Onur BİLGE
Define, Virane’nin asırlık duvarlarına sırtını dayamış, rölyef gibi duruyordu. Sol elindeki piposunu arada sırada dudaklarına götüren hareket göze takılmasa ve savurmakta olduğu kesif duman da olmasa, tam cepheden vermiş olduğu pozla; sükûtu, o put gibi duruşu ve bakarkör heykel gözleriyle, taşlaştırılan II. Ramses’ten farksızdı. Bir, başında örtüsü eksikti.
Bu frontal duruşun haykırdığı ifade belki de insan hayatının ölümsüzlüğe ayarlı olduğunun hissedilme ve hissettirilme haliydi. Firavun da bunu biliyor, hissediyordu. Ancak hazırlığını maddesel yapmakla hata etti. Teslim olmadı. Tüm aczine rağmen kendisini bir şey zannederek kolları sıvayıp asla sahip olamayacağı sıfatları taşımakta olduğunu iddia etmeye cüret etti.
“Ne düşünüyorsun dede? ” diye sordu, Ahmet. Yine kahve getirmiş, ondan başlayarak dağıtmaktaydı.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta