikayetçisin? ‘Ben dedim oldu’ halin yine sana türedi…
Elimde kalem, önümde kağıt tarih sayfasını sevişti
Bende sevdim not etmeyi…
Türküm, doğruyum, çalışkanım şarkımda sevgimi
Koruyorum yüreğimin çeyizini….
Açık alnım, dik başım, hür milli ruhum, bakışım gibi
Yüzleşiyorum tarihlerimi…
Kağıt yiyip kağıt dolanmıyorum insani hislerimi
İnsani ödevime yaşıyorum, yazabileceğimi…
Kasım 2007
Sevinç KavukKayıt Tarihi : 22.11.2007 19:55:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
AB sorumluları şikayet etmeye başladı. Hep şikayet etmenin bu bir zorunlu versiyonu haz duyumlu. Bir kere insan olduğunu hatırlayışı insanın, insan seviyesinde göz hizası bu duruşa imtina edişi dize getirildiği mi, neden gönüllü emek yoksunluğu mu eşeledi içimi, bilemiyorum ki neye oh demeli, neye vah demeli… Kağıt üzeri anlaşmaların hangisi nerede gerçekleşmiş? Dayatmacılık uğruna giyilen gömlek mi ateş? Sıcaklık sesi miydi acaba bu, demeye yüreklenemem….

TÜM YORUMLAR (1)