İNANÇ ŞİİRLERİ

İNANÇ ŞİİRLERİ

Attila Şanbay

Yemyeşil çayırların arasında bulduğu, pırıl pırıl kılıç, pek çok sebep yüzünden orada olabilirdi... İsyancıları kovalayan askerlerden biri düşürmüş olabilirdi, o kılıcı çalmış olan bir hırsız düşürmüş olabilirdi, herhangi birisi daha sonra almak üzere oraya gizlemiş olabilirdi ve buna benzer yüzlerce mantıklı sebebi olabilirdi...

Ama Jean d'Arc, o kılıcın Tanrı tarafından, kendisi için gökten oraya indirildiğine inanmayı seçti.

Bu seçim, onun hayatını değiştirdi...

Bir şey, sayılamayacak kadar çok ihtimalin sonucunda meydana gelebilir.
..

Devamını Oku
Mehmet Tevfik Temiztürk

Umurumuzda mıydı gibi yanlış tavırlar,
Herkeste başıboşluk Hakk’a başkaldırılar.

Sanki namaz, oruç, haç üç beş ihtiyar için?
Zekât, zaten yok gibi pek uymuyoruz niçin?

Bencilliğimizden mi inanç önemsenmiyor,
..

Devamını Oku
Yavuz Bayram Çalışkan

Öyle güzel bir güzelliktir ki yaşamak ve bize verilen zamanda bunu gerçekleştiriyoruz ki bu sevgi ve aşk adına, sevgiyle, çok büyük bir aşkla tüm ruhumuzun bu sevgi ve ışığı yaymasını bekliyoruz. Her insan duyguludur, zamanı gelince bunu hep dillendirir, konuşur, insan konuşabilmelidir, anlayabilmelidir, anlatabilmelidir, gizlemeden saklamadan tüm özüyle ortaya çıkmalıdır benlik. Duygularınızı başka değerlere esir etmeyin. Duygularınızı ve gerçeklerinizi saklamayın, çocuğunuza, eşinize, annenize, babanıza, kardeşlerinize, dostlarınıza, sevgi adına sarılın, onları sevdiğinizi dillendirin, söyleyin, yaşama sarılın, ertelemeden yaşayın zamanda her duyguyu, yoksa bir gün o değerleri bulamaya bilirsiniz, yok olup gittiklerinde. Ulaşamazsınız, uzağında kalırsınız umudun, içinde yaşarsanız zamanın, mutluluğun yaşanılan an olduğunu anlarsınız.
Bu can bize güzel bir armağan, nefes ve can içiçe, duygularla yoğrulur zaman içinde, neler yaşanır neler bilseniz anlatılmaz hissedilir, kırgınlıklar, kızgınlıklar, suçlamalar, tüm olumsuz etkiler, güzellikleri hep zorlar. Güven olmalı,insana, inanç olmalı aşka, suskunluklar yanlış anlaşılırsa değerler yiter, insanlara zaman tanınmalı, gerekli özeni göstermeliyiz. Her insan hata yapar ama bu zincirleme olmamalıdır. Neden kaybederiz bilir misiniz? Sahip çıkmadığımız için kaybederiz. Özensizliğimizden, değer bimemekten kaybederiz.


Öfke, kızgınlık, intikam, nefret, hırs, değersizlik ve sevgisizliği, sahiplenirsek bedelini çok ağır öderiz. Kırılıp gurur yapmadan dinlenmeli insan ve anlamalı veya anlamaya çalışılmalı, güven duygusu güvensizliğe dönüşürse işte çıkmaz yolun sonundayız. Duyguların dili aşktır. Arzuyla istekle çağırır sizi. Uçarak gidersiniz, deli gibi, hiçbir derinliği görmeden gidersiniz. İşte o an hayatınız değişir. Neşe ve sevinç içinde bir heyecanla sevgiye uyanış başlar. Âşıklar birbirlerine sözler verirler, saygı ve sevgi doluluğunda bir ilişkidir bu, umudun istenişidir aslında. Ayrılık korkusunu ilk başta sezdirirler, bir sığınmadır limana, aşkın yüceliğinin elini tutmadır, en ahengiyle uyum ve dengenin ten ahengiyle dansıdır bu yaşanan. En mükemmeller istenir ilişkilerin başlangıcında, değişim sözleri ile bakılır hayata, adımlar atılır, cesaret öndedir, korku ve endişeler dizginlenir. Davetkâr bakışlar rıhtımında demlenir zaman. Duygular hissedilir ve yaşanır tenlerde.
Aşk insana evrene ve yaratanadır. Adımlar coşkuyla atılır, duygular dansa kaldırılır, sevinçle yaşanır her an, hiç bakmadığınız gibi bakarsınız, sevginin sarmaladığı yaşam yolunda yürürsünüz, günleriniz ışıldar ve varlığından hoşnut olursunuz ama bunu hep sevgiliye söylersiniz, iyi ki varsın diye

..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Acep beni de ayni ayardan zerre zurra cekilmis piyangolastirilmis kidemli kademe adamdan ermis yürümüs insan ikramiyesi sayarlar mi gibi gibisine
Söyleyip söyleyip ipligi iligi sökülünceye kadar bugünün hali vakti her bir bozukluga evrilmis devrilmis carkeden insanda bütün anlam ve manaliligini yitirmis kendi halinde hazirkalip soguk ve soyut dayali döseli kelimeleri harfiyyen hecelesrek dagde derede burda ötede her firsatta heryerde…
Acep beni de ne kadar cok Yunusmevlanacilik edersem ucundan kenarindan `vayyy beeeee ne mokkem akil fikir sahibi evla evliya `…derler isliklarlar mi gibilerin gibisine..
Alisilagelmis giderliliktirr ki….
Neredeyse herkes …tiklim tika kücük tefek mevlevi tekkegah ve Yunus Mevlana`ciliktan laf devsirip evelem gevelem tekrarin tekrari karsiliksiz kifayetsiz cirit cortlatirken lafa güzafa; dünya kan gölüydü, ormanlar cot, topraklar corak, ahlak huzur hukuk inanc güven cöl harabi ve Bop harami…....koskoca insan denen nesnedense ara ki bulasinlarla zevk-i safa, ecir cefa kimin koynunda cüzdannda niyet maksat nesi ne kadari varsa, ikisini bir kafa ütüleyip kalp bulandirandan cehennem yuyan cinnet arindiran mülakatsiz muglaktanherkesin mahsusu muhatabi kir, kin, kayip, zül, ziyan, kargasa, kabus, lanet, zifir, zindan, hir, gür, nizah, fitne, fesat…yaninda MEVLANA cümlegahi, bozuk para cikismadigi icin gibinin, cignenip tükürülen ciklet sakizi gibi…

Seyfi Karaca……….Aralik / 15
..

Devamını Oku
Osman Demircan

Hayatımda yer almayanlar cenazeme de gelmesin. Onların hayır duasına ihtiyacım yok. Onların duası beni yaşatmış olsaydı eğer; şimdi tabutta olmazdım. Ey Cemaat- i Müslimin! Seninle aynı safta namaz kıldıktan sonra sen hep kendine dualar ettin. Ben ellerimle caminin penceresinden senin günahkar bencilliğini bir kilim gibi sildim. Şimdi o kilimin üzerinden cenazemi taşıma! Bırak cesedim senin duaya kalkan ellerinden de uzak dursun. Yaşarken bana öğrettiğin: “Benim pisliğimi çekemediysen intihar et.” sözün senin duanın besmelesi olsun. Bırak da cenazem yıkandıktan sonra, seni yaşatan bencilliğinle kirlenmesin. Bu dünya sizin olsun. Benim ölüm tutkum, senin yaşama sevincinden daha muhteşem olsun. Ey Cemaat- i Müslimin! Kurduğun dünya sahnesinde, hep baskın basanın oldu. Ellerinizdeki kutsal saydıklarınızla ve oruçlu ağızlarınızla binalar basmadınız ama; insanları pencerelerden attınız. Sonra perdelerinizi öylece kapattınız. Hep şunu dediniz: Sabır dinimizce kutsaldır. Böylece sizin zorbalıklarınıza kutsal bir etiket buldunuz. Bir marka yarattınız inanç adına. Sonra inanları deve yapıp üzerlerine binerek, size inanmayanların üzerine yürüdünüz. Yok yok tabutumda peygamber çiçeği olsun. Ben o çiçeği bir vazo gibi kırılan kalbimin içinde besledim. Allah herkese kalbine göre versin. Ey Cemaat- i Müslimin! İster laik ol, ister komünist ol, ister çağdaş ol, ister dindar ol, ne olursan ol deyip gel diyemem. Ben Mevlana değilim, Şems gibi ya ölüme ya da karanlığa çeker giderim. Senin fikri garabetlerinle beynimi bir çöp tenekesine çeviremem. Ey Cemaat- i Müslimin! Yaşarken beni hiç sevmedin, şimdi cenazeme neden geldin. Ben dertlere gömülürken yoktun, şimdi cenazemde neden varsın. Neden beni gözlerini kaçırarak yok saydın. Şimdi yoksa bana ağlamaya mı geldin. Sen o gözyaşlarını al, başka insanların ayaklarını kaydırmaya git. Senin gözyaşların sinsi sinsi gülüşünden daha tehlikelidir. Çünkü beni de sen kurşun gibi dökülen gözyaşlarınla ölüme gönderdin. Ey Cemaat- i Müslimin! Gözyaşlarına kanarak beni sevdiğini sandım. Senin sevgin, senin nefretinden daha zalimdi. Ey zulmün inancını altın varaklı dualara yazan. Şimdi mezar taşıma ne yazmaya geldin. Ey Cemaat- i Müslimin! Şehrin eşrafı oldun, gözlerime gözlüklerini soktun. Saatçide bana hep saatli bomba verdin. Seni beklerken cami önlerinde, güvercinleri paramparça olan bedenimle besledim. Senin semtinde başıma neler geldi. Polis senden yanaydı, asker senden yanaydı. Ben derdimi hiç kimseye söyleyemedim. Ey Cemaat- i Müslimin! Sen bir kara gömlektin. Yıllarca seni üzerimde taşıyarak bir günahkar gibi gezdim. Şimdi o gömleği kefenimin cebinde sakladım. Allah'ın adaleti beyazı, beyazdan; siyahı siyahtan ayıracaktır. O siyah gömlek bakalım, Allah'ın karşısında kimi masum ve temiz çıkacaktır.
..

Devamını Oku
Mehmet Tevfik Temiztürk

Mutlak önemsenmeli, hakikat sebebiyle,
İyilik Rab’bin emri, hayvanlar bir vesile…

Bir kuşu öldürüp de cehenneme gidenler,
Köpeğe su içirip de ödüllendirilenler…

İnanç çok hassas bir şey, kul hakkı yememeli,
..

Devamını Oku
Oktay Çekal

Öz zayıf…

Ölüyorum en derin, çukura düştüm.
Hava sönük, hayat sönük, ruh sönük,
Kaçamadım, sardı beni bataklık,
Gözüm tutsak, beden tutsak, ben tutsak.

..

Devamını Oku
Murat Akbaş

Samimi ve bilinçli inanç sahipleri,
Faziletli dinini yaşayanlar;
Başımızın tacısınız...
Yüceltmeye ve saygıya değersiniz...
Bilmeden inanlar;
Her daim dalkavukların oyuncağı olur...
Her nedense kulaktan dolma yaşarlar...
..

Devamını Oku
Bekir Sami Ünsal

İNANÇ VE ZORLUK

Ne inanç horlanır, ne de ten rengi
Ahenk olur muydu yok ise dengi?
Ruhun dili kalptir, kalbin ki sevgi
Her Şirin’e feda nice Ferhat var!

..

Devamını Oku
Mehmet Sani Özel

Ortalık yangın yerine döndüğünde, pervane telaş üfürdüğünde, kusur addedilecek kimselerde, yararlılık beklenilen mahfillerde, hiçbir şey yapamayacak olanların mazereti çoktur. Yakışıksız gelişmelerin müsebbibi olarak gösterilecek bahanede çoktur. Başkalaşım tekniği teknolojiye eşdeğer hızda gelişme göstermiş ki, ummadığınız yerden veya yönden yumruk yemeye, laf işitmeye, garez görmeye alışık olmalısınız. Yoksa bu günkü yaşamı özümseyip hayattan zevk alabilmeniz, ruh ve mana ilişkisi kurabilmeniz pek mümkün değildir. Duvarlarında çıplak ayakla girilmez denilen yere, çırılçıplak girenleri görürseniz şaşırmayınız, zira onun bir etik’i açılımı, güncel tarifi vardır ve geçerliliği (af buyurun) dağdaki çobanla perdedeki rakkasenin hüviyetine aynı paralelde etkin değildir.

Vatan ve namus için can vermeye gelince ön sıralarda olanlar, hüviyeti mezhebi ve meşrebi sorgulanmayanlar, ilimden, ihsandan ve kamu nimetlerinden yararlanmaya kalktığında veya tercih koyması gerektiğinde ikinci, üçüncü sınıf muamelesi görürler. Edenler ve edilenler her ne kadar aynı zümreden olurlarsa da ettiren anlayış ve yorum, kendini (haşa) sürünün çobanı gibi görür ve kabul eder. Hatta derki; Hiç çobanın sürüye sorduğunu gördünüz mü, sizi nereye sevk edeyim v.s. dediğini? Halkı, ve onun irade beyanını bir sürü mahiyetine alıp yorumlayanlar, bunu açıkça ifade etmekten çekinmedikleri gibi onun çek ettiği demokratik açılımları, nevi şahsına münhasır bir anlayış ve muamele ile reddederler. Sorarsanız bu elit, seçkin tabaka yönettiklerinden daha çok Allah’a yakındırlar..

Yanlışa parmak basmak, hatayı belirtmek, kusurlu gidişatı su yüzüne çıkarmak, deyim yerinde ise; “Namuslu vatandaş olmak! ” Öyle kitapta yazdığı gibi, insanlık görevi, yurttaşlık gereği gibi anlaşılmaz, her zaman. Yazılı kuralların ötesinde geçeri dünya edep normlarına binaen de olsa, bir eğriliği, bir olumsuzluğu, bir aykırılığı, bir kanunsuzluğu ifade etmeye kalktığınızda bir gücü akamete uğrattığınız var sayılarak tazir görür, ihtar alır, hatta cezai müeyyideye bile mazur kalabilirsiniz. Buda demek oluyor ki, bilinmeyen kurallar bilenen kurallardan daha etkin ve geçerli. Yani yasal hakların yorumlanması, refah düzeyine göre, temsil yeteneğine göre farklı anlam ve cevap iktiza ettiriyor. Bu meyanda özgürlüğü hak etmenin ne kadar zor ve meşakkatli bir uğraş olduğunu anlamamak mümkün mü? ..

Siyaset yapmak, hele ki hakkı hukuku savunmak, egemenliği çoğunluğun iradesine devşirme gayretinde olmak, hukuku üstün kılmaya, adaleti sağlamaya çalışmak bilindiği gibi; “Ateşten gömlek giymek! ” gibicesine sabır ve sarsılmaz iman gerektiren bir kutsi iş. En büyük bela ve musibetleri onlar görür, en galiz ifadelere onlar maruz kalır, en beter iftiralara onlar uğrar ve en çabuk onlar kaderine terk edilirler. Sanılır ki, Yevm-il mahşerde sadece yöneticiler ve alimler (bilginler) sorguya alınıp kaderden ve kazadan sorguya alınacaklar. Halbuki tabanında kendi dönemine ait, sorumluluk ve yükümlülükten teferruat hesabı olacaktır. Meşru olmayan menfaatlere ram olduğum kadar, kötü gidişata verdiğim gönül, muhabbet ve müspet destek kadar, iki cihanda da bedel ödeyeceğim muhakkak ve mutlaktır..
..

Devamını Oku
Fatih Lütfü Aydın

Buruk bu 23 Nisan.
Burukluk duyuyor insan.
Ah! Demokratik Cumhuriyetimiz.
Bu hallere düşer miydin?
Sanayi toplumu olabilseydik, biz.
23.04.2017
F.L.A.
..

Devamını Oku
Tayyibe Menengeç

Deniz taşmış gözlerinde, sözlerin kırık dökük.
Üstün başın hasret kokarken tüm yollarımın
Sonu sen olmalıydın. Arsız bir kaçışla koşarak
geldim sana. Tüm seslere sağar tüm dillere dilsiz.
İçime oturmuş o kutsal inanç hiç susmadı sana.
Ben beni, sensiz neylerim. Sana geldim birçok
Sözle sana…
..

Devamını Oku
Emine Deniz

Aldığım yalnızlıktır koynuma, üşüdüğüm sokaklar boyu…Adımlarım suskun,haykırışlarım sakat.Ertesi güne hazırlanan bulutlar gibiyim gecenin aya aşık izbe caddelerinde.Bir sen gelmedin ey sevgili…Ordasın,karşımda iki adam boyu uzağımda.Sokağı eşsem toprak,kapıyı kırsam duvar.Pencereler açılır anbean önümde perdeler sana çıkar.Aynada gördüğüm yüz,duyduğum en güzel söz…Aydınlığım! ! ! Güneşin parlayan yüzünde gördüğüm mavi karanlığım.

Şimdi nerdesin? Ne düşünüyorsun? Hoyrat saatlerde hangi yosmayı öpüyorsun? Bir kaldırım taşı gibi bedenim.Tutsam atsam kendimi,kirli denizlere.Denizyıldızları yapışsa bedenime.Yenilense yüreğim.Unutsam seni.Yoruldum sevgili…Parantez içi yaşanan aşkımız,günlük telaşlarda tükenen hayatlarımız.Acıktım,susadım,üşüdüm…

Dağınık bakışlarda yaşanan geç kalmışlık gibi çizgilerim.Öfkem,merhametim kendime.Yalnızlığımdaki gölgeme.Sevgili,göğsüne kapanıp ağlamayı özledim.kaçışlarımda beni sımsıkı yakalayıp göğsüne bastırmanı özledim.Ölü odalarda yaşıyorum yokluğunda.Ses yok…Ve ölüler gömüyorum intihar saatlerinde.Kitap sayfalarına serpiştirilmiş aşk kırıntıları besliyorum kimsesiz dünyamda.Ben oluyorum esas kız.Oyalanıyorum.Azıcık cilveli,biraz,deli, çokça serseri…

Senim ben! Bir üfürükçüden ödünç aldım sevgini.Ayrı düştü baklalar.Çingeneyi öldürdüm.Çalıntı mutluluklar satıyorum caddelerde,kimse bakmıyor.Üç kuruşa hüzünler…kapış kapış.
..

Devamını Oku
Süreyya Aktaş

Sonsuzluğun ağırbaşlılığı, - “HUZUR, MUTLU, GÜVEN” kısa bir an içinde olsa, içimi sarıp ısıtıyor beni… Rüyada gibiyim. Doğaya dönüş arzularım sanki bir uyanış... Bir “DİRENİŞ”...“DUYGU” farklı olduğunu anımsatıyor. “SEZGİ” güçlülüğü yaşamın dört rengiyle birleştirmiş ve dinlendiriyor. Ve hayatın ve hayata olan “İNANÇ” Sembolünü kucaklıyor. “ÜZÜNTÜ” duygusunun mavimsi hali, “SEVİNÇ” duygularıyla yer değiştiriyor.. Doğuştan gelen algı yeteneklerimin “FARKINDALIĞI” için öncülük eden psişik, tinsel, ruhsallığımın boyutu mekanikleşiyor. Yöntemleriyle mavi sonsuzluğa doğru... “ANLAMANIN GİZEMİ” Çözülüyor.. Mavi sonsuzluk yolculuğumla “BENİ BANA GETİR YAR TRENİM” ….. Bindiğimde vücut ve beyin enerjisi ile büyüme ve hareketin sembolüne dönüşüyor... “BARIŞ” bolluk, arkadaşlık, dostluk, ümit, verimlilik savuruyor “SAĞDUYU”
ah...”DUYGULARIM” ah... “BÜYÜME ve HAREKET” Sembolü… Yeşil yapraklara dönüşüyor... Ve çoğalıyor... “ÇİÇEKLERİM” açıyor bahçelerinde... Uçuyor bir “KELEBEK SAĞDUYUSU” rüyaların anlaşılmazlığında… “İSTEKLER” gerçekleştirileceği noktada... Çiçeklerin yardımıyla... “KENDİNE GÜVEN” iyimserlik kokuyor. SIKINTILARI, KEDERİ, HASTALIĞI atıp “ZENGİNLİK” kazandırıyor... İsteklerin nasıl gerçekleştirileceği nokta da... O an “ŞEFKAT” kolları saf ve aşk duyguları, “BİLİNÇ DIŞI” sinir sistemine yolculuğuna devam ederken, duygusal “DENGE” sahip olduğu “ENERJİ” ile “GERGİN” ve “DEPRESİF” bir hal alıyor...Ve, “ YAŞAM” yaşamın dört rengi birleşiyor..... İnsan! ! ! ! ...? ? ? Doğasına... ”YALNIZ” değilsiniz artık, “BİRLİKTELİK” için el ele... “MUTLU”, “ YARDIMSEVER”. “SEVECEN”. PAYLAŞIM”, BİRLİKTELİK” “ SEVGİ”, “ SAYGI”, “HOŞGÖRÜ”, “GÜMÜŞ TEPSİM” SÜREYYA YILDIZINI” üzerinize döküyorum.. Nasiplenin. Bu “DÜNYA da “KOZA” yok artık. Beni Başak Yerlerde Kozalarım Bekliyor. Onlar için “Kelebek Özgür Çocuk Uçuyor
.Hoşça Ve “Kelebek Dokunuşu” ile kalın.

İstanbul, 17.04.2006
..

Devamını Oku
Rasim Yılmaz

Köprü altında unutulmuş mutluluklar için
ne yağmurlar boşaldı göklerden,
iki gözün ağlamasıyla yeniden yeşerecek,
UMUTLAR...

Bir nebze inanç bıraktım yüreğine
DUANA kat göz yaşlarımı
..

Devamını Oku
İsmet Can

Yüce peygamberin kelamıdır, Hadis-i şerif
Onun, bunun aklına göre değildir, bu tarif
Okuyunca anlar, izanı olan her bir arif
Arifler üstü bir kelamdır, Hadis-i şerif

Her ayrı konuda toplumsal sosyoloji içerir
Tüm zamanların inanç ve kültürüne eğilir
..

Devamını Oku
Hacı Gürbüz

tanrı inanç
aldığın nefes
vicdan aşk sevgi
hasret ve özlem
gözle görmez
elle tutulmaz
hissedersen yaşarsın
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Serra Hanım'ın İnançsızlığındaki Öcü

Senin Allah'a inançsızlığında öyle korkunç bir öcü var ki, Serra Hanım;
Cisimleştirilip önüne konsaydı o öcü, korkudan kesin patlardı ödün.
Ama o öcüyle mutlaka karşılaşacaksın, gelmiş dünyan olduktan sonra dün;
Hesabın görülüp atılacaksın cehenneme, ateşte sırıtacak iskeletin.
İşte inanç, işte zaman, işte fırsat; olmasını istemezsen ötede "öcü"n.
..

Devamını Oku
Behçet Elcik

inançsızlık değil inancım.
Aşk ötesi bir inanç benimkisi.
Hılkiyat derecesi belki,
Yaratılan için.
Yaratan için değil, yaratılana an ehemmiyetli.
Aşk ötesi bir bağ benimkisi.
Kalp sızı değil beni inciten.
..

Devamını Oku
Naz Akman

dudaklarımda bir aşkın sıcaklığı
yakar kavurur çöl ihtirası
şehvetle açılan kollar
sensizliği sarıp sarmaladı.......
fırtına koptu yüreğimde
seni savurdu beni vurdu
sağanaklar boşaldı gözlerimden
..

Devamını Oku