19 MAYIS’ UYAN KALK YÜRÜ
Bu gün 19 Mayıs
Seni uyutuyorlar
Bak karanlık diyorlar
Uyan kalk
el altından
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




hak,katten iş işten geçecek az kaldı..Allah korusun
Şimdi artık uyuma zamanı değil. Hatta gece bile uyurken bir gözümü ve bilincimiz açık tutma zorunluğumuz vardır sevgili NECVA HANIM. Ahh... Bunu bir anlatabilsek...
Kutluyorum bayramınız, şiirinizi ve kaleminizi içtenlikle. Sevgiler...
ah şu uyku hali, ölümden daha kötü, uyandırmak çok zor... duyarlı şiir için kutluyorum sizi, tebrikler
Toplumu uyutmak isteyenler gün gelip bunu yaptıklarına pişman olacak...
Bu millet yoktan var olmayı bilecek güçte.Bu millet hüznün doğurganlığından ürkmedi..
Umudu yitirmedik daha...Aydınlık günler gelecek şüphesiz..
Kaleminize sağlık...
Sevgiler..
Korkmak sana yakışmaz ki? O, 'dikta heveslilerinin', sömürüyü gizlemek için her kılığa girenlerin ve 'bir gün görülür müyüm' diye endişe duyanların hissidir...
Aydınlığı, çağdaşlığı ve özgürce yaşamayı hayatlarının vazgeçilmezi olarak kabul edenler, bunların ve vatanın tehdit altında olduğunu anladıkları anda 'ayağa kalkarlar!' Bilirler ki asıl korku sindirilmektir, ellerinden vatanlarının ve istiklallerinin alınması korkusudur...
Duyarlı şahsınızı ve bu güzel şiirinizi kutluyorum Necva Hanım..
Çin devrimin başlangıcı 1934 yılında Mao’nun uzun yürüyüşüyle başlar…, o yürüyüş 1935 de biter...
Ama galiba tarihin en uzun yürüyüşünü bizler Atatürk’ün aydınlattığı ve çevedeki tüm gerici-yhobaz engelleyici atmosfere rağmen çağdaş uygarlık yolunda kararlılıkla yürümeye devam ederek gerçekleştireceğiz…
Kaleminize., yüreğinize sağlık sayın Necva Kıyak...
Sayın Necva Hanım;
Evet çok haklısınız o yürüyüş dün başladı. Yurdun her yerinden başladı... Yarım kalan Atatürk devrimleri tamamlanana kadar da sürecek... Bu ülkede artık darbeler asker veya sivil yapılamayacak. Tek söz sahibi Türk Milletidir. Çok güzel bir mesajdı. Kutlarım...
Yüreğinize,emeğinize,beyninize sağlık,sevgi ve saygımla,sağlıcakla kalınız...
Çook geçmişte kaldı o sel
Olmayacak birdaha inan
O çılgın eliyle silkeleyip
Şahlandıracak yeniden o el
H. Görgülü
Tam puanımla kutlarım bu anlamlı şiiri...
Bu doğru sözlere katılmamak mümkünmü.Allah memleketimiz için hayırlısını etsin diyorum.Tam puan.
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta