Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
nemli, ağır kızıltılar...
Sensizdim kendime bir iş aradım,
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.
Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,
Devamını Oku
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.
Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,




yani ne yapalım şimdi
Şiirde mantık aranmamalı
Kaydı işte hayatım
Bu ince buz üstünde
Fakında olmadığım alevlerin uzağında
Kendim ile buluştuğum oyunlarımda
Henüz tutuşmamış
Kâğıttan yüreğim...
Sanki bir kaç not düşmüş. Kafa bir milyon olmalı.. Bu şiir se ben de assolistim
Bu şiirimsi, geçmişle yüzleşecek cesareti bulamayıp çözümü unutmakta ve kaçmakta arayan iradesiz bir teslimiyetin ifadesidir. "Çiçekli badem ağaçlarını unut" çağrısı, kayıplarla hesaplaşmak yerine zihinsel bir kolaycılığı ve pasifliği dayatır.
Şiirin devamındaki "ıslak saçlar" ve "olgun meyveler" gibi duyusal imgeler ise bu kaçışın üzerini örtmeye çalışan yapay bir teselli örtüsünden ibarettir. Gerçeklikle ve sonbaharın getirdiği kaçınılmaz çöküşle göğüs göğüse gelmek yerine, melankoliyi romantize ederek korkakça bir kabullenişi estetik bir erdemmiş gibi sunar.
Bu horozoğlu Nazım gerçekten çok usta bir şarlatan?
Her ipte oynayan gölgeli cambaz? Bunca kitleleri
kandırmayı-aldatmayı başarmış...
Dört mevsim ve dört kart, maça, kupa, sinek ve vale.
Baharla bahsi açıyor, yazı öne sürüyor...
Ve sonbaharla kozunu oynuyor.
Aş erme aşk erme gibi...
Süper
ÇİÇEKLİ BAADEM
NE BU REZİLLİK
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta