Sen yine de aldırma bana
Kitap sayfalarında unutulmuş kuru bir çiçek say
Kokusuz ve renksiz ve şekilsiz
Say ki;
Alacasından kan damlatan bir gece
Bilmem kaçıncı kez tutulmuş güneş
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yar sandığım yara açtı sineme
Elem doldu ayım günüm seneme
Sahip isen az biracık sen em'e
Lütfediver ne olursun eş şair!
"Levh-i mahfuz" denen yer, Allah'ın kainatı, dünyayı ve içlerindeki mevcudatı yaratmadan önce yaratıp, yaratacaklarını ve yapıp edeceklerini içinde derç ettiği ana kitab'ın adıdır İrfan bey. Oradan kovulup atılmak söz konusu değildir. Kovulmak ancak,cümle ins ve cinin kıyamet-i kübranın akabinde ahiret yurdundaki mahşer meydanına toplandığında, Mizan kurulup günahlar ve sevaplar tartıldığında günahları ağır sevapları hafif gelen kullar için sö konusu olur ama bu kovulma da, ahiret yurdunun dışında bir yere değil, cehennemin herhangi bir yerine olur.
Hayırlı sınavlar olsun inşaallah.
tebrikler kutlarım
Her türlü acıya katlanırım da vuslatını esirgeme diyor şiir.. Amenna ve sadakna..
Yüreğinize emeğinize sağlık..
Kaleminiz kavi olsun..
Selâm ve saygılarımla..
Hangi “yakın” bu kadar uzak
Hangi mısra koyak
Ve hangi şiir sığınak
Hangi sonbahar böylesine kızılca kıyamet
Kimde görülmüş bu sadakat
Bu alabildiğine sükûnet
Bu ram oluş ve bu biat
Varsın olsun,
Sen yine kifayetsiz
Say…
Güzel şiir
Tebrikler
Selam olsun kaleme...
Ben ki;
Hiçbir kapıdan geçemeyen
Levh-i mahfuz’dan kovulan adam
Vuslatını ahirete saklayan...
Bütün yazdıklarıma inat
Yine de aldırma sen bana
Kahrına da lütfûna da
Amenna! ! !
Muhteşem... Şiir gerçekten çok güzel. Şairi kutluyorum...
Yıllara yenik düşüyoruz be irfan abim
Bide amenna 2 yazsan onuda
Ben okusam anamın kızına inat :)
Zehire müptela, zıkkıma aşina
Göze mil, kulağa kurşun olsun
Varsın bu şiir de böyle olsun
......
Ben ki;
Hiçbir kapıdan geçemeyen
Levh-i mahfuz’dan kovulan adam
Vuslatını ahirete saklayan...
Bütün yazdıklarıma inat
Yine de aldırma sen bana
Kahrına da lütfûna da
Amenna! ! !
Hani ya sitem??? Buram buram özlemdi şiir... Tebrikler...
Yureginize sağlık..
Harika bir eser olmuş..Okudukça okunası..
Saygılarımla...
Offf ofki ne of şiir budur iste
Yureginin pimini ceker gibi yazmişsı be adam
Mayina basar gibi.zaten dagınıktım hepten dağıttın beni ya
Yazma irfan hocam sen siir yazma
Bütün günahlarım sevalarımın katili olsun
Sen yinede aldırma bana
Eylül de nisan yağmuru bekleyen
Vuslatını ahirete saklayan adam
Hüznüne de kahrına da siirinede Amenenna
Bu şiir ile ilgili 83 tane yorum bulunmakta