Onur BİLGE
Aralık... Yine bir pazar günü... Viranenin üst salonunda, kömür sobasının başındayız. Havada bir gerginlik, bir sıkıntı! Bizde de öyle... Herkes oflayıp pufluyor, çatacak yer arıyor! Başı ağrıyan, içi sıkılan, en küçük şeye sinirlenen, bir aşağı bir yukarı dolaşan, kendisini derse veremeyen... Sabahtan bir şey yoktu. Öğleden sonra gökyüzü sarardı, kızardı, karardı; hepimizi kasvet bastı! Sonra bir rüzgâr çıktı. Ortalığı toz toprak kapladı! Dışarısı, ala fıcırık boz duman! Kıyamet koptu kopacak!
Kapı! “Tak tak tak! ..” Zili de kullanmıyor. Olanca gücüyle vuruyor. Kapıyı yıkacak! Ahmet, Selçuk’a işaret etti ama yine elindeki işi bırakıp, kendisi koştu, açmaya.
Asırlık ahşap merdivenleri paldır küldür çıkıp, hışımla yanımıza geldi. Zaten herkes dikkat kesilmiş, merdivene bakıyordu. Ahmet’e selam bile vermeden içeriye dalmış, soluğu yukarıda almıştı. Alı al moru mor gelen Nazan’dı.
Hayatım degişti nasıl anlatsamki
Kitap okurum sen varsın aklımda
Yürürken hep sen varsın yolumda
Yamurda ıslanırken seni görürüm o küçük damlalarda
Nasıl bir duygu bu aşk anlamadımki




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta